Namaz'a dair

Namaz'a dair DİN
5,0
13.12.2015 11:20:13
A+ A-

Önemsediğimiz, öncelik verdiğimiz, öne çıkardığımız gereklilikler, düşünceler teorik ve soyut olarak da pratik ve somut olarak da yaşarken zihnimizi de, ruhsal dünyamızı da, yaşantımızı da meşgul eder ve dolayısıyla etkiler. Aklımızdan geçenler, düşündüklerimiz, hayâta geçirmek istediklerimiz de hepimiz için söz konusudur; bunlardan dolayı huzurlu ve huzursuz olmamız da. 

Bu sabah gittiğim camide namazı kıldıran hocanın hemen arkasında iskemle üzerinde oturan, sonradan 106 yaşında olduğunu öğrendiğim bir zât dikkatimi çekti. Namaz bittikten, tesbihat ve duadan sonra, hoca, o zâtın söyleyeceklerinden istifade etmemiz gerektiğini belirterek, camiye gelmesini sağlayan bir yakınıyla birlikte yardım etmek suretiyle  onu bu defa yüzü cemaate dönük olarak yine iskemlesinde oturur vaziyette konuşmaya hazır duruma getirdiler.
Namazın önemi üstüne konuştu. "Dosdoğru namaz kılmanın" şart olduğunu, bunun böylece yerine getirilmemesi halinde insanın kurtuluşunun mümkün olmadığını anlattı. Çok etkileyiciydi konuşması. Duruşuyla, vurgulamalı sözleriyle, bakışıyla istisnaî bir etkilenme hissettim. Pür dikkat dinledim. Sonunda hayatımda nâdiren çok içtenlikle yaptığım bir şekilde elini öptüm.

Eve gelince Kur'an-ı Kerîm'de 'namaz' ın geçtiği âyetlerin bazılarına baktım. Okudum ve düşündüm. Gerçekten, görünür olarak kılınan namazlar 'dosdoğru' kılınan namaz sayılır mı? O muhterem zât, namazın tam vaktinde, vaktinin girmesiyle birlikte kılınması üzerinde durdu mesela. Öğle namazını ikindi vakti yaklaşırken kılmanın yanlışlığına vurgu yaptı kezâ. Üşenmenin, başka işlere, meşguliyetlere öncelik vermenin sakıncasına dikkat çekti. "Namaz dinin direğidir" dedi. Namazdan daha önemli bir şey olmadığını söyledi. Şöyle bir örnek de verdi: "50 tane cami yaptırsan, namazı dosdoğru kılmıyorsan, hiç bir işe yaramaz."

Bir gazetede yazıları çıkan ve her yazısını okuduğum Gökhan Özcan'ın bir yazısında dikkatimi çekmiş olan şu sözünü hatırladım: "Bir pratiğin içinden bakarak söylüyorum ki işin özü aslında şu: İnsanlara hayat hakkında nutuk çekerken, namazın vaktini geçiren bir ayarsızlığı yaşıyoruz biz." (Yeni Şafak, 16.11.2015, "Asıl hikâye" başlıklı yazı.)

Bu yazıyı 'namaz' hakkındaki bazı âyetlerin anlam olarak çevirilerine (meâllerine) yer vererek bitireceğim ('Namaz', Farsça olduğu halde dilimize geçmiş ve çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Arapçası 'Salât' tır.)

"(...) , namazı dosdoğru kılarlar, (...)" (el-Bakare 2/3)

"Dosdoğru namaz kılın, (...)" (el-Bakare 2/43)

"Hem sabır (ve sebât) ile, hem namazla (Hakdan) yardım isteyin. (...)" (el-Bakare 2/45)

"Namazı dosdoğru kılın, (...)" (el-Bakare 2/110)

"Ey iman edenler, sabr ile, bir de namazla (Hakdan) yardım isteyin. (...)" (el-Bakare 2/153)

"Namazlara ve orta namaza (vakitlerinde rükünleri ve şartları ile) devam edin. Allah'ın (dîvanına) tam huşu ve taatle durun." [orta namazı: ikindi namazı] (el-Bakare 2/238)

"O [Zekeriyya aleyhisselâm], mihrabda durup namaz kılarken melekler ona (şöyle) nidâ etti: "Gerçek şu ki, Allah sana kendisinden bir kelimeyi [yani İsâ aleyhisselâmı] tasdik edici, bir efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olmak üzere Yahyâ'yı müjdeler." (Âl-i İmrân 3/39)

"Hakikat, münâfıklar (akıllarınca) Allah'a oyun etmek isterler. Halbuki O, kendi oyunlarını başlarına geçirendir. Onlar namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı (başka değil) ancak birazcık hatıra getirirler. (en-Nisâ 4/142)

"Sizin yâriniz ancak Allah'dır, O'nun peygamberidir, Allah'ın emirlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren o mü'minlerdir." (el-Mâide 5/55)

"Bir de "Namaz kılın, O'ndan (Allah'dan) korkun" (diye emrolumuşuzdur). Huzuruna varıp toplanacağınız (Zât-ı kibriyâ) O'dur." (el-En'âm, 6/72)

"Nafakalarının onlardan kabul edilmesini men eden de (başkası değil) onların Allâh'a ve resûlüne küfretmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleridir. (...)" (et-Tevbe 9/54)

Kaynak olarak yararlanılan Kur'ân meâli: Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm (3 cilt), Balıkesirli Hasan Basri Çantay, Yedinci Baskı (İlk iki cilt 1972, 3. cilt 1973 baskılı). Naşiri: Mürşid Çantay.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.