Mezardaki en zengin adam mı olmak istiyorsun…

Mezardaki en zengin adam mı olmak istiyorsun… DİN
0,0
15.09.2015 15:19:47
A+ A-

 

Şu hırs içinde koşturan, parayı hayatının merkezine koyan, bankaya paraları yığdıkça mutlu olan insanlara o kadar acıyorum ki. Ne büyük bir gayretle, ne büyük bir çabayla ve iradeyle o paraları kazanıyorlar. Yeri geliyor, sabahın köründe kalkıp uçağa yetişiyorlar, toplantıdan toplantıya nefes bile almadan yemek bile yemeden koşuyorlar. Sabahtan gece yarılarına kadar ter döküyor, boğazları patlayana kadar etrafındakilere laf anlatıyorlar. Sabahtan gece yarısına kadar buz gibi fabrikalarında nöbet bekleyen patronlar tanıdım ben, işçiler bir şey çalmasın diye. Kendi lüks hapishanelerinin zengin mahkûmları bunlar.

Bu hırslı adamlar paralarına para kattıkça bir mutlu oluyorlar, bir mutlu oluyorlar, çocuklar gibi nasıl neşeleniyorlar. Birbirlerine övünerek ihaleleri nasıl kazandıklarını, nasıl milleti atlattıklarını anlatıyorlar. Peki ne için bu kadar çaba? Ne için bu kadar eziyet? Mezardaki en zengin adam olmak için mi?

Senin bu kadar hırsla peşinde koştuğun dünya üç gün sonra bitmeyecek mi? Etrafındaki bütün tanıdıkların birer birer her şeylerini bırakıp ölüp gitmiyor mu? Hiçbir şeylerini alamadan bu dünyayı sadece beyaz bir kefenle terk etmiyorlar mı? Sen kendin için durumun değişeceğini mi sanıyorsun? Yoksa sen ölümsüz mü olacaksın? Yoksa sen bu dünyadan göçüp giderken burada biriktirdiğin malları, paraları, yatları, katları yanında mı götürebileceksin?

Bütün bu soruların gerçek cevabı koskoca bir "hayır" ise nedir bu şuur kapanıklığı? Nedir bu şımarıklık, azgınlık? Nedir insanı bu kadar dünyaya kaptıran, gözlerini adeta kör eden hırs?

İnsan bu dünyadan giderken ancak takvasını götürür. Ancak bu dünyada Allah için yaptıklarını götürür. Başka hiçbir şeyi ama hiçbir şeyi götüremez.Ölüp Allah'ın huzurunda durduğunda dünyada çevresinde yaltaklanan yüzlerce insandan bir tanesini bile bulamaz. Parası da onu kurtaramaz. O zaman orada nasıl büyük bir aptallık yapıp dünyaya kapıldığını anlar. Nasıl büyük bir hayal dünyasında yaşadığını anlar.

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; (Mearic Suresi, 11)

Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. (Mearic Suresi, 14)

Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir: (Mearic Suresi, 15)

Siz hırsla para peşinde koşan zengin bir iş adamına bakarken özeniyor olabilirsiniz, onun yerinde olmak istiyor olabilirsiniz. Onun yaşadığı köşkte oturmak, onun yatıyla gezmek için can atıyor olabilirsiniz. Ben ise baktığımda o insanın karşılaşacağı sonu çok net bir şekilde görüyorum. Beyaz bir kefenle toprağa verilişini görüyorum. Eğer iman etmezse ve dünyada Allah için yaşamazsa çok pişman olacağını görüyorum. Kendisine verilen bunca malın, mülkün, paranın sadece emanet olarak, bir imtihan olarak verildiğini görüyorum. Hırsla kendi parasına sarılıp bunu Allah rızası için harcamazsa ahirette bir lokma ekmeğe muhtaç olacağını görüyorum. İşte şuurlu bir bakış ile şuursuz bir bakış arasındaki fark bu.

Ahireti bilen, ölümün hiç ummadığınız kadar yakın olduğunu bilen, mutlaka herkes için bir hesap günü olduğunu bilen bir insan böyle bakar.Özenerek bakanlar, dünyaya delicesine kapılanlar da gerçeği ahirette anlar, fakat derler ya "son pişmanlık fayda etmez". Artık anlasalar da onlar için hiçbir şey değişmez. Çünkü dünyaya dönmek artık mümkün değildir, yaşam bitmiş, perde kalkmış ve her şey tüm aydınlığı ile gün yüzüne çıkmıştır.

Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez." (Kasas Suresi, 76)

Böylelikle kendi ihtişamlı-süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah keşke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibidir" dediler. (Kasas Suresi, 79)

Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler. (Kasas Suresi, 80)

Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. Böylece Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Ve o, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi. (Kasas Suresi, 81)

Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: "Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip-yaymakta ve kısıp-daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz batırırdı. Vay, demek gerçekten inkâr edenler felah bulamaz" demeye başladılar. (Kasas Suresi, 82)

İşte ahiret yurdu; Biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir. (Kasas Suresi, 83)

Kaynak: http://dunyahayatimiz.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: http://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: mynet.com/erkanarkut/videolari/liste" href="http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste" style="color: rgb(0, 0, 255) !important;" target="_blank">http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.