MADER-İ SULTAN – MÜMİNE HATUN- HZ. MEVLANA'NIN ANNESİ

MADER-İ SULTAN – MÜMİNE HATUN- HZ. MEVLANA'NIN ANNESİ DİN
0,0
12.04.2014 14:52:04
A+ A-

MADER-İ SULTAN ? MÜMİNE HATUN

 

HZ. MEVLANA'NIN ANNESİ

 

 

 

 

 

Hazreti Mevlana'nın annesi denildiğinde içime huzur doğuyor.

Düşünsenize Hazreti Mevlana'nın annesi!

Anne kutsaldır, birde Hz. Mevlananın annesi iseniz!

Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye o yetiştirmiş.

Hz. Mevlana 11 ya da 12 yaşındayken vefat etmiş. O zamana kadar Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin temel taşlarını çoktan oluşturmuş.

Mümine Hatun önemli bir kadın zaten. Sözü dinlenen biri, akıllı, becerikli ve dünyalar güzeli bir Türk kadını.

Oğlunu o kadar güzel yetiştirmişki. Kadının yaşamdaki yerini öğretmiş. Kadının değerini, kadın olmanın önemini vurgulamış. Sevgiyi çokça vermiş evladına. Aşkı güzel göstermiş çocuğuna!

Onun içindir ki, Mevlana'nın temel felsefesi sevgi üzerine kuruludur. Aşk üzerine yoğunlaşmıştır.

Felsefesinin başında aşk geliyor. En büyük aşkın Allah'a olan aşk olduğunu söylemiyor mu?

'Tanrıya ulaşmak için gerekli olan en önemli şey aşktır' diyor.

 

Onun sevgisi evrensel. Hiçbir ayrım yapmaksızın tüm insanlara duyduğu sevgi.

'Yaşadığın dünyaya bak; Yüce Tanrı, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucakIamakIa gidiIecek yere, tekme ve tokatIa erişmeyi tercih edesin?'
 

Affın büyüklüğünden her daim söz etmiş. En büyük affın insanın kendine yapacağını da anlatmış.

'KüIe döndüysen, yeniden güIe dönmeyi bekIe. Ve geçmişte kaç kere küIe dönüştüğünü değiI, kaç kere yeniden küIIerin arasından doğruIup yeni bir güI oIduğunu hatırIa.'

 

Her sözünün altını çizmek gerekli Hazreti Mevlana'nın! Ben onun için Yol ışığım derim. Benim gibi onlarcanında, binlerceninde yol ışığıdır elbette o! Nasıl olmasın ki? Onun sözleri altın değerinde. Kendimle barışık olmadığımda, ya da insanlarla aramın çok da iyi olmadığı zamanlarda! Bazen çok üzülüyorum, bazen çok üzüyorlar. İşte o zaman Hz. Mevlana diyorum. Bildiklerime yenilerini katmak için onu okuyorum. Onun felsefesini yeniden ve defalarca incelemeye çalışıyorum. Anlamaya çalışıyorum anlattıklarını!

Beni aşan aydınlatmalarını! Biraz da olsa anladıklarım yetiyor bana.
'İsyanIardayım dedi. Hayır, imtihanIardaydı. Fark etseydi, kurtuIacaktı.'

 

Buda o anlarda aklımı başıma getiren sözlerinden biri.

Mevlana Celaleddin-i Rumi'yi biliyoruz. Bilmeye çalışıyoruz. Ömrüm oldukça da bilmek için uğraşacağım. Onu sık ziyarete gitmeye gayret edeceğim. Onun yanında huzuru hissedeceğim.

Bu müstesna insanı dünyaya getiren kutsal kadın kimdi?

 

Mümine Hatun. O bir Türk kadını.

Horasanlı, Harezm Türklerinden. Belh şehrinde dünyaya gelmiş. O çok önemli bir zatın, Belh Emiri Sultan Rukneddin'in dünyalar güzeli kızı. Ona 'o bir nur kaynağıydı' denilmiş. Nasıl olmasın evladına baksanıza Mevlana Celaleddin-i Rumi! Elbette seçilmiş bir kadın o.

 

Babası bir sultan! Eşi ulu bir zat; Bahaeddin Veled (sultanu'l-Ulema) Devrinin en büyük âlimlerinden biri. Onun bu kadar büyük âlim olmasında annesinin payı oldukça fazla. İki yaşında iken babasını kaybetmiş. Annesi Horasan ülkesinin padişahı Harizimşah'ın kızıymış. Oğlunu elinten tutmuş, babası Hüseyin el Hatibi'nin kütüphanesine götürmüş.  Oğlunu karşısına almış:

"Beni babana bu eserler yüzünden verdiler. O bu eserleri okumakla dünya ve mana ilimlerini öğrenmiş İslam âlemindeki müstesna yerini almıştır."

 

İşte bu olay sebep olmuştur Sultan-ül Ulema olmasına.

Güçlü bir kadının, oğluna anlattığı, gösterdiği ve onun hayatına yol çizdiği bir haldır bu. Kadının önemli olduğunu Hazreti Mevlana'nın babası annesinden öğrenmiş ve elbette o terbiye içinde oğlunu da yetiştirmiş.

Hazreti Mevlana'nın babasına ilim ve ahlaki olgunluğundan dolayı Âlimlerin Sultanı lakabı verilmiş. Belh şehrinde medrese ve camileride ilim öğretmiş ve mürşitlik yaparak insanlar tarafından çok sevilmiş.

Böyle bir ailenin çocuğudur Hazreti Mevlana. Böyle bir ailede özellikle Nurlu kadın Mümine Hatunun sevgisi ve bilgisi içinde yetişmiştir.

Onun içindir ki Mevlana Celaleddin-i Rumi:

"Kadın hak nurudur, sevgili değil... Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil" demiştir.

Hz. Mevlana'ya göre:

"Kadın - Erkek farkı dünyada vardır. Ruhlar âleminde şekil olmadığından aralarında bir ayırım yoktur."

 

Mevlana Celaleddin-i Rumi' annesinde gördüğü kadın sevgisini yaşadığı sürece hep hissetmiş. Kadına saygı duymuş. Hiçbir zaman iki kadınla evli olmamış. Gevher Hatun vefat ettikten sonra Kerra hatunla evlenmiş.

Kadınlarla sohbet etmiş, ders vermiş, onların toplantılarına gitmiş, sema törenleri düzenlemelerine izin vermiş. 

Mevlana Celaleddin-i Rumi, kadına insan olarak değer vermiş. 

 

Mümine Hatun,  Karaman'da H.621, M.1224 yılında vefat etmiş.  Daha sonra Hz. Mevlana'nın ağabeyi Muhammed Aleaddin'de vefat etmiş.

Karamanlıların Ak Tekke dedikleri zaviyeye defnedilmişler.

 

Sonrasında yedi yıl daha Karaman'da kalmışlar. Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat'n devamlı davati neticesinde Konya'ya yerleşmişler.

Mevlana'nın ve babasının türbeleri Konya'da...

 

Mümine Hatun, nurlar içinde yatsın.

 

 

Nazan Şara Şatana


 

 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.