Kurban

Kurban DİN
0,0
06.10.2014 13:31:17
A+ A-

"KURBAN", kelime anlamı ile yakınlaşma demektir. Buradan hareketle, kurban kesmek, Allah'a yakınlaşma gayesiyle, O'nun nimetlerinden olan ve inananın kendi emeğiyle, -(besleme ve satın alma gibi)- sahiplendiği kurbanlığa uygun hayvanlardan birini veya birkaçını Allah adına insanlarla paylaşmak için boğazından kesmesidir.

İnsanlık tarihi boyunca hemen her dinde ve hatta her dinsizlikte kurban kesme veya verme etkinliği olmuştur. Kitapsız olan bazı dinlerde tahıl ürünlerinden bir kısmı kurban olarak verilirken, bazılarındaysa insanların kurban edildiği görülür. Eski bir Orta Amerika uygarlığı olan Aztekler insan kurban etmekte çılgınlık düzeyine varmışlardı. Kurban zamanı tapınak duvarlarından insan kanı sızardı. İnsanı kurban etme ibadeti Çin, Hint ve bazı Ortadoğu kültürlerinde de vardı.

Kuran'a göre sadece hayvanlardan kurbanlık seçilebilir. "Biz her ümmete, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlardan uygun olanları kurban ederken O'nun adını zikretsinler diye kurban kesme ibadetini meşru kıldık", der. Din yorumcuları, borçsuz geçinebilen ve 81 gr. altın değerinde serveti olan her Müslüman'ın geviş getiren küçük ve büyükbaş hayvanlardan kurban vermesi gerektiğini söyler. Kurbanlığın sağlıklı ve bedenen tam olması gerekir.

Hz. Adem Zamanında Kurban meselesi:

5/27: "Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat. Hani birer kurban takdim etmişlerdi de, birisi kabul edilmiş, diğeri geri çevrilmişti. Kurbanı kabul edilmeyen kardeş kıskançlığı yüzünden, "And olsun seni öldüreceğim" dedi. Diğeri de, ‘Allah ancak takva -(korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahtan kaçınma)- sahiplerinden kabul eder’ dedi.."

Hz. İbrahim Zamanında Kurban meselesi:

O sıralar Ortadoğu'da zaman zaman insanların kurban edildiği görülmektedir. Hatta Hz. Muhammed'in babası bile bebekken neredeyse kurban edilecekmiş.

Hz. İbrahim'in Allah'ına verdiği söz gereği oğlu İsmail'i kurban etmeye kalkışmasındaki bilgi, "nefsimize aykırı dursa da, veya sevdiğimizin kötülüğüne işlese bile, hiç şüphesiz Allah'ın emirleri ve O'na verilen güzel sözler yerine getirilmelidir" demeye gelmektedir. Özellikle Müslümanların bunu önemsemesi gerekir. Her ne kadar, (37/ 107: "Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik") demiş olsa da, insanın kurban edilmesini önleme hikmeti bence daha önemsizdir; çünkü Tanrı en değerli yaratımı olan insanın kurban edilmesinden zaten hoşnut olmaz.  Hatta Allah’a şükürle paylaşımlı beslenme amacı dışında, sanki Allah’a kan ve et ikramı yapılırmış gibi kesilen kurbanlık putperestlik günahı bile sayılabilir.

Hz. Muhammed Zamanında Kurban meselesi: (Hz. Peygambere bu emir Hicret'in ikinci yılında geldi)

108/2: "Şimdi de Rabbine kulluk et ve kurban kes"

6/162: "De ki; şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir"

“ Onların ne etleri, ne kanları Allah’a erişir. fakat sizden o’na yalnız takva, -(korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahtan kaçınma)- ulaşır.” ( Hac Suresi , 3 )

KURBAN ALLAH’A YAKINLAŞMANIN BİR ARACIDIR.

İstanbul'a kurbanlık hayvanlar gelmeye başladı. Yakında bayram var. Umarım bu bayramda yapılan uyarılara, alınan tüm önlemlere rağmen, açık alanlarda ve yol kenarlarında kaçak kurban kesimleri yapılmaz. Ve tabi uzmanların uyarılarına kulak asıp, kesilen kurbanın başında çocukların seyirci durmasına da izin verilmez. Dilerim Kurban Bayramı sevginin ve paylaşımlı iyiliğin bereketi olur.

Müslümanların çoğu hâlâ daha kestikleri kurbanların sırtına binip sırat köprüsünden cennete geçeceklerine inanıyorlar. Yok öyle beleş! Yatırıp boğazladığın hayvan seni sırtına alıp niye Sırat Köprüsü'nden geçirecekmiş? Sırat Köprüsü'nden Müslüman'ı geçirecek olan, tüm dünya nimetlerine şükür duasıyla kurbanlığın etini de sevgi ve merhametle paylaşmasıdır. Ahrete taşınan sevabın kanıtı asla akıtılan kanın kendisi değildir. Aslında İslamiyet yaşamın tümünü bir ibadet olarak algılar; bu yüzden kurban kesmekle Sırat Köprüsü'nden geçişi kimse garanti edemez. Aksine, kurbanı usulüne uygun kesmeyip veya kestirmeyip gene usulüne uygun paylaşmazsa fazladan günaha bile girebilir.

Birçok yetkin din bilgini de kurban kesmenin farz ibadetlerden olmayıp sünnet olduğu kanısındadırlar. Kurban vermenin ibadet olan yanı Allah rızası için yoksula uzanan faydasıdır. Asla akıtılan kan değildir. Yoksulu daha çağdaş kurban verme yöntemleriyle kollayıp sevindirme imkânlarını geliştirerek ortalık yerde hayvan boğazlamayı terk etmek doğrusu beni sevindirir. Hatta, etyemez Müslümanlar kurbanlık hayvanların parasal ederini yoksullara üleştirmekle bu ibadeti vicdan huzuruyla yerine getirebilirler. Böylece et yemeyen, otçul Müslümanlar da bayramın sevincinden nasiplenirler. Ancak bunun kurban vermek değil de, bir tür sadaka olacağında ısrarcı olan çok sayıda din adamı vardır. Diyanet Başkanlığı da kurbanlığa uygun bir hayvanı boğazlamadan kurban ibadeti olmayacağı görüşündedir. Her şeye rağmen insanca olacak olansa, aile içinde veya komşularla birlikte kurban etlerinden afiyetle yiyerek bu bayramı paylaşımlı bir dayanışma sevincine çevirmektir.

Kurban meselesinde bana göre Allah, yarattığı âleme vekil yönetici atadığı insanın uygarlıktaki gelişim düzeyine uygun bir tavır takınmasını bekler. Bu yüzden çağdaş Müslüman'ın asfalt ve kaldırımlarda, evlerin balkonlarında, apartman boşluklarında, hatta banyolarında kurbanlık bir hayvanı boğazlamasından Allah'ın hoşnut olacağını kim söyleyebilir? Zaten insanoğlu uzayda yaşamaya başladığında, hayvan boğazlayarak kurban verme ibadet biçimini de zorunlu olarak değiştirecektir.

Allah'ın hoşnutluğuna neden olan ‘kurban’, anlamıyla aslında tüm ibadetlerin ortak ifadesi bile sayılabilir. Kurban Bayramı, yoksulun ve yoksunun varlıklı olanların mal ve imkânlarından payını alma bayramıdır; ortalık yerde topluca hayvan boğazlama bayramı değildir. Tanrı'nın gözettiği ilke insana sunduğu nimetlere şükür bilinci ve kesilen hayvanlardan yoksullara düşen paydır. Hele ki Tanrı'yı et ve kan ile ilişkili görmek, onun için kan akıtmayı ibadet saymak, belki de en ilkel putperest davranış günahıdır. Kimse Tanrı’nın rahmetini hayvan canıyla takas etmesin; çünkü kurbanın ne kanı ne eti Allah'a ulaşır. Kurban, Allah'ın nimetlerine şükrün maddi ibadetidir; ibadetin özü, canlı cansız tüm nimetlerin var oluşuna saygıyla yeniden üretmek, israf etmeden tüketmek ve paylaşmak sözüdür. Pay edilen kurban etlerine şükür duaları hepimizi Allah'ın nimetlerini sevgiyle koruma bilincine erdirsin. Amin!

Kurban ibadetini kurbanlık hayvanın etini paylaşarak yerine getirmek isteyen her Müslüman’ın, kurbanlığa uygun bir hayvanı usulüne uygun kesmesine veya kestirmesine diyecek bir sözümüz olamaz. Yeter ki kurbanlık hayvan şehirlerde kapalı ve kesime uygun bir ortamda, kırsalda temiz bir toprakta, hayvana eziyet etmeden ve her durumda çocukların seyretmesine engel olunarak kesilsin. İbadet diye hayvanlara işkence etmek, onların üstüne aç kurtlar gibi çullanıp, kaldırımlarda kanırta kanırta ve çocukların gözleri önünde boğazlamak Allah'ı hoşnut eder mi? Hayvanların kanını bebeklerin alınlarına sürerek onları Allah adıyla kutsamaksa benim kavrayabildiğim Allah'ın hiç hoşuna gitmez. Sokaklarda açık halde çöp kutularına bıraktığımız işkembe, bağırsak, boynuz ve kemikler de, aslında Tanrı'ya atılmış pisliklerdir. Elden kaçırılan kurbanlıkları caddelerde kazma kürek ve sopalarla kovalamak, kıstırılan hayvanı yere yıkmak için dizlerine bıçak kesiği atmak Allah rızası için midir?

Gözlemlediğim kadarıyla son yıllarda, Kurban Bayramının asıl ibadet kısmını oluşturan yoksulun et yemesi de önemsenmez olmuştur; üçte birini aile içinde yiyerek, üçte birini akrabalara ve kalanı da komşulara ikram ederek neyin ibadeti yapılmaktadır ki?  Kendine de aynı ölçüler içinde dönen kurban etleri hesaba katıldığında kestiği hayvanı oturup kendisi yemiş gibi olmuyor mu? Yoksa akıtılan kana mı muhtaçtır Müslüman'ın tanrısı? Bu yüzden her kurban kesen kendine gelen kurban etini geri çevirmelidir. Bu sayede kurban sahibi kurbanlık hayvanın etine muhtaç olan yoksulu arayıp bulmak zorunda kalır. Aksi durumda Allah rızasından mahrum kalacaktır.

Gerçek ibadetin zerresinden bile habersiz olduğumuzun bir göstergesi de, Allah'ın adı ve yoksula merhametin ardına gizlenerek ticari maksatla deri kapma yarışında oluşumuzdur. Tarikatlar, cami dernekleri, yardım dernekleri, özel Kuran kursları ve birçok dini cemaat bu derilerin peşinde aç kurtlar gibi ulumaktadırlar. Bu çıkar kavgası yüzünden, vatandaşın kurban derisini kanunla yetkilendirilmiş kurumlara bağışlaması bile engellenmektedir. Nasıl mı? Kurban derisini bu kurumlara vermenin kurbanı mundar edeceğini yayarak yapıyorlar bunu.

İki üç gün içinde, bu küresel yayılma eğilimindeki krizde bile en azından 2 milyon hayvanı boğazlayıp birbirlerine ikram eden ülkem Müslümanları kurbanlarıyla kasılıp duracaklardır. İslam dünyası da, Allah'ı hoşnut eden bir ibadet olmaktan çıkarılmış, kan akıtma bayramına dönüşmüş kurban kesmelerden sıyrılıp, Allah'ı anlamak ve ona yardımcı olmak için öğrenip düşünmeye dönmedikçe daha çok hüsrana uğrayacaktır; en acıklısı da, uğradığı hüsranı Allah'ın bir cezası gibi gösterip daha çok kurban kanı akıtması gerektiğine inanması olacaktır.

Ben insanlığın ulaşmış olduğu uygarlık düzeyinde, en azından şehirlerde hayvan boğazlayarak kurban vermenin Allah'ı rahatsız eden bir ibadet biçimine dönüştüğü inancındayım. İbadetin özüne inmeden sırf görüntüsüyle tapınan insanın, Allah katındaki yeri bence dinsizlerinkinden bile beterdir; çünkü onlar Allah'a kendi elbiselerini giydirmek isteyenlerdir. Tanrı'nın yardımcısı olmaya iman etmiş insan öze bakar; ibadette Tanrı’nın özünü arar ve bulduğu kadarını kendi özüne katar. Bu özü görebilen kimsenin kurban ibadetini satın aldığı bir hayvanı boğazlamakla değil de kendi varlığından kurbanlık değerinde bir maddi imkânı keserek yoksullara üleştirmek biçiminde yerine getirmeyi seçmesine bence Allah da razı gelecektir. Gene de Müslüman bu konuda içine düştüğü en zırnık kuşkuyu bile gidermek istiyorsa, kurbanlık hayvanı kendi adına kesmeye vekil kılabileceği ehil bir hayır kurumuna bağışlayabilir. Böylece kurban ibadetini uygun bir hayvanı boğazlayarak (boğazından kestirerek)  içine sinmiş biçimde ve insan uygarlığına yakışır biçimde yerine getirmiş olacaktır.

Başkalarını bilmem ama ben kurbanlığı kapımın önünde ya da bahçemde şahsen kesmeyi ve kestirmeyi fikren benimsemediğim hâlde karşı değilim. Benim karşı durduğum şey, uygunsuz kesimlerdir; özellikle şehirlerdeki uygunsuz kurbanlık kesimlerine bir çözüm üretilmeli. Eklediğim fotolara bakınca, bu çözümün hukuki altyapısının bir an önce oluşturulması gereğine olan ivedilik anlaşılabilir. Her kurbanlık satış noktasında taşınabilir modern kesimhaneler kurulmalı. Kurbanlıklar burada şoklamayla bayıltılarak kesilmeli. Şoklama yöntemine Diyanet'in oluru vardır. İkinci olarak da bu modern kesimin dışına çıkılmasını engellemek için, kurbanlık satış noktalarından bayram sonuna kadar canlı hayvan çıkışı yasak edilmeli. Böylece vatandaşın kurbanlığı evinin önüne götürüp kaldırımda veya bahçesinde kesmesi engellenebilir. Bu kurbanlık kesim hukuku sadece kasaba merkezleriyle şehirlerde geçerli olmalıdır. Kırsal yerleşimlerde insanlar kurbanlıklarını doğal açık alanlarda çocuklara izlettirmeden kesebilirler.

Aslında en güzeli hayır kurumlarında vekâleten kurban kestirmektir; hayvanın kurban diye kesilmesini arzulamayanlar ve et yemezler de hayır kurumlarına kurbanlık değeri kadar bir maddi bağışta bulunsunlar. Niyet kurban vermek olunca ve de tamamen insanın kendi öz varlığından verilince, Tanrı ile vicdan arasında sıkışıp kalmanın da bir anlamı kalmaz. Çünkü Tanrı vicdanının eliyle vereni sever ve belki de kurban ibadetini hayvan boğazlayarak yerine getirene olandan daha fazla sevap nasip eder.

Kurban, Allah'a sunulan maddi bir ikram değil, O'na yakınlaşmanın paylaşımlı bir aracıdır…

Kurban olurum sokakları kurban kanıyla yıkamayana...

***

Facebook paylaşımında şöyle bir kurbanlık girişimine rastladım:

“5 KİŞİ BİR İNSANA GİRDİK BU KURBAN BAYRAMINDA!

Otuz senelik bir arkadaşımla telefonda bayramlaşıyoruz. Kurbanlık kesmiş yorgunluğundan dem vururken, “Yedi kişi bir danaya girdik, sen ne yaptın bu bayram?” diye sordu.

- Biz 5 kişi bir insana girdik.

- Nası ya, anlamadım?

- 5 kişi, bir araya geldik, 5 aydır işsiz kalmış birinin evine gittik; birikmiş ev kirasını, faturalarını ödedik; mutfağına ne lazımsa kolilerle indirdik. Son olarak da esas müjdeyi verdik: “Bayramdan sonra işbaşı yapıyorsun” dedik. Önce şaka sandı; adresi ve işe giriş belgelerini verince sevinçten bayram yaptı.

- Çok güzel yapmışsınız da, Kurban yerine geçer mi?

- Senin et dağıttığın insanlar bu adam kadar sevinmişler midir?

- Hayır, zannetmiyorum.!

- Öyleyse geçmiş olmalı diye düşünüyorum. Amaç kurban ile Allah'a yakınlaşmak, nimetleri paylaşmaksa, biz âlâsını yaptık. Bu huzur ve vicdan rahatlığı bizim için bayram oldu.

- Doğrusunu söylemek gerekirse kesim esnasında isyan edesim geldi, babama bir daha gelmeyeceğimi söyledim. Gelecek sene beni de aranıza alsanıza?

- Seve seve dostum..! Aslında herkes bu bilinçle guruplar kurup, 7 kişi bir dana yerine bir insana girse ortalık cennet çığlıklarıyla dolar. Bizler de iyi bir şeyler yapmış olmanın mutluluğunu yaşarız.”

Evrenin Kalemi 15 Ekim Facebook paylaşımı

***

Çok insani bir davranış. Ancak bu yardımlaşmanın kurban ibadeti yerine geçeceğini söylemek doğru olmaz. Dini bilgiyle bağdaşmıyor. Onun yerine, “Kurbanlık hayvan kesmektense, yılda bir de olsa yoksulların ihtiyaçlarını gidermeyi tercih ederim” denebilir. Fakat bunu kurban kesmeyle bir tutmak doğru değildir.

 

Kurban kesmemek insanı dinden etmez. Hatta kurban kanıyla günahlarının yıkanacağını sanan dinden bile çıkmış olabilir. Fakat Maun Suresi’ndeki anlama göre yoksul ve düşkünü görmezden gelmek dini yok saymakla eştir. “(Ey Muhammed!) Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur. Vay o namaz kılanların haline ki: Onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar gösteriş yaparlar. Onlar basit şeyleri (ödünç) dahi vermezler”. Bu yüzden, yoksulu kalkındıracak bir girişim bence Allah’ı en az kurban kesmek kadar hoşnut edecek bir ibadettir. Ancak ibadetleri kaldırmak veya yerine başka bir şey koymak ne dindarın ne dinsizin haddinedir. Bir ibadeti tanımlamaya Kuran’dan başka tam yetkili kaynak yoktur. Gene de isteyen kurbanlığını kestirsin, isteyen kurbanlık parasıyla yoksula yardımı seçsin; isteyen de her ikisini birden yapsın. Her üçü de ibadet kavramına uygun olduğundan Allah’ı hoşnut edecektir; yeter ki amaç hayatı güzelleştirmek üzere insana yardımla Allah’a yakınlaşmak olsun.

Muharrem Soyek

***

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.