Müslüman Sofistler

Müslüman Sofistler DİN
0,0
02.11.2014 23:25:46
A+ A-

Müslüman Sofistler

Onların bazısı, kitapta olmayanı kitaptan sanasınız diye dillerini bükerek kitabı taklit eder ve ALLAH katından olmadığı halde, "Bu ALLAH katındandır," derler. Bile bile, ALLAH adına yalan söylerler(3.78)

 

Başlık biraz ilginç gelebilir sizlere. Bu yazıdaki amaç sofistlerle Müslümanları ya da Müslümanlarla sofistleri bir tutmak değil ama dini düşünceleri, tıpkı sofistlerin yaptıkları gibi, pazarlayan Müslümanları eleştirmektir. Müslüman sofistleri yani… Elbette sofistlerin icra ettikleri  felsefe ile imam ya da kendini toplumun dini liderleri olarak gören ve medyayı da büyük ölçüde kullanan suni ekolün temsilcileri sayılan Müslümanların yaptıkları bir değildir. Şimdi kısaca sofistlerin kim olduklarını ve de amaçlarının ne olduklarını anlatalım ve asıl konumuz olan Müslüman din pazarlamacılarına bu paralelde değinelim.

 

Öncelikle Sofistler, Antik Yunan uygarlığının, kısmi de olsa, demokratik ortamından faydalanarak ortaya çıkan ve insanların her türlü durumu, doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü, güzelliği ya da çirkinliği kendilerine göre yorumlamalarını salık veren bir grup felsefecidir. Sofistlere göre insan neyi nasıl görüyorsa o şey öyledir. Kısacası dünya bana güzeldir, bu benim açımdan doğrudur. Tam tersini savunanlar için de tersi doğrudur. Peki bu büyük bir sorun değil mi? Elbette amam konumuz açısından bu noktaya değinmeyeceğiz. Bununla birlikte sofistler, özellikle siyasette çok ileri seviyelere varmışlar ve bir çok yöneticiye de siyaset dersleri vermişlerdir. Yine sofistlerin en önemli özelliklerinden biri, bir şeyin doğru ya da yanlış olması önemli değildir, önemli olan herhangi bir tartışmada karşı tarafı ikna edebilmek ya da tartışmadan galip çıkabilmektir. Tamamen akıl oyunlarına yönelik bir anlayış ortaya koyan sofistler bunu yaparken, elbette öğrencilerinden para talep etmektedirler. Sofistlerin bu özelliği onları ilk paralı öğretmenler yapmıştır. Nitekim günümüzde hala öğretmenler bilgilerini para ile satmaktadırlar(bu ayrı bir tartışma konusudur.) Şehir şehir gezen bu sofistler öğrendikleri matematik, siyaset, belagat ve felsefe gibi alanlardaki bilgilerini satmakta ve bu yolla para kazanmaktaydılar.

 

Peki sofistlerle Müslüman din adamları! arasında nasıl bir paralellik vardır? Aslında işin aslı, kendi inandıkları dinin emir ve yasaklarını yine kendi inandıkları dinin kitabı olan Kur’an’dan çok, hadis ve tefsir gibi, insanların İslam Peygamberinin vefatından neredeyse iki asır sonra yazdıkları kitaplarla yalandan bir dini tarihle bilgilerini satmalarıdır.

 

Müslümanların neredeyse yarısından fazlasının inanmış oldukarı Allah tarafından indirilen bir kitabı yani Kur’an’ı okumamaları ve daha kötüsü merak etmemeleri, sofist Müslümanları işlerini bir hayli kolaylaştırıyor. Özellikle ramazan aylarında kendilerini, ailelerini ve hatta akrabalarını bile kurtarabilecek kadar para kazanan bu kişiler, Kur’an’dan ya da evrenin işleyişinden kısacası insanların hem bu dünya ve hem de ,kendi inançlarına göre, diğer dünya hakkındaki bilgileri değil de, sahabelerin, halifelerin ve hatta günümüzdeki sahte din liderlerinin hayatlarında bahsederler. Bunu yaparken de insanları öyle bir şekilde etkilemeye çalışırlar-ki bunu başarırlar- insanlar anlatılan her şeye sorgusuz sualsiz bir şekilde inanır. Müslümanlara Kur’an okumaları emrederken de özellikle Arapça okunması gerektiğini salık verirler. Cüppeli, sarıklı ve hatta kravatlı din adamları! Her zaman dramatik hikayeler de anlatmazlar. Kimisi bu durumu bir stand-up gösterisine çevirirken kimisi de insanları korku tüneline girmiş gibi ürküterek anlatır.Hepsinin tarzı farklı ama imam ettikleri şey aynı. İnanın! Ama Kur’an’a değil bizim anlattıklarımıza inanın. Elbette Kur’an’a inanmayın demezler. Ama Kur’an’dan  çok vurgu yaptıkları şey ,çoğu kendi ve kendilerinden önceki alimleri! uydurmuş oldukları hadis ve sünnetlerle, uyuturlar. İnsanların bunlara inanmasını isterler. Bunların içerisinde, Peygamberlerinin bir hırsızın elini kestiği(el kesen bir peygamber!), bir keçinin Kur’an ayetlerini yediği, bir kadının bir erkeğin tüm pisliğini yalasa da erkeğinin hakkını ödeyemediği, kadınları saçlarının görünmemesi gerektiği(içimizden hangimiz bir kadın saçından tahrik olduk acaba!) ve bunun gibi Kur’an’da olmayan bir çok hadis ve sünnet var.

 

Müslüman toplumların kendi dinlerini atalarının dini olarak yaşamaları yani dinlerini geleneksel bir hale getirmeleri, tvler de sürekli yalan söyleyen ve halkı afyonlayan Müslüman sofistlerin doğmasına neden olmuştur. Oysa Kur’an insanları her zaman düşünmeye ve de doğruyu düşünmeye sevk edici bir çok ayete sahiptir. Bu yüzdendir ki İslam’ın ilk yıllarında bir çok bilimsel ve felsefi gelişme ortaya çıkmıştır. Bugün bu din pazarlamacıları, neredeyse hiçbir zaman, Müslümanların bilime, felsefeye ya da sanata yöneltmek için teşvik edici sözler sarf etmezler. Kendilerini eleştiren kişileri ise kafir, münafık ya da ateist olarak suçlarlar.

 

Bu konuda Kur’an’ın kendisinin bizzat bu gibi durumlar karşısında ayetleri vardır. Kur’an Onlara: «Allah’ın indirdiğine uyun.» dendiği vakit de: «Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız.» dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar? (2/170)   diyerek aslında bu zihniyete sahip olan insanların her zaman var olduğunu göstermektedir.

 

Yine bununla birlikte kadınlarla ilgili olumsuz tek bir ayet bile içermeyen Kur’an, bu kişilerin zihniyetinde öyle bir hal almaktadır ki, kadını erkeğin kölesi evden çıkmaması gereken bir cariye kılığına sokmaktadır. Oysa İslam dini bir isyan dinidir. Elbette bu durum sadece İslam’a özgü değildir. Neredeyse bütün dinler, kendilerinden önceki, tıpkı bugünkü gibi, bozulmuş bir düzene ayak uyduran eski dinleri yıkmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu yüzden de Ali Şeriti’nin dediği gibi; Din hiç bir zaman dinsizliğe karşı savaşmamıştır; din, hep dine karşı savaşmıştır. İslam’da kendisinden önceki bozulmuş toplumun bozulmuş dinlerine karşı savaş açmış ve insanların kendilerini, sadece Allah’a kulluk etmeleri gerektiği konusunda uyarmıştır.

 

İslam’ın bir çok olumlu yapısına karşın, Müslümanların geldikleri nokta gözler önündedir. Bu ise İslam’ın değil, İslam kisvesi altında ticaret, siyaset ve alimlik yapan zihniyetin suçudur. İslam’ın ve de Müslümanların rehberi Kur’an’dır. Kur’an’a inanmak ya da inanmamak kişinin elindedir ancak İslam’ı eleştirmekle Müslümanları eleştirmek farklı şeylerdir. Nasıl ki Sovyet döneminde ortaya konulan reel sosyalizm, Sosyalizmin suçudur diye eleştirmek yanlış ise Müslümanlara bakarak İslam’ı eleştirmek de bir o kadar yanlıştır ve bu bir mantık hatasıdır.

 

Sonuç olarak, Kur’an her ne kadar her şeyi içine alan bir kitap olmasa da temel mantık olarak, insanların Allah’tan başkasına kulluk etmemelerini, tecavüz, faiz, yalan, dedikodu, zulüm, haksızlık gibi insanların çok fazla meyil ettikleri şeylerden kesinlikle uzak durmaları gerektiği konusunda insanları uyarır. Devletin nasıl yönetileceği, toplumun nasıl olması gerektiği gibi durumlar Kur’an’da yer almamaktadır. Ama temel mantığı, takip edildiği zaman, insan olmanın gerekliliği yerine getirilirse, zaten bunlara da gerek kalmayacaktır. Dolayısıyla İslam’a inanan ya da inanmayan kişilerin(elbette bu konuyla ilgili bir kaygı taşıyorlarsa) Kur’an’a bakmalılar. Tvler de boy gösteren ve atıp tutan afyonculara kulak vermemelidirler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.