Mecazları çözebilmek

Mecazları çözebilmek DİN
4,2
22.03.2013 06:37:05
A+ A-

 

 Bu yazıyı düşünce yapımızın genelde eskiye dayalı olduğu, o bakımdan mecazların çözülemediği bilinci ile ve bu çok önemli eksiği okurlarımıza hatırlatmak amacıyla kaleme aldım.

Evet,mecazlardan/sembollerdenbahsederiz hep, ama nedir, neyi anlatır üzerinde hiç düşünmeyiz. Söylenegelenler bir tekrardan ibarettir. Tekrarın tekrarı da insana hiçbir şey vermez. Bunlar, lafazanlıktan öteye geçmeyen şeylerdir. Ne var ki, kullanılan kavramlar, birçok manaya işaret eder.

Arzu edilen onların içeriğine girebilmek, deşifre edebilmektir.

Örnekleyelim!

İncil, yaradılış için;"Rab, ışığı ve karanlığı." der. Bu kavramlar, merkezi olmayan "Kuantsal potansiyele",bilginin/datanın varlığına, değişim ve dönüşümlere işarettir. Beyin, evrendeki"makro beynin", nano plândaki halidir. Namazda kıyam, birimin varlığının Kuantum potansiyelin varlığı ile meydana geldiğini bilmektir.

"Bismillah" sözünde açığa çıkan bir şey yoktur. Kuantum potansiyelde ?Rahman'da- sürekli değişimler vardır. Bu dönüşümler rahim ismi ile gerçekleşir. Kuantum potansiyeli tasavvufta Vahdet-i Şuhud ismi ile bilinir. Çünkü kuantum potansiyelde bilgiler seyir gücü ile kendi içinde, bilgi paketlerinin birbirini değerlendirmesidir.

İsmi beyin olanda iman yoktur, beyinde cennet ve cehennem, inzal ve irsal diye bir şey de yoktur. Beyinde karışıklıklar aramak beyhudedir. İSMİ BEYİN olanda input ve output olamaz. Şayet olsaydı SAMED kavramı izah edilemezdi. Beyinde"Neden?", "Nasıl?" ve "Niçin?" gibi kavramlara da yer yoktur. Miraç, birimin varlığının olmadığını, mevcut olanın sadece esma özelliklerinin yani Kuantum potansiyeli olduğunun algılamasıdır.

Hamd, yine Kuantum potansiyelde ki bilgi paketlerinin birbirini convert edişidir. Rükû,kuantum potansiyelini farkındalık alanındaTESPİT ETMEK ve kabullenmektir.

Secde, kuantum boyuta geçiştir. [Bu açıklamaları idrak sonucu dillendirdim...] Bütün bunlar beynin çalışma sistemi ve Kuantum potansiyel, ışığında netlik kazanacaktır.

Tasavvufta sıkça kullanılan Tenzihanlayışı direkt Kuantum Potansiyeleişaret eder. ÇünküSubhan olan,"Tanımlanamaz ve Kayıtlanamazdır."Sınırlanamayan ise ötelere atılamaz. Haliyle tenzih de edilemez. Teşbih, somuta dönüktür. (Dikkat edin, adı teşbih zaten)

İsmi beyin olan, seyir için vardır...

Dikkatinizi çekmek isterim, modern fiziğin önde gelenlerinin dediği gibi atom altı parçaların anti'leri yoktur. Haliyle"her şey, karşıtını kendi içinde taşır" sözü yanlıştır. Çünkü tek bir boyut vardır. Bu bakımdan Üstad Ahmed Hulûsi'nindediği gibitek kare resim dahi mecazidir. AN denilen şey dahi böyledir.

İşte Mevlâna'nın, Muhyiddin İbni Arabî'nin, Hacı Bektaş Veli'nin ve Yunus Emre'nin anlatmak istediği buydu. Ancak günün koşulları yani mevcut bilim-teknoloji buna izin vermedi ve çok sınırlı açıklamalar, yaptılar. Bu da gayet tabidir ve normaldir.

Vardığımız nokta; bilimle dinin aynı gerçeği desteklediği yönünde. İşin doğrusu, mecazi kavramların açılımını bilimin yapması. Şayet eskide kalmış sözcüklerle dini anlamaya devam ediyorsanız, kavramların içerdiği boyuta geçemiyorsunuz demektir.

Değerli okurlar!Değişim/dönüşümhareketini başlatan belli. O'nun anlatmak istediği sisteme yaklaşım yapabilmek gayesi ile devede kulak kabilinden bu basit açıklamaları yaptım.

Acizane görüşlerim böyle.

Realite, değişik zamanlarda değişik şeyler söylemek, yazmak, yaşamak için dünü unutmak ve derin bir sorgu alanı yaratmak, özetle bu olguyu kâğıt üzerinde bırakmadan harekete geçebilmektir. Bunlar kolay ulaşılabilen şeyler değildir.

Her alanda olduğu gibi, eskinin sınırlamasından kurtulup, hedefi saptama gereği vardır. Sizde bu imkânı kendinizde bulabilirsiniz.

Benim dikkatimi çeken şeyin, yenilenme işinin"farkındalık sırrına"varmakla ve eskiyi terk etmekle başlaması. [Bilginin işlenme sürecinde mevcut veri tabanında tarama yapılması ve bunun neticesinde farkındalık alanında açığa çıkması söz konusudur.]  

Şayet tanıyıp bilseydiniz bir daha asla arkanıza dönüp bakma gereği duymazdınız derim. 

 

AHMED F. YÜKSEL



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Anti madde -

Şu anda Habertürk Tv'de güzel bir bilimsel program var. Paralel evren tartışması atında olmasına rağmen, kara delikler, karanlık madde- enerji, kuantum fiziği, madde algısı gibi konular işlendi. Daha sonra 'anti madde ' konuşuldu! Aklıma daha önce okuduğum ve çok beğendiğim bu makaleniz geldi. Burada siz bu konuyu da işlemiştiniz. Hemen girdim okudum; Siz tek bir boyut var ve dolayısıyla atom altı parçaların antileri yoktur diyerek, kafa karışıklığımı bir nebze de olsa giderdiniz, çook teşekkürler..ışınay

0 0
Acaba orijin beyin mi?! -

Beynin mecazlarını çözmek açısından kayda değer bir makale olduğunu düşünüyorum. Özellikle yıllardır tasavvufu araştıran ve en değerli kalemleri takip ettiğime inandığım bana, bu makale, okuduğum günden beri ilgi çekici geldi. Beyinde input ve autput olamaz, inzal ve irsal de demeniz acaba, et beyni değil de orijin olan beyni mi kastediyor?!... -Mehdi-

0 0
Kısa ama, konsantre bilgiler -

Sayın Yüksel, aslında Ceceli- Ahmed Hulusi/6. videoyu izlemiş ve ona yorum yazmıştım. Fakat bir türlü gönderemedim. Sayfa eror verip duruyor:( Ben de inatla deniyorum... Bu arada yazılarınıza göz gezdirmek istedim. Bu yazı gerçekten de çok ilgimi çekti. Bir çok eski kavramları kuantuma göre anlatmanız bence, son duyduğumuz KUANTUM BEYİN olayına bayağı ışık tutuyor. Tavsiye yazılardan biri niteliğindeki bu makale için ayrıca teşekkür etmek isterim. Kısa ama, konsantre...

1 1
Aklım karışıyor -

Açıkcası bu yazıyı her okuduğumda, aklım biraz daha karışıyor. Sanki direk nöronları canlandırıp, darmadağın ediyor. Yorum yapmamak için kendimi zor tutuyorum:) Nasıl oluyor da, okuyunca yorum yapmayanlar var?! Demek ki kendilerini tutuyorlar, ya da yazı hayret ettirince, kalemler tutuluyor.. Ben en iyisi bir daha okuyayım, belki bir şeyler daha uyanır!!!

1 0
Yenilenme Formatına göre -

Kesinlikle Bilimle Dini mükemmel harmanlayan br yazı olmuş.Üstelik kabataslak, alışılmış ve bilinen ölçülerde değil. Tamamen ''Yenilemne'' ye dönük. İleri dercede bir din- tasavvuf ve ileri derecede bilimle izahlar yapılmış. anlamaya çalışsam da, bu yazıyı bir ben değil, tüm okuyanların, öyle hemen değerlendireceğini sanmıyorum. Belli ki Yazar Ahmef F. Yüksel, oldukça emek harcamış, özveri ve uğraşılarıyla bizlere bu hediyeyi vermiş diyorum. Ve kendisine şükranlarımı sunuyorum.

1 0
ismi Beyin olan -

İsmi Beyin olan seyir için vardır demiş yazarımız; ben burdaki beynin orijinal olan Beyin olacağını düşünüyorum..Yanılmıyorumdur, inşallah..Yani o saf olan, o evrensel olan BEYİN..Yoksa etrafımızda öyle insanlar var ki; beyin taşıdıklarından bile şüpheleniyorum:))

2 4
Başucu -

Bu yazı için Sayın Ahmed F. Yüksel'e teşekkürlerimi bir borç bilirim. Özellikle ''yenilenme'' sürecinde, bazı kavramları (eski ve yeni söylem) Bizlere adeta altın tepsi içinde, hazır sunduğu için.. Açıkcası ben çok faydalandım.. Başucu niteliğinde; seçtiğim yazılardan biri oldu..Tabi ki, yazının içeriğini oturtmam zaman ve emek alacaktır; bunu itiraf etmeliyim:)

1 4
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.