KURÂN'IN RUHU VE İSLÂM'DA KADININ YERİ

KURÂN'IN RUHU VE İSLÂM'DA KADININ YERİ DİN
4,7
30.10.2013 22:28:14
A+ A-

Sevgili Okurlar!

Hatırlıyorum küçükken büyükler daha çok tanrı ifadesini kullanırlardı. Allah kavramı henüz bu kadar yaygın değildi.

Tanrı İslam için pek yabancı bir kelime ayrıca sistemi de çökerten bir yaklaşım olduğu için, daha çok klasik tarza uyuyor.

Bu aşamada Üstad Ahmed Hulûsi çağdaş bilime dayalı şekilde "gördüğünüz ya da göremediğiniz hemen hemen her şeyin aslında elektromanyetik ışınlar (dalga boyları) olduğu" tezinden yola çıkarak, varlığın bir bütün olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bu tümelliğe Allah denebileceğini açıkladı. Bu yaklaşımlar kuşkusuz insan beynine daha uygun geliyor. 
 
Esasen O'nun daha önce bu sütunlarda çıkan, Kur'ân mucizesidir yaşadığımız "Altın çağ" isimli makalesini büyük bir zevkle okudunuz.

Şimdi izninizle bu kez de Kuran'ı hiç böyle "İKRA/OKU"madınız! İsimli yazısını sizlere takdim etmek istiyorum.

***

 

KURÂN'IN RUHU VE İSLÂM'DA KADININ YERİ

Hz. Muhammed (aleyhisselâm)'ın "Allâh Rasülü" olarak bize bildirdiği İslâm Dini'ne karşı olan bazı kişilerin, kutsal Kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'in "RUHU"nu "OKU"yamamaktan ileri gelen; şu eleştirel sorusu hayli sık karşıma gelmeye başladı...

Bu kişilerin eleştirel sorusu şu:

"Hz. Muhammed, 1400 küsur sene önce, yaklaşık beş bin kişinin yaşadığı ve çoğunluğunu ilkel düşünceye sahip insanların oluşturduğu bir topluluğa peygamber olarak gelmiştir! Kız çocuğunu büyüdüğünde ar olur diye diri diri kuma gömüp öldüren; kadının bir mal gibi sayısı sınırsız ölçüde alınıp satıldığı; kadının bir insan olarak görülmediği ve hiçbir hakkının olmadığı bu toplumda; sorular ve sorunlar elbette ki, o toplumun anlayış seviyesine göre şekillenmiş; o soru ve sorunların çözümü de Kurân'ın şekillenmesine vesile olmuştur.

Eğer Hz. Muhammed, o bölgede değil de Kutuplarda dünyaya gelseydi, peygamberlik döneminde tebliğ edeceği kitap, Eskimoların yaşadıkları toplumsal şartlara, örf ve âdetlere göre oluşan soru ve sorunlara göre şekillenecekti...

Bu durumda, gene o Kitaba göre; yeni Nebi ve kitap gelmeyecek olduğuna göre; insanlık, bu çağda, anlayış seviyesi ortada olan o topluma göre konmuş olan kurallarla mı yönetilecektir?.. Bu kurallar, o kitabı, bırakın çağlar ötesine hitap etmeyi, düne veya bugüne göre dahi geçersiz kılmaz mı?.. Dünya genelinde yaşayan sayısız topluma 1400 küsur sene öncesinin anlayışına göre şekillenmiş kurallar ile nasıl hitap edilebilir; Kur'ân, insanları 1400 yıl öncesine mi döndürerek cennete sokacak?"

Yazının devamını okumak isteyenler, aşağıdaki linkten devam edebilirler.

http://www.ahmedhulusi.org/yazi/kuraniokumak.htm

 

MUSTAFA CECELİ SORDU, AHMED HULUSİ YANITLADI #1 - ALTIN ÇAĞ'DA İSLAM

http://www.ahmedhulusi.org/video/mustafa-ceceli-sordu-ahmed-hulusi-yanitladi-1-altin-cagda-islam.htm

 

Ahmed Hulûsi'nin tüm videolarını seyretmek için aşağıdaki linkten devam edebilirler.

http://www.youtube.com/user/AhmedHulusiOfficial

 

@AhmedHulusi on Twitter

 

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Kavramların çözümü ve A. HULUSİ -

En önce ezberlediğimiz 2 suredir: Fatiha ve İhlas. Bu hemen hemen %100 böyledir. Ve ikisiyle de namazınızı kılabilirsiniz ve duadırlar da. Şimdi benim için netleşen şu oldu, neden bu sureler böyleydi? Okuyunca anladım ki, RİSALET ÖRNEĞİ OLAN SURELER imiş. Hiçbir şey tesadüf değil demek ki? Oysa bendeniz, bu makale ile Risalet ve Nübüvvet diye iki ayrımı fark ettim! Bu benim ayıbım mı bilemedim?? Ama, ben her iki kelimeyi EŞ ANLAMLI OLARAK kullanıyor muşum. Vay vay vay!!! Büyük bir kavram kargaşası daha! Benim için Sayın Hulusi KAVRAMLARIN ÇÖZÜMÜ-ANALİZİ olarak yer diyor hafızamda. Kavramların çözümü dersi alıyorum adeta...İyi ki var, iyi ki yazıyor, iyi ki burada okudum! Ben kendi adıma çok memnun ve mesudum. Teşekkürler ediyorum

1 0
Nübüvvet ve Risalete dikkat etmek gerekiyor.. -

Kuranın hem Risalet hem de Nübüvvet yanı diye, 2 kısma ayrıldığını bilmek gerek. Gayet mantıklı bir izah ve değerli bir bilgidir bu. Çünkü gerçekten de bazı ayetler- sureler sanki ayrıcalıklı tutulur değil mi? Tabi ki KURAN çok değerlidir, her şeyiyle, her yönüyle vs. Ama, hepimiz okumuşuzdur, bazı surelerin ayrıcalığından bahseden Hadis-i Şerifleri..Ne kadar da ilginç! Nübüvvet denilen özellikle, ölümümüzle bitebilecek konular, daha doğrusu asgari olarak bizleri öbür dünyaya hazırlayan... Yani, bazen düşünürdüm ben de, bazı ayetler hep farklı bir tarz içeriyor, neden? Şimdi taşlar oturur gibi oldu.. Yanılmıyorsam, Risalet çok daha farklı boyutları içeriyor. Ve Kuran’a biraz da bu anlayışla yeniden bakmak gerekiyor. /Müslüm

0 0
Kuran'ın Ruhunu anlamışsanız 4 kadına: Hayır dersiniz... -

Kuranı böyle okumamışız inanın ki! Okudukça yeni yeni ampuller patladı adeta beynimde! Ne kadar önemli açıklamaların peş peşe geldiği bir makale adeta! O kadar çok soruya cevap buldum ki. Eminim okuyucuların çoğu da böyle hissetti!.. Çünkü en çok sorulan sorulardan biri de, 4 kadına izin verilmesi vs. değil mi? Oysa KURANIN RUHUNU anlamışsanız, buna hemen hayır diyeceksiniz. Bu gün artık bu şartlarda böyle değil! Ve bu da kesinlikle Kuranın ruhuna ters değil..! Çünkü, şu anda yaşadığın ortamda KADININ ARTIK SENİNLE EŞİT ŞARTLARI VAR; İNSAN diye görülüyor yani.. Yani, yani, yani…Ahmed HULUSİ Üstad’a bu önemli detay için özellikle teşekkürlerimi iletiyorum; Saygılarımı da ekleyerek…//düzgün S.

0 1
Ben de bu soruyla sık sık karşılaşanlardanım.. -

Kuranın Ruhu makalesini de diğerleri gibi, heyecanla okudum. Son zamanlardaki ateistlerin sorusu şu diye bir bölüm var, yazının hemen başında! Gerçekten de ben bu soruyla karşılaştım. Bire bir aynı cümlelerle olmasa da, kesinlikle aynı mantıkla. Bu kimseler şöyle diyor, artık yeni Peygamber gelmeyecek. Ve eskiden insanlar bozuldukça geliyordu. Üstelik 1400 yıl geçti. Her şey çok değişti. Ama, Tanrı da insanları başıboş bırakmaz! (Daha çok Tanrı kelimesini kullanıyorlar bu arada)! Diyerek Allah’ın çeşitli insan ve gruplarla bağlantı da olduğunu ima ediyorlar. Oradan da hoop REENKARNASYON ve UZAYLILAR olaylarıyla karşılaşıyorsunuz. Dediğim gibi ben karşılaştım! O yüzden dikkatli okumanızı öneririm. /Z.kayacan

0 1
Şu cümleye vurgu yapacağım! -

Harikulade bir yazı daha okuduk, Ahmed HULUSİ’den. Ben en çok beğendiğim ve etkilendiğim şu cümleye vurgu yapacağım: ‘’ Kur'ân bu hükümleri getirirken, dememiştir ki; bu hakları arttırıp eşitliği sağlamayın, burada kalın ve ileriye gitmeyin, kadınlar ikinci sınıf olarak kalsın; tekâmül etmeyin!’’ Çok çok önemli! Bu RUHU anlamak bile bir sürü sorularımı sildi süpürdü. Hiç böyle bakmamışım yıllar yılı..Bu bakış açısını değerlendirmek bir çok soruya otomatik cevap olacaktır. En çok da, ayetleri suistimal edenlere. Ya da o zamanki sosyal yaşama göre yaşayan Resulallah’a art niyetle bakanlara. Bu öNEMLİ AYRINTI BİLGİ için nasıl teşekkür etsek azdır. Çünkü, İNSAN İNANDIĞI DİNLE GURUR DUYMAK İSTİYOR!!! Haksız mıyım… Tarkan t.

0 0
Kişi; kendi araştırmalı işi.. -

Bir kadın olarak bu başlığa yorum yapmadan geçmedim. Yani geçmek istemedim. Çok şükür ki, Kuran'ın Ruhu'nu anlayanlar olmuş. Hem anlamışlar, hem paylaşmışlar ve de hem de okuyup- anlayanlar olmuş- oluyor. Yoksa biz kadınların hali nice olurdu?! Ne büyük çelişkidir ki, Kadın'ı İnsan olarak gören ve haklarını veren dinimiz, tam tersi, günümüzde; KADINLARI EZEN BİR ANLAYIŞI varmış(!) gibi algılanmış... Bu ne tuhaf şey. Ama artık buna da alışmalı. Çünkü, ne kadar tuhaf olan şey varsa bu dünyada oluyor. Samimi ve çıkarsız kişilere, ispat=sıfır olduğu halde, iftira ve yakıştırmalar yapıldığına göre, her şey mümkün.. O yüzden kişi ne olursa olsun; KENDİ ARAŞTIRMALI İŞİ..:))) Sevgi ve teşekkürlerimle

0 1
Geriye değil, ileriye doğru olsun -

Yıllarca kadının yeri tartışılır. Ve biz erkekler bu durumu bazen çıkarlarımıza göre kullanıyoruz. Bu durumda kadının yeri tam olarak oturmuyor. Bu yazı ilgimi çektiği gibi, bilgilendirme anlamında da süper olmuş. Geriye değil! İleriye Kadın hakları.. Lütfen.

0 1
Son zamanlarda kafalar çok mu karıştı? -

Son zamanlardaki ateistlerin sorusu şu diye bir bölüm var, yazının hemen başında! Gerçekten de ben bu soruyla karşılaştım. Bire bir aynı cümlelerle olmasa da, kesinlikle aynı mantıkla. Bu kimseler şöyle diyor, artık yeni Peygamber gelmeyecek. Ve eskiden insanlar bozuldukça geliyordu. Üstelik 1400 yıl geçti. Her şey çok değişti. Ama, Tanrı da insanları başıboş bırakmaz! Daha çok Tanrı kelimesini kullanıyorlar bu arada! Diyerek Allah’ın çeşitli insan ve gruplarla bağlantı da olduğunu ima ediyorlar. Oradan da REENKARNASYON ve UZAYLILAR olaylarıyla karşılaşıyoruz.O yüzden dikkatli okumanızı öneririm. Saygılarımla.

0 1
Aydınlık -

Çağının gerisinde olmayanlar, bir parça normal akıllılar, etrafına duyarlılar var. Bu kimseler zaten ANORMAL BİR DÖNEMDEN geçtiğimizi fark ediyorlar bence. Ben böyle düşünüyorum. Türkiye de son 10-15 yıldır, yüzleşiyor, yanlışlarını düzeltiyor ve teknoloji yarışında varım diyor. Tabi gene bence..(Bu arada yukarıdaki anormal kelimesi, olumlu anlamda kullanılmıştır). Tek bir alan kalmıştı eksik ve yarım yamalak: İŞTE BU DİN ALANIYDI elbette. Abartı olmayacağına inanıyorum. Ve AHMED HULUSİ’nin Kuranı bir de böyle okuyun söylemiyle, ALLAH kavramı detayıyla, bu yazıdaki NÜBÜVVET ve RİSALET farkıyla( müthiş ilginç) ve benzer bilimsel açıklamalarıyla bunu tamamladığına inanıyorum.

0 1
Bir garip hallerdeyim... -

Algıladığımız, ya da algılayamadığımız her şeyin aslı dalga boyları!!! İnanır mısınız, bilimsel yanım evet diyor, demek zorunda da. Ama, şu duygusal yanım. Sanki şu RUH yanım nedense, zorlanıyor. Sanki büyüdüğünü bilen ama, anasının kuzusu olmaktan da vazgeçmek istemeyen çocuklar gibiyim. Ya da, hem sevdiğiyle evlenmek, hem de doğduğu evden ayrılmak istemeyenler gibiyim. Off! Off! Ne bileyim? Kafam ve duygularım biraz karıştı. Bu yüzden KURANIN RUH’U deyimi benim için tamamen hemen okumam ve algılamam gereken bir başlık oldu.O zaman bu ikilemi tekleştireceğim sanırım. Ya da İKİLEM DİYE GÖRDÜĞÜMÜ!!!

0 0
Dalga boyları ve anlamak... -

Ben dalgaboylarının oluşmasında şöyle düşünüyorum. Yaratıcı ve yaratan ayrı değil(Yoktan da var oldu denilmiyor ki).. Sonuçta Allah sınırsız. Bir yerde dalga boyları bitiyor, ya da Allah ötede onları yaratıyor mantığı bu bakış açısının bizde henüz oturmadığını gösteriyor. Mesele de bu yüzden ya tam anlaşılamıyor, ya da yanlış anlaşılarak , yanlış ve haksız sorular oluşuyor. Bu yüzden, naçizane önerim Ahmed H.'nin en az 3-4 kitabı ve bakış açısı anlaşıldıktan sonra, bilimsel açıklamalarının rahat anlaşılabileceğidir. Aksi hem kişiyi en başta gereksiz yere negatif yükle yoracaktır. Hem de belki de yapabileceği fikir zıplamalarına ket vurabilecektir. Herkese saygılarımla..

0 1
NİYET ÖRTÜSÜNÜN ARKASINA GİZLENMEYEREK! -

Tasavvufa, Sufizme ne kadar meraklı bir insanım diye, övünür dururdum. Ta ki son yazılarınızla Ahmed HULUSİ yazılarını- bakışını biraz daha keşfedene kadarmış. Bunu hissettim son yazılarla. Ve kavramlara hiç dikkat etmediğimi kabullendim! Meğer ne kadar önemliymiş, kelimelere yüklediğimiz manalar... Belki de okumuş, ama, mühim olan niyettir duygusuyla es geçmiştim. Şimdi, ARTIK KENDİMDEN KAÇAMAYARAK, yani, TEMBELLEŞMEYEREK okuyacağım dikkatlice. Ve NİYET ÖRTÜSÜNÜN ARKASINA GİZLENMEYEREK! Saygı ve teşekkürlerimle..

0 0
dr who -

"gördüğünüz ya da göremediğiniz hemen hemen her şeyin aslında elektromanyetik ışınlar (dalga boyları) olduğu" ve bu tümeliğin içinde yaratıcı arıyorsanız söylermisiniz, bu dalga boyları yoktan nasıl var oldu?yaratıcı yarattığının içinde nasıl var olur.

0 1
Allah ve Tanrı -

Sayın Yüksel, girizgahınızdaki cümlelere tamamen katılıyorum. Akımdan geçenleri derleyip, toparlayıp önümüze koymanız benim için de güzel oldu. Zaten yazarların biraz da bu yönü vardır, galiba. Bu sayede okuyucunun dillendiremediğini, ifade ederek onu da bu dertten kurtarıyorlar. Umarım şu ‘’TANRI’’ kelimesinden, içerik olarak da kurtulur ve ‘’ALLAH’’ kavramına iman etmenin LEZZETİNİ tadarız. İyi günler ve kolaylıklar diliyorum.

0 1
Kalbimizdeki teşekkür ..! -

Bendeniz, şanslı okurlarınızdanım. Zaten ilk yorumumda da belirttiğim gibi, bloğunuzu ilk okuduğumda ALTIN ÇAĞ- AHMED Hulusi yazısıyla tanışmıştım. Çok şanslıyım ki, bu dizi devam ediyor sanırım. Belki şanslı dönemi gençler yakalıyor. Ama, biz de zararın neresinden dönersek, kar saymalıyız. SONUÇTA İMAN ÖLENE DEK TAMAMLIYOR KENDİSİNİ! Yani imanlı olan, imansız ölebiliyor, ya da tam tersi. ASLINDA HER AN YENİLENEN BİR ŞEYMİŞ İMAN demek ki. Ve benim ki, itiraf etmeliyim ki, TAMAMEN YENİLENDİ! Tanrı-ALLAH ayırımı çok önemli.. Ve ben TANRIYA İNANARAK ölüp gidecektim belki de?!!!! Bu başkası için mühim olmayabilir, ama, bir müslüman olan ve HZ. MUHAMMED SEVGİSİYLE dolu olan bana çok şey ifade etti. Kuru bir teşekkür etsek de, ancak bu yorum bölümünde, KALBİMİZDE HER ZAMAN TEŞEKKÜRLERİMİZ ÜSTAD'la OLACAKTIR.. Sağolun, varolun..

1 4
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.