Mektuplar kanondan çıkmalı

Mektuplar kanondan çıkmalı DİN
0,0
06.05.2014 02:50:08
A+ A-

Önceki yazılarımda Hristiyan kutsal kitap kanonunun içeriğinin değişmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Hatırlayacak olursak, Hristiyan kutsal kitap kanonu şu metinlerden oluşur: Eski Antlaşma (bunu bir önceki yazıda işlemiştik), Dört Gospel (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna) ve Elçilerin Mektupları.  Aslında Kutsal Kitap içerisinde kitabı oluşturan metinlerin listesi yoktur. İsa’nın kendisi Söz olarak sunulur. Havariler onun sözlerini sonradan yazıya dökmüştür. 11 havarinin çoğu ise bir şey yazmamış veya yazmışsa da günümüze gelmemiştir. Yuhanna Gospelinde İsa’nın yaptıkları yazılacak olsa dünyayı dolduracak kadar çok kitap olacağı yazılıdır. Buradan anlıyoruz ki yazılanlar yazılmayanların yanında pek ufaktır. Kanonu oluşturan Kilisedir. Kilise otoritesine karşı çıkan Protestanlığın kanona tek laf etmemesi ilginçtir. Kendi iddiamı baştan yazayım: Kanon dört gospelden oluşmalı, elçilerin mektupları kanondan çıkarılmalıdır. Bunlar yardımcı kaynak seviyesinde kabul edilmelidir. Bu yazıda bu argümanımı işlemeye çalışacağım.

Elçilerin mektupları kanondan çıkarılıp yardımcı kaynak olarak görülmelidir çünkü elçilerin sözleri ile İsa’nın sözleri aynı seviyede görülemez. Elçiler, İsa kadar olgun ve yetkin olamaz. Geleneksel Kilisenin tavrı, elçiler Kutsal Ruh’un esiniyle konuştukları için onların sözlerinin de İsa’nın sözleri gibi kabul edilmesi yönündedir. Elçilerin mektuplarını da her satırına uyulması gereken buyruklar ve hatasız Tanrı sözü olarak kabul ediyorlar. Oysa bu tutum yanlıştır. Çünkü;

1- Elçiler İsa’dan azar işitir. Özellikle Katolik Kilisesi tarafından havarilerin başı olarak görülen Petrus’un İsa'dan yediği fırçalar meşhur denebilir. İsa ona “İblis!” bile demiştir. Elçiler, övgüye değer sözler edebildikleri gibi İsa’dan azar işittikleri şeyler de yaparlar. Hal böyle olunca bizim için hatasız bir örnek oldukları iddia edilemez.

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı. Bunun üzerine Petrus O’nu bir kenara çekip azarlamaya başladı. ‘Tanrı korusun, ya Rab! Senin başına asla böyle bir şey gelmeyecek!’ dedi. Ama İsa Petrus’a dönüp, ‘Çekil önümden, Şeytan!’ dedi, ‘Bana engel oluyorsun. Düşüncelerin Tanrıya değil insana özgüdür.’ Sonra İsa, öğrencilerine şunları söyledi: ‘Ardımdan gelmek isteyen kendini inkar etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.” (Matta 16:21-25)

2- Elçiler birbirleriyle de çekişir, birbirini azarlar. Pavlus, Petrus’u (Kefas) ve Barnaba’yı azarlar. Eğer üçü de Kutsal Ruh ile hareket ediyor olsaydı çelişki olmaması gerekirdi çünkü Ruh kendiyle çelişmez. Ama birbirini azarlamalarından anlıyoruz ki her zaman Ruh tarafından yönlendirilmiyorlar. O halde onların yazıları bizim için en fazla yardımcı kaynak olabilir, hatasız kabul edilemez.

“Ne var ki, Kefas Antakya'ya geldiği zaman, suçlu olduğu için ona açıkça karşı geldim.  Çünkü Yakup'un yanından bazı adamlar gelmeden önce Kefas, diğer uluslardan olanlarla beraber yemek yerdi. Ama o adamlar gelince sünnet yanlılarından korkarak sünnetsizlerden uzaklaştı, onlarla yemek yemez oldu. Öbür Yahudiler de onun gibi ikiyüzlülük ettiler. Öyle ki, Barnaba bile onların ikiyüzlülüğüne kapıldı.” (Galatyalılar 2:11-15)

3- Tüm havariler İsa’yı çarmıha gerilirken bırakıp kaçmışlar, dirildikten sonra bile imansızlık etmişlerdir. Petrus, İsa yakalandığında onu üç kez inkar eder.

“(İsa tutuklandığında) … O zaman öğrencilerinin hepsi Onu bırakıp kaçtı.” (Matta 26:56)

“On bir öğrenci Celile'ye, İsa'nın kendilerine bildirdiği dağa gittiler. İsa'yı gördükleri zaman O'na tapındılar. Ama bazıları kuşku içindeydi.” (Matta 28:16)

İsa'yı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu. Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu. Bir hizmetçi kız ateşin ışığında oturan Petrus'u gördü. Onu dikkatle süzerek, «Bu da O'nunla birlikteydi» dedi. Ama Petrus, «Kadın, ben O'nu tanımıyorum» diye inkâr etti. Biraz sonra onu gören başka biri, «Sen de onlardansın» dedi. Petrus, «Be adam, onlardan değilim» dedi. Yaklaşık bir saat sonra yine bir başkası ısrarla, «Gerçekten bu da O'nunla birlikteydi» dedi. «Çünkü Celilelidir.» Petrus, «Sen ne diyorsun be adam, anlamıyorum!» dedi. Tam o anda, Petrus daha konuşurken horoz öttü. Rab arkasına dönüp Petrus'a baktı. O zaman Petrus, Rab'bin kendisine, «Bu gece horoz ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin» dediğini hatırladı ve dışarı çıkıp acı acı ağladı” (Luka 22:54-62)


4- Elçilerin İşleri bölümünde elçi Petrus’un örneğin hangi yemeklerin yenmesinin meşru olduğu konusunda fikirlerinin değişip geliştiğini, yani elçilerin olgunlaşma ve değişme sürecinin sürmekte olduğunu takip edebilmek mümkündür. Onların da yolu devam ediyorsa ve çıkmaları gereken daha yüksek bilgelik aşamaları varsa, zaman içinde kanaatlerini değiştiriyorlarsa henüz etrafındakilere kusursuz bir örnek teşkil edemezler demektir.

5- Elçi Yakup, mektubunda kendileri gibi öğretmen olmaya özenmememiz gerektiğini, çünkü kendilerinin çok hata yaptıklarını açık açık yazar. Bu bile tek başına elçilerin yazdıklarının hatasız görülemeyeceğini ve bu yüzden mektupların kanondan çıkarılması gerektiğini kanıtlar.

“Kardeşlerim, biz öğreticilerin daha titiz bir yargılamadan geçeceğimizi biliyorsunuz; bu nedenle çoğunuz öğretici olmayın. Çünkü hepimiz çok hata yaparız.” (Yakup 3:1-2)

6- Pavlus, karşısındaki topluluğun seviyesine göre konuştuğunu açıkça yazar. Buna göre öğretinin aslını değil, karşısındaki topluluğun seviyesine uygun bulduğu kadarını söylemektedir. Hal böyle olunca söz konusu mektuplar sadece hitap edildikleri toplulukları bağlar, bizleri değil. Çünkü onların seviyesine göre yazılmıştır. Öğretiyi direkt yansıtmayabilir.

“Kardeşler, ben sizinle, Ruh'a uyanlarla konuşur gibi konuşamadım. Doğal benliğe uyanlarla, Mesih'te henüz bebeklik çağında olanlarla konuşur gibi konuştum. Size süt verdim, katı yiyecek değil. Çünkü katı yiyeceği henüz yiyemiyordunuz. Şimdi bile yiyemezsiniz. Çünkü hâlâ benliğe uyuyorsunuz. Aranızda kıskançlık ve çekişme olması, benliğe uyup diğer insanlar gibi yaşadığınızı göstermiyor mu?” (1.Korintliler 3:1-3)

7- Pavlus, esas hedefinin öğretiyi tavizsiz biçimde öğretmek değil taraftar kazanmak olduğunu, bu uğurda herkesle her şey olabildiğini açıkça yazar. Hal böyle olunca onun mektuplarında ne gerçekten Tanrısal bir buyruktur neyi Pavlus taraftar kazanmak için söylemiştir, dikkatle ayırt etmek gerekir. Her sözünü buyruk gibi ele alamayız sonucu çıkar.

“ Yahudiler'i kazanmak için Yahudiler'e Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasa'nın denetimi altında olmadığım halde, Yasa altında olanları kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım. Tanrı'nın Yasası'na sahip olmayan biri değilim, Mesih'in Yasası altındayım.  Buna karşın, Yasa'ya sahip olmayanları kazanmak için Yasa'ya sahip değilmişim gibi davrandım.  Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.  Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum. Bunların hepsini Müjde'de payım olsun diye, Müjde uğruna yapıyorum.” (1. Kor. 9:18-23)

“ Özet olarak, her ne yer ve içerseniz, her ne yaparsanız, her şeyi Tanrı'nın yüceliği için yapın. Yahudilerin, Greklerin ya da Tanrı topluluğunun tökezleyip düşmesine neden olmayın. Ben de kendi yararımı değil, kurtulsunlar diye birçok kimsenin yararını gözeterek herkesi her yönden hoşnut etmeye çalışıyorum.” (1.Kor. 10:31-33)

8- Pavlus, elçiler arasında iş bölümü yapıldığını ve Yahudi olmayan uluslara Müjdeyi duyurma işinin kendisine verildiğini yazar. Buradan çıkan sonuç, en azından diğer elçilerin yazılarının biz Yahudi olmayan ulusları ilgilendirmediği ve kanondan çıkması gerektiği değil midir?

“Ama ileri gelenler - ne oldukları bence önemli değil, Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz - evet, bu ileri gelenler söylediklerime bir şey katmadılar. Tam tersine, Müjde'yi sünnetlilere bildirme işi nasıl Petrus'a verildiyse, sünnetsizlere bildirme işinin de bana verildiğini gördülerÇünkü sünnetlilere elçilik etmesi için Petrus'ta etkin olan Tanrı, diğer uluslara elçilik etmem için bende de etkin oldu. Topluluğun direkleri sayılan Yakup, Kefas ve Yuhanna bana bağışlanan lütfu sezdikleri zaman, paydaşlığımızın işareti olarak bana ve Barnaba'ya sağ ellerini uzattılar. Diğer uluslara bizlerin, Yahudilere ise kendilerinin gitmesini uygun gördüler.” (Galatyalılar 2:6-9)

9- İsa, havarilerini kastederek onların da kurtuluşunun garanti olmadığını ima etmiştir. Hal böyleyken daha kendi kurtuluşunu garanti edememiş elçilerin yazılarını yanılmaz şaşmaz buyruklar ve İsa’nın sözlerine denk sözler olarak nasıl görebiliriz?

“Bana ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliğine girmeyecek. Ancak göklerdeki Babamın isteğini yerine getiren girecektir. O gün birçokları bana diyecek ki, ‘Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mi? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?’ O zaman ben de onlara açıkça, ‘Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar!’ diyeceğim.” (Matta 7:20-23)

10- Elçiler de kendini kazanmış saymaz. Peki, kazandığı şüpheli olan biri bizler için hatasız bir örnek olabilir mi ki onun yazılarının tümünü buyruk gibi ele alalım?

(Filipililer 3:12-14, 17)  "Bunlara şimdiden kavuşmuş ya da şimdiden yetkinliğe erişmiş olduğumu söylemiyorum. Ama Mesih'in beni kazanmakla benim için öngördüğü ödülü kazanmak için koşuyorum. Kardeşler, ben kendimi henüz bunu kazanmış saymıyorum. Ancak şunu yapıyorum: geride kalan her şeyi unutup ileride olanlara uzanarak, Tanrı'nın Mesih İsa aracılığıyla yaptığı göksel çağrıda öngörülen ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum...”

11- Pavlus açık biçimde yazılı metne değil Kutsal Ruh’a vurgu yapıp şekle değil içeriğe işaret eder. Böyle bir anlayış varken kanon metinleri üzerine ısrar edip mevcut kanon konusunda inatçı davranmanın mantığı yoktur. Çünkü bu inanç şekle değil içeriğe odaklanır. Kanonun yeniden düzenlenemeyeceği iddia edilemez. İçerik Kutsal Ruhtur, metinler ise şekildir. Alttaki alıntılarda koyulaştırdığım kısımlar kurallara takılmamak gerektiğini, içeriğin önemli olduğunu vurguluyor.

“ İmanı zayıf olanı kabul edin, ama düşünceleri üzerinde onunla tartışmaya girmeyin. 2Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; öte yandan, imanı zayıf olan yalnız sebze yer. Her şeyi yiyen, yemeyeni hor görmesin. Her şeyi yemeyen, yiyeni yargılamasın. Çünkü Tanrı onu kabul etmiştir. Sen kimsin ki, başkasının kulunu yargılıyorsun? Kulu haklı çıkaran da, suçlu çıkaran da kendi efendisidir. Kul haklı çıkacaktır. Çünkü Rab'bin onu haklı çıkarmaya gücü vardır. Kimi bir günü başka bir günden üstün sayar, kimi her günü bir sayar. Herkesin kendi görüşüne tam güveni olsun.  Günü kutlayan, Rab için kutlar. Her şeyi yiyen, Tanrı'ya şükrederek bunu Rab için yer. Bazı şeyleri yemeyen de Rab için yemez ve Tanrı'ya şükreder.” (Romalılar 14:1-6)

“ Rab İsa'ya ait biri olarak şunu kesinlikle biliyorum ki, hiçbir şey kendiliğinden murdar değildirAma bir şeyi murdar sayan kimse için o şey murdardırYediğin bir şey yüzünden kardeşin incinirse, artık sevgi yolunda yürümüyorsun demektir. Mesih'in, uğruna öldüğü kardeşi yiyeceğinle mahvetme! Size göre iyi olan şey kötülenmesin. Çünkü Tanrı'nın Egemenliği, yiyecek ve içecek sorunu değil, doğruluk, esenlik ve Kutsal Ruh'ta sevinçtir. … Ama bir yiyecekten kuşkulanan kişi o yiyeceği yerse yargılanır; çünkü imanla yemiyor. İmanla yapılmayan her şey günahtır.” (Romalılar 14:14-17…23)


12- Pavlus, mektuplarında kendi fikrini de söyler, sadece buyruk vermez.

“ Kızlara gelince, Rab'den onlarla ilgili bir buyruk almış değilim. Ama Rab'bin merhameti sayesinde güvenilir biri olarak düşündüklerimi söylüyorum.  … Bir kadın, kocası yaşadıkça kocasına bağlıdır. Kocası ölürse, kadın dilediği kimseyle evlenmekte özgürdür; yeter ki, o kimse Rab'be ait olsun. Ama dul kadın, olduğu gibi kalırsa daha mutlu olur. Ben böyle düşünüyorum ve sanırım bende de Tanrı'nın Ruhu vardır.” (1.Korintliler 7:25…39-40)

13- Pavlus ve diğer elçilern mektupları yüceltilemez çünkü onlar bizleri kendi mektuplarından daha üstün görmektedir zaten.

“Kendimizi yine tavsiye etmeye mi başlıyoruz? Yahut bazıları gibi size ya da sizden tavsiye mektuplarına mı ihtiyacımız var? Bütün insanlarca bilinen ve okunan, yüreklerimizde yazılı olan mektubumuz sizsiniz. Hizmetimizin sonucu olup mürekkeple değil, yaşayan Tanrı'nın Ruhuyla, taş levhalara değil, insan yüreğinin levhalarına yazılmış Mesih'in mektubu olduğunuz açıktır. Mesih'in sayesinde Tanrı'ya böyle bir güvenimiz vardır. Herhangi bir şeyi kendi başarımız olarak saymaya yeterliyiz demek istemiyorum; bizi yeterli kılan Tanrı'dır. O bizi yazılı yasaya değil, Ruh'a dayalı yeni bir antlaşmanın hizmetkârları olmaya yeterli kıldı. Yazılı yasa öldürür, Ruh ise yaşatır.” (2.Kor. 3:1-6)

14- Bazı mektupların sahihliği konusunda şüphe vardır. Kilise tarihindeki önemli isimlerden bazıları Petrus’un 2. Mektubu ile Yuhanna’nın 2. ve 3. Mektuplarını sahih saymaz.

15- Sondaki Vahiy bölümü yüzyıllar sonra kanona sokulmuştur. Yüzyıllardır Vahiy bölümü olmayan kanona inananlar cehennemlik midir? Değilse bu bölümü kabul etmek neden şart olsun?

16- İbranilere Mektubun yazarı belirsizdir. Yani yazarının elçi olmama ihtimali de vardır. Peki, elçinin yazmadığı bir metnin kanonda ne işi vardır?

17- Bazı mektup yazarlarının (Yahuda) elçi olup olmadığı şüphelidir. Mektubunda elçilerden sanki kendisi elçi değilmiş gibi bahseder. Kendisi elçi değilse mektubu neden kanon içindedir?

“Ama siz, sevgili kardeşlerim, Rabbimiz İsa Mesih'in elçileri tarafından önceden söylenen sözleri anımsayınSize demişlerdi ki, «Dünyanın son günlerinde alay edenler, tanrısızlığa yönelip kendi tutkularına göre yaşayanlar olacaktır.»“ (Yahuda 1:17-18)

18- İsa tek önderin ve öğretmenin kendisi olduğunu açıkça belirtmiştir. Tek öğretmen İsa ise nasıl oluyor da kanonda sadece onun sözleri olması gerekirken elçilerin sözleri de kanona eklenip bizlere rehber olarak sunulabiliyor? Böyle yapmakla tek öğretmenin İsa olduğu kabul edilmemiş olmuyor mu? Elçilerin mektupları en fazla yardımcı kaynak olabilir, kanondan çıkmalıdır. Öğretmen ve önder olarak yalnızca İsa yeterlidir.

“(İsa dedi) ‘Kimse sizi ‘Rabbî’ diye çağırmasın. Çünkü sizin tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz. Yeryüzünde kimseye ‘Baba’ demeyin. Çünkü tek Babanız var, O da göksel Baba'dır. Kimse sizi ‘Önder’ diye çağırmasın. Çünkü tek önderiniz var, O da Mesih'tir.  Aranızda en üstün olan, ötekilerin hizmetkârı olsun. Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.’ “ (Matta 23:8-12)

Üstte görüldüğü gibi İsa, tek öğretmen olduğunu ve bu öğretmenin de kendisi olduğunu, bu kadarının yeterli olduğunu anlatıyor. O halde yalnızca İsa'nın sözlerini yansıtan dört gospel kanon için yeterlidir. Elçilerin mektupları, Elçilerin İşleri bölümü ve Vahiy bölümü kanondan çıkarılmalı, yardımcı kaynak olarak değerlendirilmelidir. Bu metinlerdeki her söz yanılmaz şaşmaz sözler ve uyulması gereken buyruklar olarak değerlendirilemez. İsa'nın sözlerinin kantarına vurulmak zorundadır.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.