Müslüman bir ülkenin trajedisi: Kendini eğitemeyen ‘Merhamet Eğitmenleri’…

Müslüman bir ülkenin trajedisi: Kendini eğitemeyen ‘Merhamet Eğitmenleri’… DİN
0,0
07.10.2015 17:45:43
A+ A-

Gazete manşetlerini incelerken gözüme Anadolu Ajansı’nın Editör Masası’nda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmezin Mina’daki hac felaketine ilişkin söyledikleri takıldı. Görmez'in duygu yüklü açıklamaları genel olarak İran’ın hac felaketinin bilançosunu 4 bin 700 kişi olarak belirtmesine yönelikti. Açıklamada hac felaketindeki ihmalkârlıklar ve alınması gereken önlemlere ilişkin geniş bilgiye yer verilmişti. Cidde ve Medine’de yapılması gereken uydu kentler, kutsallık arz eden dağların eritilerek yerine gökdelenlerin dikilmesine yönelik eleştiriler ve yer altı metrosuyla  Kâbe’nin etrafına yerleştirilecek ringler ile hacıların güvenliklerinin sağlanması ve hac vazifelerini daha kolay yerine getirmelerine yönelik tavsiyeler yer almaktaydı. Bunların yanı sıra Görmez, son iki aydır Kürdistan’da yaşanan savaş haline ilişkin kısa bir analiz üzerinden özeleştiri yapma yoluna gitmişti. Görmez’e göre bu gün Kürdistan’da yaşanan şiddet olaylarının savaş haline evrilmesinde İdari makamlar olarak kendilerinin de geçmişteki bir takım hatalarının zemin hazırladığı kanaatini içeriyordu. Ayrıca birkaç cümle ile geçtiğimiz günlerde Özel harekât timleri tarafından öldürülen Hacı Lokman Birlik’e yönelik açıklamada bulundu. Tüm bu açıklamaların içinde Diyanet İşleri başkanı Görmez’in en çok dikkatimi çeken söylemi ‘Merhamet Eğitimi' diye bir kavramdı.  Görmez, ‘Merhamet Eğitimi' kavramını açıklarken tam olarak şu ifadeleri kullanıyordu:
‘Bizim yeniden İslam dünyasında merhamet seferberliği başlatmamız gerekiyor. Çünkü batının da başka dünyaların da buna ihtiyacı var. Bunu çokça işlememiz lazım. Merhamet eğitimi diye bir kavram var. Bunu eğitim süreçlerimize sokmamız lazım. Aksi takdirde insanlar sadece DAEŞ'in (IŞID'in), El Kaide'nin dünyaya takdim ettiği şiddet üzerinden islamiyeti okumaya başladı. Bunun için merhamet üzerinde durmaya ihtiyaç var.’
Bu açıklama % 98,6’sının Müslüman olduğu bir ülkenin Diyanet İşleri Başkanına ait talihsiz bir açıklama olarak kayda geçmeli. Neden? Çünkü merhamet eğitimi kavramını açıklayan Görmez’in bu kavrama olan ihtiyacın sadece DAİŞ’in üzerinden örneklendirerek açıklaması oldukça eksik ve sığ bir açıklama olmakla beraber, dini lider unvanını bir yana bırakalım, Prof. unvanı alan eğitim ehlinin bile yapmaktan özenle kaçınması gereken cinsten bir açıklama olmuş.
İlk defa kavram olarak duyduğum ‘Merhamet Eğitimi'söylemi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 15-17 Nisan 2011 tarihinde Kutlu Doğum Haftası vesilesi ile organize ettiği ‘Hz. Peygamber ve Merhamet Eğitimi Sempozyumu’nda Prof. Dr. Recai Doğan geniş ve dar anlamı ile şu şekilde açıklamıştı:
“Geniş anlamda merhamet eğitimi; bütün sosyal süreçlerde bireyin, acıma ve yardım etme duygusuyla hem insanlara hem de tüm yaratılmışlara sevgi ile yaklaşması, onları kötülüklerden koruma ve kurtarması, zor durumlarında yardım etmesi, bağışta bulunması, affetmesi gibi iyi huy ve davranışları kazanması için gerekli bilgi ve becerilerle donatılmasıdır.
Dar anlamda; seçilmiş ve kontrollü bir çevrenin etkisi altında bireyin, acıma ve yardım etme duygusuyla, hem insanlara hem de tüm yaratılmışlara sevgi ile yaklaşması, onları kötülüklerden koruma ve kurtarması, zor durumlarında yardım etmesi, bağışta bulunması, affetmesi gibi iyi huy ve davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi/sürecidir."
Diyanet İşleri Başkanı ve Prof. Dr. Recai Doğan’ın ‘merhamet eğitimi'ne yönelik kişisel ve bilimsel açıklamaları üzerinden gelin kendi ülkemizin ‘merhamet haritasını' çıkaralım. Nitekim şahsi kanaatime göre merhamet eğitimi'ne en çok bu ülkenin ihtiyacı var.  En yakın örnek olarak, bundan üç gün kadar önce HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik’in kayınbiraderi olan Hacı Lokman Birlik'in, özel harekât timleri tarafından infaz edilerek akrep tipi aracın arkasına boğazından bağlanıp metrelerce sürüklenmesine acı ve öfke içinde şahit olduk. Ölü bir bedene işkencenin ötesinde bir uygulamanın reva görülmesi sizce Diyanet’in yukarıdaki bilimsel açıklamalarına ne kadar uyuyor? Askeri bir disiplinle eğittiğiniz özel timlerinize tüm eğitimleri boyunca İslamiyet’te ölü bir bedenin hiçbir suretle dokunulmayacak kadar kutsal olduğuna yönelik merhamet eğitimi de verdiniz mi?  Peki ya yaklaşık bir ay önce Cizre’de katlettiğiniz daha 10 yaşında olan Cemile Cizir Çagırga’nın körpecik bedenini tam 5 gün boyunca buzdolabında bekletilirken bunun hiçbir dinde yer alamayacak kadar zalimce olduğunu hangi merhamet eğitiminizde dile getirebileceksiniz?  Cizre’de özel timler tarafından göz altına alındıktan sonra kulağı kesilip kalbinden vurularak çöp konteynırına atılan Bünyamin İrci’nin ailesine merhamet eğitimi programlarınızı nasıl anlatacaksınız? Haftalar önce yine özel güçleriniz tarafından Varto'da  katledip ölü bedenini çırılçıplak soyarak semt meydanında teşhirin ötesinde bir iğrençlikle sergilediğiniz Ekin Van’a yaptıklarınızı hangi kadın platformunda nasıl bir merhamet eğitimi eşiğinden geçirmeyi planlıyorsunuz? İbreyi tarih olarak yakın geçmişe çevirelim bir de.  7 Haziran seçimlerinde  hem iktidarınızı hem de onurunuzu kaybettiğiniz Kürdistan’da  90’ların ruhunu yaşatıp günlerce insani ihtiyaçlarını bile karşılamalarına izin vermediğiniz, evlerini bombalayıp çocuklarını, babalarını, annelerini öldürdüğünüz o insanlara DAİŞ üzerinden mi açıklamayı düşünüyorsunuz merhamet eğitimi gerçeğinizi?  Kasalarla tırlara yüklediğiniz silahların yerle bir ettiği Kobane’de yeniden yaşamı ve umudu yeşertmek için yola çıkan 33 fidanın bedeni  paramparça olurken merhamet eğitimi programlarında vicdanınızı nasıl aklayacaksınız? Peki ya 7 Haziran seçimlerinden bir gün önce yani 6 Haziranda HDP’nin Diyarbakır İstasyon meydanındaki seçim mitinginde hayatını kaybeden kişilerin analarına hangi yüzle merhamet eğitimi vereceksiniz?  Ayakları kopan güzel yüzlü Lisa’ya artık eskisi gibi koşamayacağını izah edebileceğiniz bir eğitim programınız var mı?  Sırf Kürt olduğu için döve döve öldürdüğünüz onca gencin ailesine, geleneksel kıyafetler giydiği için Muğla’da  komşularından dayak yiyip kutsal kültünüz Atatürk’ün büstünü zorla öptürdüğünüz İbrahim Ç.’nin , Erzurum’da diri diri yakmaya çalıştığınız HDP seçim otobüsü şoförünün çocuklarına babalarına yaptıklarınızı anlatırken anlınızdaki utanç karasını hangi merhametin eğitim diliyle temizleyebileceksiniz? Nefret dolu kalbindeki öfke nöbetleri ile bulduğu her kürdü psikolojik ve fiziksel olarak linç etmeye programlanmış binlerce zalimin olduğu böyle bir devletin Diyanet işleri başkanının kendi ülkesindeki  zulmü DAİŞ üzerinden aklamaya çalışması kendi ülkesinin gerçekliğine ne kadar yabancı olduğunun en acı göstergesidir. Çok uzağa gitmeye gerek var mı?  Bugün Kobane’de,  Afrin’de,  Şengal'de  Ezidîler'e, Kürtler'e, Türkmenler'e azgın çetelerce yapılanın aynısı Kürdistan’da Kürtlere yapılıyor. Neden mi? Çünkü Kürtlerin kanı Cumhurbaşkanı’nın gönlündeki partinin 400 vekili kadar para etmiyor.  
Tüm bunlara İstinaden Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri başkanı katıldığı bir programda yanıbaşında ki  gerçeğe vicdanını ve arkasını dönerek geleceğe yönelik nezih dini planlarından mağrurca bahsederken hemen oracığa 100 yıl boyunca kırılan kafamızın ve kalbimizin nazarını almak adına Hacı Lokman Birlik’i iliştirip 3 cümlelik bir terazinin kefesini “Merhamet Eğitimi” ile dengelemeye çalışıyor.
Oysa Diyanet işleri bulunduğu minval üzerinden vicdanı ile makamı arasına ördüğü duvarı yıkarak vicdanını iman tahtasına dayayıp şöyle bir baksa anlayacak ki en çok kendi ülkesinin ‘Merhamet Eğitimi'programlarına ihtiyacı var. Devletin tüm organlarının söz birliği yapmışçasına on yıllar boyu ektiği nefret tohumlarının hasadını topladığını anlaması için DAİŞ üzerinden örneklendirmek kendi ülkesindeki vatandaşların ne kadar ölü sevici oldukları gerçeğini maalesef örtbas etmeye yetmiyor. Son günlerde öldürülen her Kürt için sosyal medyada sevinç çığlıkları atanların sayısı hiçte azımsanamayacak kadar fazla. Nefret ve öfke patlaması yaşayan bu insanların kalbine ektiğiniz bu şiddet tohumları için uygulayacağınız hiçbir ‘merhamet ve vicdan eğitimi'çözüm olacakmış gibi görünmüyor.
Zira Müslüman bir ülkede din kurumunun en asli yetkilisi ‘Merhamet Eğitim’i programlarından bahsederken kendi ülkesinin  gerçekliğini Yaratıcının emri ve Peygamber sünneti ile özdeşleştiremiyorsa vereceği hiçbir vicdani ve dini eğitimin etkisinin ne sözsel ne de eylemsel olarak önem taşıyamayacağını tahmin ediyor olması gerekir.
 
Ayşe TANAS
aysetanas@hotmail.com
Fotoğraf: Sertaç KAYAR
07.10.2015
 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.