"Müslümanlar İslâm'ı akademik olarak değerlendirebilir mi?"

"Müslümanlar İslâm'ı akademik olarak değerlendirebilir mi?" DİN
4,2
03.02.2014 14:35:24
A+ A-

 Bu soru cümlesi, dün gazetelerden birinde okuduğum bir yazının başlığı(Sabah, 2 Şubat 2014). Yazı tesadüfen başlığı ile dikkatimi çeken yazılardan biri değil. Pazar günleri yazan seçkin bir akademisyenin, benim için önemli/değerli  bir entelektüel insanın, M. Şükrü Hanioğlu’nun yazısı.  Pazar günleri ilk yaptığım işlerden biri onun yazısını okumak.

Doğrusu, bu yazıda önemle üzerinde durulan Diyanet Vakfı 'İslâm Ansiklopedisi' benim de çok önemsediğim, sahip olmayı hedeflediğim, ciltleri çıktıkça aldığım bir ansiklopedi olduğu halde, yayınının tamamlandığını bu yazıdan öğrendim.

Ama en başta, bu yazının, sözkonusu ansiklopediyi “Oryantalizmin akademik dünyada ‘İslâmiyet’  üzerine tesis etmiş olduğu entelektüel hegemonyanın sona erişinin önemli kilometre taşlarından birisi” olarak gören yazarın bu konuda bilgisine ve bilincine ilk kez tanıklık etmeme imkân verdiğini belirtmeliyim. 

16.857 maddeden oluşan 44 ciltlik bu eserin “beşerî bilim tarihimizin en önemli başarılarından biri” olduğunu da bilmiyordum, tahmin de edemiyordum, ama dünya çapında seçkin bir akademisyen olarak bildiğim yazar sâyesinde bu ‘gerçek’ten haberim oldu. Eser hakkında “Kapsadığı tarihî, coğrafî ve entelektüel alan, indiği detaylar, sunduğu görsel malzeme ve bunların ötesinde temel yaklaşımı, bu eseri alanının en önemli müracaat kaynağı haline getirmektedir.” demesi, onu ne kadar önemsediğini gösteriyor.

Bu ansiklopedi için ilk çalışmaların başladığı yıldan yarım asır önce Hasan Âli Yücel’in görevlendirdiği bir heyet tarafından yayınına başlanılan ‘İslâm Ansiklopedisi’ derlemesinden de genişçe söz eden yazar, bu derlemenin, metne eklenen Osmanlı ve Türk tarihine ilişkin maddeler dışında Leiden’de 1913-1936 arasında(eki 1938’de) yayınlanmış Encyclopedia of İslam’ın tercümesine dayanmakta olduğunu belirtiyor ve  Diyanet Vakfı 'İslâm Ansiklopedisi'nin ona göre akademik kalitesinin kıyaslanmayacak derecede yüksek ve çok daha kapsayıcı olduğunu ifade ediyor. Önemli bir bölümü Oryantalist akademisyenler tarafından kaleme alınmış bir metnin “telif, tâdil, ikmâl ve tercüme sureti ile” 14 cilt halinde  yayına hazırlanmasının 48 sene sürmüş olduğuna değiniyor. 44 ciltlik bu ansiklopedinin ise tamamen telif suretiyle yirmibeş yılda tamamlanarak kullanıma sunulduğunu vurgulayarak, bu kalıcı eserin yayına hazırlanmasında katkısı bulunanların her türlü övgüyü hak etmekte olduklarını söylüyor.

Eski İslam Ansiklopedisi derlemesinin yayınına başlandığı yılda(1940), Türk akademik çevrelerinde Orientalistlere, Orientalizme, müstemlekecilik hareketine ve misyonerlik unsuruna dair düşünülenlere de değiniyor yazar. Şu dediği ilginç ve düşündürücü: “Bu çevreler ‘son asırlarda teessüs eden müstemlekecilik hareketinin orientalizmin terakkisinde dahli olduğunu’ kabul ediyor; ama bunda ciddî bir sakınca görmüyorlardı. Dolayısıyla Oryantalizm’in, siyasî hedefi olmayan, objektif bir bilimsel disiplin olduğu düşünülüyor ve ‘liyakat ve kudretleri söz götürmez müsteşrik ulema’nın çalışmalarını önyargılardan uzak biçimde ortaya koydukları varsayılıyordu(müsteşrik: şarkiyatçı, orientalist; ulema: âlimler, bilginler).”

Yazar, Edward Said’in Orientalism’inin yayınından 38 sene önceki ortamda bu yaklaşımın pek de yadırgatıcı olmadığını söylemek gerektiğine işaret ediyor, buna karşılık ilk ‘Encyclopedia of Islam’ın İslâmiyet’e yaklaşımının fazlasıyla sorunlu akademisyenlerce hazırlandığını ve sadece ‘bilimsel’ amaçlarla kaleme alınmış bir eser sayılamayacığının ortada olduğunu belirtiyor. Bu bağlamda şu cümlesi de önemli bir tespiti yansıtıyor: “Pek çoğu Renan’ın ‘İslâm’ın en iyi biçimde anlaşılabilmesi için çadır ve kabileye indirgenmesinin’ gerekli olduğu düsturunu benimseyen sözkonusu Oryantalistler, pozitivist objektiflik perdesi arkasında önyargılı bir yaklaşımı yansıtıyorlardı.” Ayrıca buna dair örnekler veriyor ve bir şey daha söylüyor: İslâmî araştırmaların sadece akademik amaçlarla gerçekleştirilmediğini. Yazar, 1940’larda o ansiklopedi derlemesinin ortaya çıkarılması düşüncesinin  yani  önyargılı Oryantalizm ürünü bir metnin her türlü övgüye mazhar kılınmasının ve yapılabilecek en iyi şeyin onun ek maddeler ilavesiyle tercümesi olduğunun düşünülmesinin o dönemdeki akademik seviyemiz hakkında ilginç ipuçları sunduğunu vurguluyor ki çok önemli ve düşündürücü.  Aynı zamanda yazar şunu da söylüyor: “Bu, Encyclopedia of Islam’ın son derece yararlı bilgileri de içerdiği gerçeğini değiştirmez.” “Ama burada önemli olan” diyor, “daha iyi, kapsayıcı ve önyargılardan uzak bir eser hazırlanmasının kapasitemizi aşacağının varsayılmış olmasıdır.”

Encyclopedia of Islam’ın yeni baskılarında İslâm araştırmalarının Müslümanlarca objektif şekilde yapılamayacağı yaklaşımının tedricen terkedildiğinin doğru olduğunu, “Arap zihniyeti”, “Müslüman zihniyeti”, “Doğulu despotizmi” benzeri genellemeleri dilediğince kullanan H.A.R. Gibb ve İslâm’ın “rasyonel olmayan bir kitle hareketi olduğunu, İslâm ve Müslümanların gelişmedikleri”ni savunacak olan Bernard Lewis’in önemli katkılarda bulunduğu ikinci baskıda bile daha az hissedilen Oryantalist önyargıların, günümüzde hazırlanmakta olan üçüncü baskıda tamamen ortadan kalkmış olduğunu belirtiyor yazar.

Bu bağlamda son olarak yazarın vurguladığı gerçek şu: “Ancak maddelerinin %93’ü yerli ilim insanları tarafından kaleme alınarak Osmanlı ve Türk tarih ve kültürünü de tüm detaylarıyla kapsayan Diyanet Vakfı ‘İslâm Ansiklopedisi’, türündeki tüm eserlerdekinden üstün bir kaliteyi yansıtmaktadır. Bu da ‘Müslümanların İslâm’ı akademik olarak değerlendiremeyecekleri’ yolundaki Oryantalist varsayımını çürütmektedir."

Yazar son bölümde  bu eserle gerçekleşecek katkıların katlanması için temennilerini dile getirmekte. 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.