Kurban ve İman

Kurban ve İman DİN
5,0
24.09.2015 11:18:15
A+ A-

Çocukluğumun önemli resimlerinden biri bu. Bizim dükkanda asılıydı. Küçük bir çerçeve içinde. Hep dikkatimi çekerdi. Yanına kadar gider uzun uzun bakardım.

Bana anlatıldığı kadarıyla bildiğim hikayeden etkilenirdim. Benim için şaşırtıcı olan, büyüklerin gerçekçi dünyasında böylesine gerçek-üstü bir resmin kabul edilebilir oluşuydu. Ticaret yapılan bir dükkanda, herkesin hesap-kitap yapmasının yanında böyle bir resmin, teslimiyet ve adanış içeren bir resmin varlığı, çocukluğumun hayal dünyasının yetişkinler nezdinde pek de itibarsız olmadığını kanıtlıyordu bana.

Büyüdüm, felsefe öğrendim biraz. Şimdi de çocukluğumun hayal dünyasının dehasına özenerek bakıyorum. Eşyanın tabiatının öğrenerek kazandığımız gerçekçiliğe büyümek diyorlar. Aksine bu küçülmektir, maneviyatın ve dehanın zarar görmesi anlamında küçülmektir.

Şimdi, yıllar sonra bu resmi buldum. Çocukken baktığımda ne gördüğümü pek hatırlamıyorum.

Ama şu an ne gördüğümü anlatmak istiyorum.

Önce Tanrı var. En başa Tanrıyı koyun. Ardından insanı. İkisi arasına, hiyerarşiye zarar vermeden melekleri koyun. İnsanın ardından hayvanı ve onun ardından da hava, toprak, su vs.

İnsan; bilincinin bilincine varabilen varlık.

Hayvan; sadece bilinç sahibi.

Hava, su, toprak vs.; bilinçsiz.

Ve Tanrı, bilincin sonsuz bilincinin yaratanı.

İnsan; bilincin bilinci ile Tanrıya yaklaşırken; sadece bilinci ile hayvan doğasına yaklaşır.

Kurban, yakın demek. Akraba da aynı kökten gelir.

İnsan, kurban merasiminde akrabalıkları ile yakınlıklarını tartar. Bilinçsiz varlığa (toprağa) akan hayvanın kanı, insanın hayvani doğasının nasıl bilinçsizlikte kaybolduğunu gösterir. Bu akrabalığa tanık olan insan, bilincini bilincine konu eder. Ve uhrevi akrabalığını değerlendirme mecburiyetinde hisseder kendini.

Kanın toprağa akışı, insan ve doğa arasındaki diyalektiği gözler öne önüne serer. İnsanın hayvan gibi sadece bilinç taşıyan bedeninin nasıl doğaya karışıp yok olabileceğini gözler önüne serer kurban.

Kalıcı olan, bilincin bilince konu edinilerek, ki böyle bir düşünme (refleksiyon) Baki olanla irtibata geçmenin ön koşuludur.

Din, neyi nasıl yapmayı tavsiye ettiği için; insanın iman için neyi nasıl düşündüğünü düşünmesi(düşünebilmesi) gerekir.

Kurban, imanı anlatır bir bakıma. Bilincin bilinci(insan), bilinç(hayvan) ve bilinçsiz olanın(toprak) Tanrı için bir araya toplanmasının bir hikmeti de imanı tefekkür etmek(ettirmek)tir.

İnsanın sadece bilinçli yanı hayvanidir. İçgüdüler ve kendiliğinden(spontane) davranışlar bilinç düzeyindedir, hayvanidir. Nefs dediğimiz yer, hayvani bilincimizdir. Ben dediğimiz yer burasıdır. Bilincin, tekrar kendi üzerine düşünerek; kendini yok etmesi gereken yer de burasıdır.

İkisi de bilinçtir; biri sadece bilinç, diğeri bilincin bilinci. O yüzden tasavvuf literatüründe nefs ve ben ifadeleri, konuya yabancı okuyucunun kafasında karışır sık sık.

İşte kurban, bilincin bilincinde olan insanın yok-olmaktan kurtulma çabasıdır. Hayvanı kurban yapan bilincin niyet etmesidir. Değilse hayvan telef olurdu. İnsan, kendi bilincini düşünebildiği için hayvanı kurban edebilir.

Nefsi için de böyle düşünüp, böyle davranmalı; kurban etmek ve olmak bunu anlatır.

Bilincinizin bilincinde bayramlar geçirmeniz dileğiyle bayramınızı tebrik ediyorum. 



ETİKETLER: Haber, Haberler, kitap, doğa, Resmi, Hava, Kurban, zarar, , Su

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.