Maide Suresi’nde “hırsızlık yapanın elinin kesilmesi” hükmünün açıklaması nedir?

Maide Suresi’nde “hırsızlık yapanın elinin kesilmesi” hükmünün açıklaması nedir? DİN
0,0
26.11.2014 21:35:59
A+ A-

 

Blog yazarlarından bir arkadaşımız Maide Suresi’nde yer alan “hırsızlık yapan kişinin elinin kesilmesi” hükmünü açıklamamı istemiş. Aynı zamanda yazılarımı ilgiyle takip ettiğini yazmış. Bu tabii ki benim için çok mutluluk verici. Bir Müslüman olarak hepimizin görevi Allah aşkıyla tebliğ yapmak ve insanların kalbini İslam’a ısındırmaktır. Şimdi isterseniz Maide Suresi’nde hırsızlık yapan kişi ile ilgili hükmün bildirildiği ayeti hatırlayalım:

Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah'tan, 'tekrarı önleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Maide Suresi, 38)

Öncelikle burada hırsızlığın tarifini çok iyi yapmak gerek. Kuran’da bildirilen hüküm hırsızlığı meslek edinenler içindir. İkinci önemli nokta da İslam ahlakında insanların her türlü ihtiyacının karşılanması vardır. Sonuçta İslam toplumunda insanların hırsızlık yapmak için bir nedeni yoktur. Kişinin bir ihtiyacı olduğunda İslam ahlakının yaşandığı toplum o ihtiyacını karşılar. Kuran ahlakında ihtiyaçtan arta kalanı infak etme vardır. Toplumda herkes Müslüman kardeşini korumakla ve kollamakla yükümlüdür. Herkesin barınma, yiyecek, giyecek ihtiyacı İslam ahlakında karşılanır. Dolayısıyla hırsızlık yapmasını gerektirecek bir konumu yoktur. Ama hırsızlık yapan kişi zulüm olsun diye, gaddarlık olsun diye hırsızlık yapıyorsa ve bunu meslek edinmişse Allah caydırıcı olması için böyle bir hüküm vermiştir.

Allah bu hükmü bildirirken bu hükmün uygulanabilmesi için de gerekli şartların oluşmasını şart koşmuştur. Öncelikle hırsızlık yaparken o kişiye gören şahitlere ihtiyaç var. Şahitler olmadan cezanın yerine getirilmesi mümkün değildir.

Ayrıca Müslümanlıkta esas olan affetmektir. Allah el kesilmesi ayetinin hemen ardından affetme ile ilgili ayeti indirmiştir:

Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.(Maide Suresi, 39)

İslam ahlakı affetme üzerine kuruludur, bu el kesme cezası pratikte uygulanan bir ceza değildir, caydırıcıdır. Aynı şekilde zina içinde caydırıcı bir ceza belirlenmiştir. Zina eden kadın ve erkek için 100 sopa cezasını Allah uygun görmüştür. Fakat kadın ve erkeğin zina halinde iken tam dört kişinin şahit olmasını da şart koşmuştur. Gelen kişinin eve izinsiz giremeyeceğine, kapıdan girmesi gerekeceğine göre kadınla erkeği zina halinde yakalamadığı taktirde (dört kişinin) zina cezası uygulanamaz. Sonuçta zina ile ilgili ceza hükmünün de, hırsızlıkla ilgili el kesme hükmünün de caydırmaya yönelik olduğu bellidir.

El kesme ayetinin ardından hemen bağışlama ayetinin indirilmesi Allah’ın insanları bağışlamaya yöneltmesidir. Zaten kişi şikayet etmediğinde karşı taraf hırsız konumunda olmaz. Eğer malı alınan kişi “tamam bağışladım” derse konu biter. Allah hüküm olarak “af yolunu benimseyin” diyor. Dolayısıyla mümin daima affetme yolunu seçmelidir. İslam dini daima sevgi, şefkat, merhamet ve affetme üzerine kuruludur. Zaten peygamberimiz döneminde Kuran’daki bu üstün ahlakı gören insanlar akın akın İslam’a girmişler ve oradakü yüksek ahlaktan çok zevk alarak yaşamışlardır. 

Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. 

Kaynak: http://bagnazliknedir.blogspot.com.tr/

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.