Metafizik?in Gizemli Dünyasından Paranın Koynuna!...

Metafizik?in Gizemli Dünyasından Paranın Koynuna!... DİN
0,0
18.12.2012 16:15:19
A+ A-

 

Özellikle ülkemizde çok derin bir paradoksun bütünüyle yaşanmakta olduğunu gözlemliyoruz. Kendilerinin metafizik, ruhçu bir temele dayandığını iddia eden tasavvufi ve gelenekçi düşünce biçimlerinin zaman içinde bu metafizik, ruhçu konumdan arınarak tamamen fizik ve maddeci bir anlayışa dönüşmesi paradoksudur bu. Günümüzde tasavvufi ekollerin, tasavvuf ve gelenekle ilgili çalışanların, bunlar üzerine yazan çizen kahir ekseriyetin hiç de anlattıkları ya da anlatıldığı gibi geçmişteki tasavvuf erbabının yaşantısına benzer bir yaşantı içinde olmadıkları hepimizin malumu. Bildiğimiz kadarıyla ehli tasavvufun dünyaya, dünya metaına, makama mevkie, gösterişe, şatafata, lükse yaklaşımları her zaman negatif olmuştur. Maddeye karşı mesafeli durmuşlardır hep. Ve hiçbir zaman içinde bulundukları ruh halini bir gösteriye, gösterişe dönüştürmemişler. Birçoğu adeta hiç yokmuş gibi yaşamış ve böyle göçüp gitmiş. Metafizik alemde yaşadıkları değişik halet-i ruhiyeleri maddi alanda pazarlayarak buradan rant devşirmemişler. Birçoğu yokluğun, yoksunluğun içinde kemale erme uğraşında olmuşlar. Paradan, maddeden, candan vazgeçerek ulaşmışlar bilgelik sırlarına. Sadelikle, azlıkla, sabırla… Kendilerinden sonraya eğer ki bir miras bıraktılarsa bu sadeliği, uçsuz bucaksız ekin tarlalarının içinde bir buğday tanesi gibi olmayı miras bıraktılar.

 

Bugün hepimiz bir gösteri dünyasında yaşıyoruz. Her şey adeta pornografik bir gösterinin parçası, nesnesi haline dönüştü. Bu berbat dünyaya lojistik malzeme sağlayan kaynaklardan biri de maalesef her türlü kullanıma açık olan tasavvufi düşünce. Günümüzde tasavvuf diye insanlara yutturulan ve üzerinden müthiş paralar kazanılan saçmalıklar dizini. Derviş postu giyinip krallığa oynayanlar. Tasavvufi metinleri ve şahsiyetleri yazın nesnesi kılıp bunların üzerinden para kazananlar. İbn’i Arabi’yi, Mevlana’yı, Yunus’u ranta tahvil edenler. Enformasyonun her şeyi basitleştiren, tekleştiren dilinin emrine sunulan adeta oyuncaklaştırılan kadim metinler…

 

Evet. Derin bir paradoks. Metafizik bir noktadan hareket edenlerin geldikleri yer madde oluyor. Tevazudan, alçakgönüllülükten bahsedenler baştan ayağa kibir anıtı gibi. Kamu âlemi putperestlikle eleştirenler kendi nefsinin, kendini beğenmişliğin kulu kölesi. Tasavvuf diyenler bugün en büyük materyalistler. Materyalistler ise en büyük idealistler. Herkes Karl Marks’ı materyalist olarak bilir. İdeolojik bağlamda böyle bir dili kullanmasına rağmen yaşantısına baktığımızda en büyük idealistlerden, yüksek ruh sahibi insanlardan biridir. İdealleri adına her türlü lüksten vazgeçebilmiştir. Dünya hayatını sadelikle, yoklukla, yoksunlukla yaşamış. Bizdeki ehli tasavvuflar ise tam tersi. Dünyanın faniliğinden bahsederler, ruh derler ama yaşantıları madde üzerine kurulmuştur. İdealleri yoktur. Söylediklerinin tam tersidir yaptıkları. Şeyhlerimiz her türlü imkânı dibine kadar kullanır. İslam’da zühdü, takvayı anlatmaya son model arabalarla giderler. Hepsinin hizmetini gören onlarca insan vardır. Onlarca köle.

 

Ehli tasavvufun bu profilinin yanında bir de profesyonel yazarçizerler var. Tasavvuf tarihi, tasavvufa konu olan kavramlar, tarihi şahsiyetler üzerinden servet yapanlar. Parayla pulla hiç işi olmayan bir dünyayı tüketimin kalbine yerleştirenler. Söylem olarak bir dervişten, meczuptan farkı olmayan ama yaşantılarında hiçbir tasavvufi çizgi olmayanlar. Çile çekmeyenler, çilesi dolmayanlar.

 

Modern zamanların tahripkâr karakterine dayanabilecek kararlılıkta bir hareket alanı yok gibi. Küresel kapitalizmin vahşi hükümranlığı ona muhalefet edebilecek her şeyi karikatürleştiriyor. Karşıtlar aynileşiyor. Tasavvuf sektörü ile kapitalizm el ele veriyor. Büyük yazarlarımız, irfan sahibi ağabeylerimiz, tasavvuf aşkıyla uçanlarımız, menkıbelerle cümle âlemin ağzını tatlandıranlarımız kapitalizmin mabedi dev alışveriş merkezlerinde kitap imzalıyorlar. Lüks otellerde Allah Resulünün örnek hayatını anlatıyorlar. Onun yoksulluğuna ağlıyorlar dev kongre merkezlerinde. Türbelere turistik geziler. Termal otellerde seminerler… Yaşasın fani dünya. Yaşasın takva!...

 

Her türlü kişisel zaaflar, hırslar metafizik bir örtüyle gizleniyor. Dünya sevgisi türlü menkıbelerle hissedilemez hale getiriliyor. Aslında bütün hissedilen dünyaya ait olanlar. Kadim menkıbeler yok artık. Herkes kendini mala mülke ayarlamış. Hüzünlü menkıbeler bir girdabın içinde yitip gitmiş. Yok, artık varlığa ve yokluğa değen bir şey. Sızı da…

 

Büyücü kılığında dolaşan, kitleleri büyüleyen profesyonel sahtekârlarla dolmuş dünya. Dini de dünyayı da metafiziği de fiziği de yağmalayan eşkıyalar dolaşıyor düşüncenin ve eylemin damarlarında. Engin görünümlü sığ adamlar kuşatmış etrafı. Yapay seslerle, taklitlerle, efektlerle kandırılıyor insanlar. Masallarla, mesellerle, mesnevilerle uyutuluyor zihinler. Mevlana’dan bir demokrasi piri, İbn’i Arabi’den bir nihilist yontuluyor. Yunus’tan başıboş bir aylak…

 

www.haber10.com

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.