Bazı Kur'an âyetlerini Türkçe anlamıyla yazı içeriği yapmak...

Bazı Kur'an âyetlerini Türkçe anlamıyla yazı içeriği yapmak... DİN
5,0
05.09.2014 00:33:16
A+ A-

Radikal blog yazıları arasında böyle içerikli yazılar çıkıyor. Kuşkusuz bunları kaleme alanlar hep aynı niyeti taşımazlar. Kur'ân'a inanarak, âyetlerinden etkilenerek, Allah kelâmının biricikliğine, insan sözlerine göre o sözlerin insanda bambaşka bir etki yaptığına, Kur'ân okumaktan hiç usanılmadığına bakarak bu âyetlerin Türkçe anlamını (meâlini) aktararak insanlara Kur'ân'ın içerdiği sözleri iletmek, okuma fırsatı vermek bir niyettir. İyi niyettir bu. İnsanın beğendiği bir yazıyı, bir şiiri, bir romandan bir bölümü aktarması, paylaşmak istemesi niyeti gibi bir niyettir. 'Söz'e önem ve değer veren insanlar için anlaşılır bir tavırdır, tutumdur bu. Kaldı ki Kur'ân'da şu anlamda bir meydan okuma vardır: Kur'ân-ı Kerîm eşsizdir. Bütün insanlar bir araya gelip birbirine yardım ederek çalışsalar yine de ona benzer bir eser, dahası onun içerdiği sözlere benzer bir tek söz bile meydana getiremeyeceklerini Kur'ân haber verir. Çağrıda bulunur. Meydan okur. Bu da Kur'ânın bir mucizesidir. Kur'ân'ın âyetleri olaylara göre vahy olunmuştur. Onun için, âyetler insan sözüne benzemez. Çok üstün bir nitelik ve önem taşır. Hz. Peygamberin, çevresindeki insanlarla (en yakınları da dahil) ilgili, bazı olaylar sonucu, karar vermek için vahiy beklediği ve ancak vahiy geldiğinde onlara bunu açıkladığı bilinir. 

Diğer bir niyet ise kötü niyettir. Bu, Kur'ân'a inanmadığı halde onun içerdiği kimi âyetlerin Türkçe anlamını (meâlini) aktararak, aklı sıra bazı insanların, onları, ikna edici, akla uygun bulmayacakları olasılığını gözeterek, Kur'ân karşıtı bir mücadele sürdürme niyetidir. Evet, aklı sıra böyle insanlar, tâbir câizse, Kur'ân'ı Kur'an'la gözden düşürmeye yelteniyorlar, böyle bir yolu deniyorlar. Bazı kendi akıllarına güvenenler, yine güya aklıyla Kur'ân'a olan inancından vazgeçebilecek kimseler olması ihtimalini hesaba katarak böyle davranıyor olabilirler. Bunu da bir tür akıllılık veya halk arasındaki deyimle cinlik sanabilirler. Sanki Allah'ın Kitaplarına, Peygamberlerine insanlık tarihi boyunca her dönemde hep inananlar da inanmayanlar da olmamış gibi!.. Bu dönemin inançsızları, inkârcıları sanki eski dönemlerin inançsızlarından, inkârcılarından farklıymış gibi !.. 

Kur'ân-ı Kerîm, Hz. Muhammed'e(sav.) 23 senede kısım kısım vahy olunmuştur. "Şüphesiz Kur'ân âlemlerin Rabbinin indirmesidir. Ey Muhammed, apaçık Arap diliyle uyaranlardan olman için onu Cebrâil senin kalbine indirmiştir." (Şuarâ sûresi:192-195)

Kur'ân-ı Kerîm Hz. Peygamber'e vahy olunduğu gibi muhâfaza olunmuş, bugüne kadar öylece gelmiş, "Doğrusu Kur'ân'ı Biz indirdik, onun koruyucusu da Biziz." (Hicr sûresi: 9 ) İlâhî va'di gerçekleşmiştir.

Kur'ân'ın âyetleri onun insanlara duyurulmasını emreder. Hz. Muhammed kendisine vahyolunanı insanlara tebliğ etmekle emrolunmuştur: "Ey Resûl, Rabbin tarafından sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan Rabbinin elçiliğini yapmamış olursun. (Mâide sûresi : 67)

"İnsanlara gönderileni açıklayasın diye sana Kur'ân'ı indirdik, belki düşünürler." (Nahl sûresi : 44)

"Bu Kur'ân bana sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu." (En'am sûresi : 19. âyet'te geçen, Allah'ın Peygamber'e insanlara söylemesini istediği sözlerden biri)

"Bu, insanlara bir tebliğdir, müttekîlere yol gösterme ve öğüttür." (Âl-i İmrân sûresi : 138)  (müttekî: Allah'tan korkan/çekinen)

"Kendilerine apaçık beyanda bulunsun diye her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik."  (İbrâhim sûresi : 4)

 

Yararlanılan Kaynak : Kur'ân-ı Kerîm ve Türkçe Anlamı (Meâl), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Hazırlayanlar: Dr. Hüseyin Atay, Dr. Yaşar Kutluay, 15. Baskı, Emel Matbaacılık San. Ltd. Şti., Ankara, 1988. (İlk baskısı: 1961). Bu eserin ilk sayfalarında yer alan Osman Keskioğlu tarafından kaleme alınmış "Kur'ân-ı Kerîm ve Başka Dillere Çevrilmesi Konusunda Açıklamalar" başlıklı bölüm.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.