Kurban kesmek değil, kurban olmaktır ibadet olan

Kurban kesmek değil, kurban olmaktır ibadet olan DİN
5,0
22.09.2015 11:38:56
A+ A-

"Kurban", hayvan kesmek değil, canınla kurban olmak ya da cananını kurban etmektir.

Meryemler gibi adamak ve İsalar gibi adanmaktır kurban. Başka bir şey değil.

Hayvan kesmek Allah tarafından emredilmemiş/farz kılınmamış ancak meşru görülmüştür. Yani sanıldığı gibi bir vecibe bir ibadet değildir. Bilakis Allah, 'kurbanlık' adı altında kan akıtmanın kendi katında hiçbir değeri olmadığını belirtir.

'Onların etleri de, kanları da Allah'a asla ulaşmaz. Allah'a ancak erdeminiz ulaşır.'   Kur'an 22: 37

Yani kurban keserek Allah'a yakınlaşılmıyor, rızası kazanılmıyor. Yakınlaşmak isteyen, ulaşmak isteyen kanı ve eti değil erdemi, sorumluluk bilincini vesile edebilir. Allah'ın rızasını uman insanların önce 'Benim İsmail'im ne?' diye sormaları ve onu adamaları gerekiyor. Daha da önemlisi kendilerini adak olarak sunmaları gerekiyor. Kurban; en değerlini hak yolda yani adalet yolunda, eşitlik yolunda, yoksullarla, mahrumlarla, hakkı yenmişlerle, mazlumlarla dayanışma yolunda adamak daha da önemlisi adanmaktır. Adayanlara ve adananlara, İbrahimlere ve İsmaillere, Meryemlere ve İsalara selam olsun.

Hac;  ırkı, dini, dili, ideolojisi, soyu, statüsü ne olursa olsun eşitlik ülküsünü şiar edinmiş, sorumluluğu kuşanmak isteyen (tüm Müslümanların değil) tüm insanların davet edildiği barış yürüyüşüdür.  Bu yüce ülkülere ulaşmak isteyen insanın, en değer verdiğini, en sevdiğini adaması, kurban etmesi murat edilir. Kurban budur, adı üstünde yakınlaşmak, yakınlaşmak için vesileler edinmektir. Bir olmayı, eşitlenmeyi, dayanışmayı, adamayı ve adanmayı bayram bilmektir kurban.

Saltanat ve şatafatla Allah adına insanları kırıp geçiren, topraklarını talan eden karşı-İslam güçleri bu feda bilincini de dinin diğer tüm mesajları gibi profesyonelce tahrif ettiler. Kurban olmayı düşünmekten dahi aciz ve uzak olan din(i)darların kurban olmaları ya da kurban etmeleri yerine 'kurban kesme'leri şaşırtmıyor... Din adamları ise yapmaları gerekeni yapsalar zaten din adamı olmazlardı.  Hakikate uyanlar kurban oldular, uyduranlar ise din adamları oldular. Onlar hocalar, mollalar, efendiler, şeyhler, alimler. Din adamları 'Allah'ın adamları' olabilecek en son kişilerdir. Candan ve canandan geçemeyen çakma önderler "Allah hayvan kesmenizi emrediyor" dediler.

Kurban olmuyor, kurban etmiyor, kurbanı kesiyorlar. Gerçekten kurbanı/yakınlaşmayı, dayanışmayı kesiyorlar.

Zaten kendisinin olmayan beş kuruşluk parayla üzerinde hiçbir emeği bulunmadığı hayvanı keserek mutmain oluyorlar Kabilce...

Kestikleri hayvanlar kadar insanlığa faydası olmayan bu din bezirganları, Kabilin sünnetini uygulayarak ve halklara, insanlığa, doğaya ?yani Allah'ın yoluna- düşmanlık yaparak  insanlığa verdikleri zararlara zarar katıyorlar.

Allah'a yakınlaşmak ve insanlığa hizmette bulunmak için bırakın hayvanları da egolarınızı, hırsınızı, bencilliğinizi, duyarsızlığınızı, sorumsuzluğunuzu kesin...

Nitekim en büyük ibadet hakkı müdafaa etmektir.

Kurban/yakınlaşmak; en değerli varlığını Tanrı'ya yani insanlığa adamak daha önemlisi adanmaktır. Hayvan keserek kurban kutlayanlar Kabil'in yolunu, hacca giderek dünya sömürücülerinin, kan emici vampirlerin gücüne güç katan, özgürlük, eşitlik ve barış adına tek bir adım atmayanlar, tek bir söz etmeyenler Ebu Lehep'in yolunu sürdürüyorlar.

Kurban kesenler ve kurban olanlar... 
5 vakit namaz kılanlar ve gece gündüz salat edenler...
Peygamberi hazret-efendi bilenler ve peygamberleri arkadaşları, öncüleri bilenler...
Peygamber ümmetleri kurban keser, peygamber yoldaşları kurban olur ya da kurban ederler.

Gerçek şu ki; biz sana iyiliklerin ve aydınlığın tükenmez kaynaklarını(kevser) verdik. O halde Rabbin için dimdik dur, tüm çabanla duruşunu koru ve  adan/kurban olarak sun. Asıl yok olacak olan, asıl sonu gelecek olan sana düşmanlık besleyendir.   Kuran  -  Kevser Suresi

Kevser Suresi'ndeki 'fesalli li rabbike venhar'ın namazla ve kurban kesmekle ilgisi yoktur. Dik durmak ve kurban olma, canını verme pahasına adanmaktan bahseder. Can vererek ölünse bile, hak yolun ve yolcularının değil hak düşmanlarının sonunun geleceği anlatılır. İsa Mesih 'kevser'in yani aklın ve vahyin hakkını vererek direndi, dik durdu ve adandı, kendini kurban olarak sundu, Tanrı kuzusu oldu. Gerçek 'ebter' yani sonu gelmiş olan, yok olacak olan İsa yani ezilenlerin, barışın, hakkın sesi yani 'Allah'ın kelimesi' değil ona  düşmanlık besleyenler olacaktır. Asıl sonu gelenler bizlere 'kevser'i cennette bir havuz olarak, 'salat' ve 'nahr'ı 'namaz kıl ve kurban kes' olarak yutturmaya çalışanlar, Allah'ın yolunda olduklarını iddia ederek şeytana hizmet eden, Allah'ın ayetlerini yani gerçekleri, insanlığı, farklılığı, emeği, dili, doğayı inkar edenlerdir. Allah bize Allah adına kandırılmamak için uyarır. En büyük aldatmalar, aldanmalar 'Allah' adıyla yapılmıştır tarih boyunca ve günümüzde de bu aynen devam etmektedir. Allah adına aldanmayalım, aldatılmayalım. Allah'ın mesajları yeniden en saf haliyle yeryüzünü aydınlatacaktır ki aydınlatmaktadır. Bu da elbette barış için, adalet için, emek için, eşitlik için direnen, bedel ödeyen insanların, halkların eliyle gerçekleşecektir. Çok bilmiş, kendilerini kurtulmuş sanan, dini tekellerine alan, dincilerin, diyanetçilerin, hocaların, şeyhlerin, hoca efendilerin eliyle değil.

Peygamberlerin, elçilerin devirmeye çalıştığı ve bu uğurda canlarını sundukları kokuşmuş zulüm ve küfür dinlerini/düzenlerini Allah ve peygamberler adına tezgahlıyorlar. Yaptıkları tüm zulümlerin, işkencelerin, katliamların, cinayetlerin, talanın, hırsızlığın, yalanın faturasını Allah'a kesiyorlar. Aynı firavunun, nemrutun, Meryem'e hayatı zindan eden, İsa'yı çarmıha gerenlerin, Ebu Lehep'lerin, Muaviye'lerin yaptığı gibi. Bizlere düşen çağımızdaki Yezit'lere isyan bayrağı çekmek, İbrahim'lerin, Musa'ların, Meryem'lerin, İsa'ların, Muhammed'lerin, Zeynep ve Hüseyin'lerin önderliğinde barışın, adaletin, emeğin, eşitliğin mücadelesini sürdürmektir, ki budur Allah'ın yolu.

Kurban edenlerin payına et değil, dert düşer, gözyaşı düşer, bedel ödemek düşer. Kurban olanların üzerine hayvanların kanı değil kendi kanı bulanır.

Yurdumuzda ve dünyanın dört bir yanında mazlumlarla dayanışma, hakkı müdafaa etme, adalet ve eşitlik adına barış için direnen, özgürlük için mücadele eden yani bilfiil, bihakkın haccı eda eden ve bu kutsal ülküler için en değerlilerini feda eden, yavrularını adayan, canlarından geçen,  'varlığım barışa armağan olsun' diyen yani bilfiil, bihakkın kurbanın hakkını veren Meryem gibi İsa gibi yiğitler var.

Barış için, hak ve hakikat için mücadele eden, direnen, en değerlilerini bu yola adayan, canlarını veren tüm insanlar haccı ve kurbanı tam manasıyla yaşayan ve yaşatanlardır. Hacer'in ve İbrahim'in, Meryem'in ve İsa'nın yolunda olanlar onlardır. 

Kurban bayramı değil, kurbanların bayramı bayramdır.

Kurban, adayanlara, adananlara kutlu olsun.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.