Mezhepler arası savaşa davet ediliyoruz: Dikkat!

Mezhepler arası savaşa davet ediliyoruz: Dikkat! DİN
5,0
15.06.2014 16:09:13
A+ A-

Mezhepler arası savaşa Kürt Kızılbaş-Alevileri Davet! Eden bir bildiri yayınlanmış; "Türkiye Alevileri İnisiyatifi" adına. Kim oldukları hangi Alevi İnisiyatifidir belli değil... Alevi üslubundan ziyade tarikat adına yazılan bildirinin Alevileri bağlamayacağı nettir. Her kim ise bildirinin sahipleri "Türkiye Alevileri İnisiyatifi" sınırsız-geniş-kapsayıcı başlıktır ve bütün Türkiye'de ki Alevileri kapsadığını iddia eder ki, saçmalıktır böylesi bir başlık!

Boylarını aşan işe kakışanların hesabı farklıdır, art niyetlidir, çıkar hesaplı ve kanlı gelecek tertibi-tertipleyicileridirler!

Kürt Kızılbaşları mezhep savaşlarının ne bir tarafı nede kurbanı olmayacaktır!

Orta doğunun dinmeyen-dindirilmeyen acısı mezhep savaşları son hızla devam ediyor. Bir yanı yeşil, bir yanı siyah örtü altındaki Mezopotamya'nın kana susamış hilafet ve saltanat cellatlarının savaşları, Haçlı seferlerinin zulmünden kat be kat fazlasıyla devam ediyor.  Sömürgeci güçler ve işbirlikçi monarşist-despotlarca kana doymuş toprağın, "yeter artık kan içmekten bıktım, kanla suladığınız bedenimden cellatların başları filizleniyor..." feryadına aldırış etmeden bin yıllık kaba mezhep savaşlarının başını çeken; bir tarafı Vahabi-Selefi-Sünni, diğer yanı Şii İslamın iki mezhebi hala kan akıtmaktan, can almaktan bıkmadı. Ne uğruna? Hilafet-saltanat uğruna! Sadece bu mu? Hayır; dogmatik kaba dincilik görüntüsü arkasında kendisini yaşatan mezhepçi monarşistlerin çıkarları adına. Hala da bıkmamış olacaklar ki yeniden "cihad" çağrılarıyla insanlık dramını derinleştiriyorlar.

Bütün tarih boyunca kutsallıkları adına yürüttükleri savaşlarda halkların payına düşen sadece acı ve gözyaşıdır.

"Şehit daha fazla şehitler daha fazla kelle koparmalar..." İnsanlığın, 21. Yüzyılda, bugünkü görüntülerden-göreceğinden kabaca ve barbarca daha fazlası ne olabilir ki. Bundan daha ötesi yok.

Bizim bilemediğimiz İslam'ın iki mezhebinin paylaşmadığı ne olabilir ki? Dini dogmatizmin ardındaki saltanat, monarşistçe ve sadistçe saadet! Ancak, inandıkları Tanrılarının hesabının böyle olmadığı gayet açık! Bütün dinlerin-inançların tanrısının insanlık için öngördüğü iyiliklere baktığınızda "insan sevgisi üzerine söylenen kutsal sözler vardır...

Yürüdükleri yollarda kandan işaretlerin yazıldığı ve kafası kopartılmışların ortalığa atılmış cesetleri; masum çocukların görüntüleri, tecavüz edilmiş kadınların içler acısı yürek burkan halleri, canlardan toplu mezarların coğrafyası. Hangi kutsallık adına yapılırsa yapılsın bu görüntülerin ne geçmiş insanlık adına ne de gelecek insanlığa miras olarak toplumsal değer taşıyan yanı yoktur.

"Türkiye Alevileri İnisiyatifi" adına yayınlana bildiriyle amaçlanan niyet nedir?

Mezhepler arası savaşın içine çekilmeye çalışılan Aleviler, bin beş yüz yıldır devam eden kanlı savaşın parçası olmaya zorlanıyorlar.  Davet, oldukça masum dille çağrıyı yapıyor: "Gerekirse oraya gidip İmamlarımızın türbelerini ve mazlum insanları korumak için savaşmaya da hazırız.  Biz Ehlibeyt'ten mazlumun yanında zalimin karşısında olmayı öğrendik. " diyor bilidir.

İmamlarınızın türbesini savunmaya da gidebilir ve türbeleri savunurken "şehit" de düşebilir cennete dahi gidebilirsiniz. Sizleri Kürt Kızılbaş-Alevileri adına ne kınarız nede sınarız. Bizim; Kürt Kızılbaş-Alevilerin Samarra'ya yolculuk yapma derdimiz olamaz. Şia-Şii değiliz mezhep savaşlarının ortasına da çekmeye çalışanlara "bizleri 1500 yıllık kanlı mezhep savaşlarına itemezsiniz," deme hakkını da kullanırız.

Bildirinin amacı, Alevileri infiale sürüklemek, bizim açımızdan bizleri bağlayan derinliği olmayan "Ali sevgisi" üzerinden mezhepler arası kanlı savaşın içine çekmek, özellikle Kürt Kızılbaş-Alevilere dönük kara propaganda yöntemiyle kanlı, sonu bitmeyecek yüz yıllık çatışmaların bir tarafı olmaya zorlamaktır: kışkırtmadır.

Velev ki bu İŞİD adlı vahşi örgüt türbeleri yıkma "çılgınlığını" yapacaklarına dair yemin-billah ettiler, kabul edelim ki "yıkacaklar" ve gene farz edelim ki türbeleri yıkmaya gidiyorlar, ne olur tahmin edebiliyor muyuz acaba!!!! Varın üzerinde yoğunlaşalım... Hesabı çok zor yapılan yüzlerce yıllara yayılacak sonu gelmez kanlı savaşlar; akacak kan, alınacak can... Coğrafya değil eskiyi aramayı, bir daha asla kansız gün görmeyecek...

Alevilere dönük çağrının amacı; Mezhep savaşlarının körüklenmek istenmesidir. "Türkiye Aleviler İnisiyatifi" adına yayınlanan bildiride İŞİD'in bu tarz çılgınlığa başvuracağını iddia etmek ancak, tabiri caiz ise aklını yitirmiş, izanını kaybetmiş, İslam'ın hiç bir değer ve geleneğine uymayacak kadar azmanlaşmış insanların işi olabilir ki, hali hazırda bu düzeyde bu tip uçuk insanlara verilecek örnek yoktur, bu İŞİD olsa bile.

Kaldı ki, biz Kürt Kızılbaşlarının derdi de Ali veya İslamiyet'in Şia-Şii mezhebinin önderlerinin koruyuculuğunu yapmak değildir. Tarafı olmadığımız savaşa sürüklenmek istenildiğmiz bir yana buna hevesli olanların da var olduğunu pekala biliyoruz. [sizin gibi] Hz. Ali'nin davası, despot-ceberrut faşist Molla feodal İran Şialığın, Basra-Arap Şiilerinin, Ali hayranı Türkmenlerin vs. derdidir. Bu derdin bizleri germesi söz konusu olamaz, hiç mi hiç bizim kültürümüz ve inancımızla alakası yoktur.

Aksine bizlerin, bu zihniyetle görülecek hesabımız hala açık duruyor; bizim davamız Sey Rızaların katilleriyle olan davadır, Pir Sultanları idam edenlerle görülecek davadır, Hallacı Mansur'un-Nesiminin, Suhreverdi, Şey Bedreddin'in, Torlakların, Börklüce'lerin, Baba İshakların-İlyasların, Mazdek'in, Babek'in-Eba Müslüm-i Horasani'nin davasıdır.

Bizlerin savunacağı; Düzgün Bavadır, Dersim katliamında-soykırımında aylarca kan-kızıl akan Munzur'un gözyaşlarının dindirilmesidir, Jeldir, Sultandır, Beselerdir, ulusal kimliğimizin-kültürümüzün elde edilmesinin hesabıdır... Rojava'dır, Sakinelerdir... İbrahimlerdir, Mahirler-Denizlerdir... Bizim davamız Gezi'de şehit düşen canların, Berkin Elvanların, İsmaillerin davasıdır.

Niyetin oldukça kirli ve amaçlı olduğu aşikardır: Mezhep savaşlarıyla bizleri sonu gelmeyen bitmez-tükenmez bin yıllık kan deryasına çekip; aslında hesabımızın kimlerle olduğunu unutturup, bizleri tüketme savaşına çekmek, sonu gelmez kanımızı akıtmanın planlarıdır bunlar...

Hesabımız tamda bu zihniyet sahipleriyledir. İran Mollalarının her gün vahşice işkenceyle katlettiği-astığı Kürtlerin hesabını onlardan sormaktır. Alevilerin, Kürtlerin yanı başında olması, bizlerinde ulusal kimliğimizin Kürt olmakla alakalı ulusal haklarımızın elde edilmesi, demokratik özgürlükçü yaşamın kazanılması iddiasının yükseltilmesi, Kürt Özgürlük Hareketiyle birlikte Mezopotamya zalimlerine karşı hep birlikte güçlü ve kararlı duruş, geleceği birlikte inşa etmek görevimizdir.

Zalim Molla rejiminin hz. Ali-Kerbela-Ehli Beyte olan "sevdası" anlaşılırdır. İslam'ın hilafet ve saltanatı üzerinde oturan Sünni mezhebiyle yüzlerce yıllık kavgasının devamıdır. Bizim; Kürt Kızılbaş-Alevilerin bu kavgada zerre kadar toplumsal-ulusal çıkarı yoktur, olamazda... Hele ki Türkiye Alevilerinin zinhar çıkarı yoktur.

Tarihin en kanlı ve hesapsız can alan savaşları mezhep savaşlarıdır. Mezhep savaşları da tüketen, bitiren, yok eden savaşlardır. Bu tür savaşların sosyolojik-ideolojik-psikolojik; manevi-ruhsal veya insani yanı çok yönlü, bireysel ve toplumsal boyutu incelendiğinde zerre kadar ezilmişlerin yararına kazanılmış-kazanılacak toplumsal getirisi yoktur. Tarihin derinliklerinde hala tahribatı taze olan, Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki savaşlar, Safeviler ile Hıristiyanlık hep bu minval üzerine gelişen ve milyonlarca insan kıyımına sebep olan savaşlardır.

Bugün İŞİD denilen canilerden oluşmuş cellatlar ekibini zımnen destekleyen aynı zamanda Şiilerdir! Kanlı-Kısır döngünün bir tarafı Sünni Vahabiler=İŞİD=El Kaide=Taliban=An Nusra ise diğer tarafı da Şİİ-Şialık=Hizbullah-Mollalardır. İki mezhep arasındaki kavgada kanı akıtılan İslam aleminin üzerine bina edilen saltanat ve hilafetin kavgasıdır; tahttır-sultanlıktır-ranttır, insanların kıyımı-kıyamı üzerinden kendilerini yaşatmaktır...

Osmanlı 600 yıl, hilafeti ve saltanatı elinde tuttu 10 milyon km² lik coğrafyaya hükmetti. Roma Hristiyanlığı imparatorluk dini olarak kabul ettikten sonra en zalim ve kıyım çağını başlattı. Yani anlayacağımız: dogmatizmin batağına saplanmışların, içine düştükleri gayya kuyusundan onları çekip çıkarmak asli görev olmalıyken bizleri sarmalına içine çeken çağrılar tabiri caiz ise provokatörlüğün ta kendisidir.

Ve gene derler ki bildirilerinde: "Alevileri bölmek-parçalamak veya etkisizleştirmek adına hazırlanan projelerin ve bu minvalde "Anadolu Alevileri farklıdır", "Arap Alevileri bizden değildir", "Şiiler ile benzerliğimiz yoktur" türü söylemlerin aslında yaklaşan tehlikeyi gizlemeye veya insanların algısını değiştirip tepkisizleştirmeye matuf olduğunun farkındayız."

Bizler, Kürt Kızılbaşlarda bir gerçeğin net olarak farkındayız. Sizler, İslam'ın Şia-Şii mezheplileri! Taraf ve hilaf olmuşsunuz; bin beş yüz yıldır Şia'ya-Şiilere tarafsınız. Alevilikle hiçbir alakanız yok. Ne kazandınız ne kaybettiniz iki kanlı mezhep olmaktan? Hiç. İnsanlığı helak etmenin dışında insanlık adına bıraktığınız elle tutulur, gözle görülür, gelecek kuşaklara cennet misali güzel yaşamı miras olarak bıraktınız mı? Hayır. Öyleyse neden bu telaş, neden bu hırçınlık, niye bu canhıraş çabanız? Bizleri; Kürt Kızılbaş-Alevileri, Kürdistani Türkmen Alevilerini, dahili olduğunuz kanlı süreç içine çekip üzerimizden hesap yapmak mıdır, niyetiniz! Tüketme savaşımıdır, hesabınız? Vazgeçin. Tek Kızılbaş-Alevi Kürt ve Türkmen Alevi yanınızda yer almayacağı gibi Türkiye Alevileri de yanınızda yer almayacaktır. Karşıtlarınızın; Sünni mezhebinin fetvacılarının saplantılı taraftar-müritlerini farklı yol-yöntemle ajite ederek kandırdığı, Allah adına, şehitlik mertebesine ulaşmanın, Rojava'ya-Suriye'ye gönderip "kafir" olarak lanse ettikleri Kürt kardeşlerini, Ermeni-Süryani, Alevileri katlettirirlerken tersi duruma biz Aleviler düşmeyeceğiz. Bizlere hedef düşman olarak gösterdiğiniz ne İŞİD'e nede Sünni Arap İslam alemine karşı savaşmaya gönderemeyeceksiniz. Ta ki bize saldırı gelmeyinceye kadar. Gideceksek Kürtlerin-Alevilerin-Ermenilerin-Süryanileri; halkların birlikteliğine yarar sağlayacak savunma savaşın gidip, birliği daha fazla pekiştirmenin mücadelesi adına gidiş olacaktır. Arap aleminin Sünni mezhebine mensupların dini bağnazlığa boğazına kadar gömülmüş de olsa bunlara karşıda savaşa gitmeyeceklerdir. Savaşacaksa kendi coğrafyasını savunma savaşı olacak ve kendi kutsallıklarını savunmaktır.

Alevileri Şia=Şiilikle eşdeğer tutmanın-özdeşleştirmenin zemini-altı boştur. Vazgeçin, çocukça oyunlarınızdan. Kürtlere düşman Mollalarla kol kola girenler, coğrafyanın egemenleriyle birlikte olan sizler; kendinize Aleviyiz deseniz de inançta, toplumsal yaşamların farklılıklarını ortak bileşkesinde sizlerle ortak yanımız yoktur.

Ve gene bildirilerinde o çatal dilleri şunları söyler: "Provokasyonlara gelmeyeceğiz. Tarihte olmadığımız gibi yine asla kardeş katili olmayacağız, Kabil olmayı seçeceğiz. Ama kutsalımız olan Samarra şehrindeki onuncu İmamımız ALİ NAKİ ve on birinci İmamımız HASAN ASKERİ'nin mübarek kabirlerine birkaç gün önce IŞİD tarafından yapılan saldırılara karşı sessiz kalamayız. ALEVİ GAYRETİMİZ buna izin vermez, kutsallarımıza dokundurtmayız..."

Bizimde üstteki çatallı ve sorunlu dile vereceğimiz cevap; Hasan Askeri ve Ali Naki'nin türbelerine saldırmak insanlık dışıdır, lakin o türbeleri savunmakta bizim görevimiz değildir. Bizlerin savunacağı değerler farklıdır. Ali Naki ve Hasan Askeri de bizim Ehli beytimiz, imamımız da değiller...

Son söz olarak; çatışmaları derinleştiren olmayın. "Provokasyonlara gelmeyiz" dersiniz ancak diliniz ve üslubunuz tamda provokasyona hizmet ederken ve bizleri de kendinize alet etmenin çabası içindesiniz. Değerlerimizi üstte saydık... Hala onların hesabı orta yerde duruyor. Hesabı verecek olanlarda tamda İran Mollaları ve Sünni mezhebi kendilerine örtü olarak kullanan gerici-despotik-monarşist egemen güçlerdir...

Genelde Kürt, özelde ise Dersim Kürt-Kızılbaşlığının İslam'ın bin beş yüz yıldır süren mezhepler arası savaşlarında Şii mezhebinden yana tutum alması söz konusu olamaz...

Ölümsüz ozan Nesimi'nin şu dizeleri sembolik olarak aslında konuyu özetlemiştir.

Sorma be birader mezhebimizi /Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır /Çağırma meclis-i riyaya bizi

Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır /Bizim söyleyecek sözümüz vardır

Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz /Kıl-ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz /Hakikat şehrinde hata bilmeyiz...



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.