Mesih nerede? Mehdi kim?

Mesih nerede? Mehdi kim? DİN
0,0
11.12.2013 16:04:40
A+ A-

 

Peygamberimiz birçok hadis ile Hz. Mehdi’nin dış görünüşünü açıklamış, nasıl bir zamanda geleceğini anlatmıştır. Bediüzzaman’da Risalelerde Hz. Mehdi’nin gelişini müjdelemiş ve yapacağı üç görevi tarif etmiştir. Günümüzde bazı cemaat liderleri de Hz. Mehdi’nin geleceğini kendi cemaatlerine müjdelemişlerdir.  Sultan Baba’da bu değerli isimlerden biridir. Fethullah Gülen hocaefendi de Nur talebelerine zamanında Hz. Mehdi’yi nasıl özlemle beklediğini ve zat olarak geleceğini anlatmıştır:

Hz. Mehdi’nin Ortaya Çıkışı ve Hz. Mesih’in Gelişi:

“Mesîh ve Mehdî ile alakalı hadis-i şerifler ve ümmetin kabulü esas alınınca nüzûl-ü Îsâ'ya (Hz. İsa’nın tekrar yeryüzünü gelişine) ve zuhur-u Mehdî'ye (Mehdi’nin ortaya çıkışına) inanmak Efendimiz (sav)'e îtimadın ve güvenin ifadesidir denilebilir.”

Hz. Mehdi Peygamber Soyundan Olacaktır:

“Mehdî ile alakalı hadis-i şeriflere de iki örnek vermek yerinde olsa gerektir:

"Mehdî bizden, Ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır"(İbn Mâce, Fiten, 34; Dârimî, Mehdî, 1). "Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir"(Ahmed b. Hanbel, II, 117-118).

Cenâb-ı Hak, rahmetinin eseri olarak her bir fesad-ı ümmet zamanında (müslüman toplulukların bozulmaya uğradığı dönemlerde) bir muslih, (ıslah edici) bir müceddid, (dini yenileyep aslına döndüren) bir halife-i zîşan, (İslam topluluğuna lider bir kişi) bir kutb-u âzam, (zamanının en büyük dini lideri) bir mürşid-i ekmel (üstün bir yol gösterici) ya da bir nevi mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip (bozulmayı önleyen) milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (İslam’ı) muhafaza buyurmuştur.

Bu hususu (konuyu) nazara veren (ilgilere sunan) ve siyaset sahasında Mehdî-i Abbâsî, (başarılı kişiler için bir benzetme olarak kullanılır) diyanet âleminde Gavs-ı Âzam, (zamanının en büyük alimi, Abdulkadir Geylani) Şâh-ı Nakşibend, (Nakşibendiliğin kurucusu, Muhammed Bahauddin) aktâb-ı erbaa (dört ünlü ehli sünnet alimi olarak bilinen kişiler) ve oniki imam (Hz. Ali’nin soyundan gelen oniki halife) gibi zatları misal gösteren Bediüzzaman der ki, “Madem O'nun âdeti öyle cereyan ediyor, (işliyor) âhir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, (gerektiğinde ayet ve hadislerden hüküm çıkaran bir alim) hem en büyük bir müceddid, (dini yenileyici) hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, (insanlara doğru yolu gösteren)hem kutb-u âzam (zamanının en büyük dini lideri) olarak bir zât-ı nuranîyi (nurlu bir şahsı) gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden (Hz. Peygamber (sav)’in soyundan) olacaktır. Bediüzzaman, Mehdî ile alakalı hadislerin zayıf (doğruluğu şüpheli) olduğu iddiasına karşı da, “Hangi mesele var ki, bazı kitaplarda ona ilişilmesin? Hattâ İbn-i Cevzî gibi büyük bir muhaddisin (hadis uzmanının) bazı sahih ehâdîse (doğruluğu net olan hadislere) mevzu (manası yanlış hadis) dediğini, alimler taaccüple (şaşkınlıkla) nakletmişler. Hem her zayıf veya mevzu hadîsin mânâsı yanlıştır demek değildir.”

Boyunduruk Yere Konduktan Sonra:

“İnsanımızla beraber hepimizin ümidi çok kavidir (kuvvetlidir). Resulu Ekrem (sav)’e itimadımız (güvenimiz) vardır. Ümmetin başında sahabe ikrama işarette bulunan kainatın efendisi (sav) ahirinde (son zamanlarında) boyunduruk yere konduktan sonra (çaresiz kalındıktan sonra) kaldıracağı müjdesini çoktan vermiştir. Dinin yeniden hayatlanacağının, canlanacağının ve bütün alemde LailaheillAllahMuhammedenResulullah yeniden mevceleneceğini (dalgalanacağını) ifade buyurmuşlardır, doğru söylemişlerdir.”(Ruh Ufku Serisi, 1.Cd, Işığa Doğru, 7.Kaset, Nil Yapımcılık A.Ş.)

Beklediğimiz Genç:

“Fatih’ten bahsederken; ne güzeldir o emir, buna mazhar (sahip) olmak için 21-22 yaşındaki genç serdar (kumandan). Maddi manevi fizat hislerinden fedekarlıkta bulunuyordu. 20. asırda Kuran’a sahip çıkmasını beklediğimiz GENÇ DELİKANLIMIZ’ın yaşındaydı büyük hünkar.”(Ruh Ufku Serisi, 1.Cd, Gönül Dünyamızdan Konferansı, 1.Kaset, Nil Yapımcılık A.Ş.)

313 Kişi:

“Bedir’de bütün cihana (dünyaya) meydan okuyan insanların sayısı 313 taneydi, melek ismini okur gibi ben mühim yerlerde huzurunuza çıkarken onların adlarını okuyor, şefaat umuyor öyle huzurunuza çıkıyorum, o kadar azizdir benim nazarımda Bedir’de bulunan insan. Niçin azizdir? Tepeden tırnağa nar-ı beyzadır (beyaz ateştir) da ondan. 313 tane nar-ı beyza gibi adam olsa bugün, yeryüzüne hakim olmak mümkündür, ümid ediyoruz inşaAllah bu bağ, bu bahçe, bu bostan bu 300 adamı, 313 adamı yetiştirecek ümid ediyoruz.”(Ruh Ufku Serisi, 5.Cd, İçtimai Adalet Konferansı, 2.Kaset, Nil Yapımcılık A.Ş.)

Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde, Hz Mehdi’nin yardımcılarının sayısının 313 olacağı rivayet edilmektedir.

Muhammed b. Hanefi (r.a.)'dan rivayet edildi ki: “Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları TALUD ile nehri geçenler kadardır.”(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Bedir savaşındaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacak, çünkü bu 313 kişi gece abid (ibadet eden), gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar. (Kıyamet Alametleri, s. 169)

Hz. Mehdi İle İlgili Hadisleri İnkara Mecal Yoktur:

“Kütüb-i Site’de dört muteber (itibar edilen) hadis kitabında; Hakimin Müstedrek’inde, Beyhaki’de, Tabarani’de Mehdi’nin geleceğine dair hadisi şerifler vardır ki inkar etmeye adeta mecal (ihtimal) yoktur. Buhari ve Müslim-i Şerif’te sadece ismen gelecek bu zattan bahsedilmemekte, belki meçhul, gelecek yeryüzünü adaletle dolduracak bir şahıstan bahsedilmektedir. Buhari ve Müslim’de bahsedilen aynı şahıs diğerlerinde “Muhammed” isminde veyahut Efendimiz (sav) “benim ismimde olacak” sözü ile anlatmaktadır. Tıpatıp bir uygunluk vardır.”(Gülen, Sohbetler, B Serisi, 14. Kaset, Yıl 1979)

Bu İşin Liyakatlileri Gelince:

“Aziz müslüman, bunları değişik misalleriyle (örnekleriyle) sana intikal ettirmeye (iletmeye) ve senin için en mukaddes (kutlu) vazife olan bu vazifeden durulmama için, söylenmesi gereken şeylere dikkatini çektim ve ama imkan arz etmeye çalıştım tekrar itirafıma gerek yoktur. Bu işin ehli değilim, ehli gelinceye kadar benim gibiler, emsalimle (benzerlerimle) beraber bu işi devam ettireceğiz, öyle anlaşılıyor. Ehli gelince onlara terki silah edeceğiz, işi onlara bırakacağız ehli değiliz bu işin liyakatlileri (layık olanlar), doğrunun ve gerçeğin hakiki tercümanı olacak ve ölü gönüllerimizi ihya edecekler. Bunu kemali (olgun) samimiyetle intizar ediyorum (ümit ediyorum), Rabbimden bekliyorum, ama o güne kadar biz anlatacağız.”(Gülen, Sohbetler, Müeyyidat, 11. Kaset, 11 Ocak 1980)

Tüm yazılarım: http://mertaslanoglu.blogspot.com/

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.