"Muhtaçlık ve dilenme: yaratılış aslımız ve ilkemiz"

"Muhtaçlık ve dilenme: yaratılış aslımız ve ilkemiz" DİN
4,3
01.10.2014 10:06:54
A+ A-

Muhyiddin İbn Arabî (d.1165-v.1240) "Senin yaratılış aslın ve ilken muhtaçlık ve dilenmedir ve bunun böyle olması kaçınılmazdır." diyor. (Fütûhât-ı Mekkiyye, 18.cilt, sayfa:199, Muhyiddin İbn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık, İstanbul-2012) Bu sözün içinde geçtiği bölüm, 'Tavsiye' ara başlıkları altında tavsiyeler içeren geniş bir bölüm. Bu sözün yer aldığı 'Tavsiye' ara başlığı altında söylenenlerden (a.g.e., 18.cilt, sayfa:197-200) alıntılar yapacağım. En büyük şeyh (Şeyh-i Ekber) ünvanlı bu büyük ârif ve bilge insanın söyledikleri bağlamında yazının başlığında ve ilk cümlesinde ifade edilen sözün anlamı da açıklık kazanmış olacaktır. (Bazı cümlelerin 'Altı çizili' anlamında 'bold' karakterli yazılması bana aittir.)

"Kullara haksızlık etmekten sakınınız. Kullara haksızlık (zulüm ve karanlık ilişkisiyle) kıyamet gününde karanlıklar olarak ortaya çıkacaktır. Kullara haksızlık, Allah'ın kendilerine vermeni emretmiş ve vacip kılmış olduğu haklarını vermemektir. Allah'ın vermeni istediği hak, bazen kişinin üzerinde gördüğün zorunluluk ve ihtiyaç nedeniyle hal diliyle gerçekleşir. Sen ise bu esnada darlığını giderecek, zorluğunu aşmasını sağlayacak güce sahipsin. Bu durumda muhtacın hal diliyle senin malında bir hakkının çıktığını bilmen gerekir. Allah bu bilgiyi sana onun hakkını ödemen için öğretti; aksi halde sorumlu olursun. Onun ihtiyacını karşılayacak güce sahip değilsen bile, Allah'ın o kişinin halini boş yere öğretmediğini bilmelisin. Bu durumda bilmen gereken şudur: Allah onun halini sana onun ihtiyacını karşılayıp sıkıntısını çözecek (imkân sahibi) birinin nezdinde güzel sözle yâd ederek ona yardımcı olmanı istemiştir. Bunu da yapmazsan, en azından kendisine dua etmelisin. Bütün gayretini harcayıp yapabileceğin tek iş o olduğunda dua edilir. Bunu yapmaktan gafil olduğunda, o hal sahibine zulmedenlerden olursun. Yoksul o andaki ihtiyacı nedeniyle ölürse durum böyledir; ölmez ve başka biri ihtiyacını karşılarsa, hiç kuşkusuz, fark etmeden o kardeşin senden yükümlülüğü düşürmüş sayılır." (...) "Hal diliyle dilenen birisine muhtaç olduğu şeyi verirsen, daha önce onu (hakkını vermeyerek) mahrum bırakan birinci kardeşinin adına vermeye niyetlen, o hayırla mümin kardeşini kendine tercih ederek onun adına yap! O mümin,  fakirin ihtiyacını (karşılamayarak) senin bu hayrı yapmana vesile olmuş, bu hayra ulaşmanı sağlamıştır." (...) "Arifler verirken böyle bir niyetle verirler. Başka bir ifadeyle arifler halleriyle ve sözleriyle dilenen muhtaçlara böyle verirler. 'Dilenene gelirsek, onu kovma.' (ed-Duha 93/10)  Bu dilenmenin manevi veya maddi bir halle ilgili olması birdir. Bu itibarla bilgi ve onu öğrenmek bu konuyla ilgilidir. Mesela şaşkın hidayet talep ederken aç olan yedirilmeyi, çıplak onu havanın sıcak ve soğuğundan koruyacak veya avret  mahallini örtecek elbiseyi talep eder. Cezalandırabileceğini bilen cani de suçunu affetmeni ister. Şaşkına hidayet yolunu göstermeli, açı doyurmalı, susamışa su vermeli, çıplağı giydirmelisin. Bilmelisin ki sen de yoksulun muhtaç olduğu şeye muhtaçsın. Buna mukabil Allah 'âlemlerden müstağnidir.' ( Âl-i İmran 3/97) Yine de insanların dualarına icabet eder, ihtiyaçlarını karşılar, onlara ulaşan zararları defetmek üzere O'ndan yardım istemelerini veya menfaatleri kendilerine ulaştırması için dua etmelerini emreder. Allah'ın kullarına böyle davranmak sana daha yakışan iştir. Çünkü onların muhtaç olduğu bütün bu hususlarda sen de Allah'a muhtaçsın." (a.g.e., 18. cilt, sayfa:197-198)

Birbirine aktaranları isim isim açıklayarak İmam Müslim'in kitabında şöyle bir hadis'e yer verdiği belirtilir: "Hz. Peygamber kutsi bir hadiste Allah'ın şöyle söylediğini bildirir: 'Ey kullarım! Ben kendime zulmü haram kıldım, onu sizin aranızda da haram kıldım. Birbirinize zulmetmeyin. Ey kullarım! Benim hidayet ettiklerimin dışında hepiniz şaşırmışsınız. Benden hidayet isteyin ki hidayet edeyim. Ey kullarım! Benim yedirdiklerim dışında hepiniz açsınız. Benden yemek isteyin ki sizi yedireyim. Ey kullarım! Hepiniz çıplaksınız, benden elbise isteyin ki sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz gece gündüz hata işlemektesiniz, ben de bütün günahları bağışlarım. Bağışlanma dileyin ki, sizi bağışlayayım.' Allah bütün bunları senin hakkında bir isteğin olmaksızın verirken, kendisinden istemeni emretmiş, isteğine icabet ederek sana vereceğini bildirmiştir. Bunun maksadı, dileğini kabul etmiş olmakla, sana dönük inayetini göstermektir." (...) Senin yaratılış aslın ve ilken muhtaçlık ve dilenmedir ve bunun böyle olması kaçınılmazdır. (...) Allah sana merhameti gereği ve hayrı sana ulaştırmak, -başkasına değil- sadece O'na muhtaç olduğuna dikkatini çekmek üzere dua etmeni emretmiştir. Çünkü seni sadece O'na ibadet etmen üzere, yani karşısında zelil olman için yarattı. Sana tavsiyem Hakkın emir ve yasaklarının sınırında durup emrini bizzat O'ndan idrake çalışmandır. Böyle yaparsan emir ve yasaklarında senden talep ettiklerini bilenlerden olabilirsin. İhtiyacını rabbinden istemeyen insan, hiç kuşkusuz, O'nu cimri kılmıştır. Bu durum genel için böyledir. Sana yaptığım tavsiyede ihmalkâr davranırsan, sadece kendini kınamalısın. Çünkü bilmiyor idiysen sana öğrettim; unutmuş veya gafil isen dikkatini çektim ve sana hatırlattım; mümin isen öğüt sana fayda vermelidir. Ben yaptığım tavsiyelerle Allah'ın emrini tuttum. Buna mukabil verilen öğütlerden faydalanman senin iman sahibi olduğuna delildir. Allah benim ve senin hakkında şöyle der: 'Öğüt ver, öğüt müminlere fayda verir ' (ez-Zariyat 51/55) Öğüt fayda vermezse imanın hakkında kendini suçlamalısın. Allah doğru söyler ve o öğüdün müminlere fayda vereceğini zikretmiştir." (a.g.e., 18.cilt, sayfa:198-199)  (...)

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.