HER İNSANIN NASİHATE İHTİYACI VAR MIDIR?

HER İNSANIN NASİHATE İHTİYACI VAR MIDIR? DİN
0,0
19.12.2015 22:35:56
A+ A-

Nasihat kelimesi, ?ibret verici ders, tavsiye, ihtar, öğüt? gibi anlamlar ihtiva eder.

Beşer mânâsında, varlık âleminin ilk nasihati vatan-i aslimiz olan Cennet âleminde Adem Babamızın Yüce Yaratıcı?dan aldığı ? Şu yasak meyvaya yaklaşmayın? emridir. Bu İlâhî nasihate ilk öfke ve tepki ise, Hz. Adem?i ve ona ihsan edilen nimetleri hazmedemeyip, türlü hile ve entrikalarla onu aldatmaya çalışan İblisin gösterdiği tavırdır.

Başta nasihat olmak üzere güzel şeylerin tekrar ve devamı onları daha da güzelleştirirken, fıtrata uymayan yanlış davranışlar ve günahların tekrar ve devamı ise, katlanarak çirkinleşir.

Bu noktadan düşünüldüğünde, daha çok kalp, akıl ve ulvî duygulara hitap eden güzel şeylerin ve güzelliklerin devamları nispetinde lezzetleri artarak devam eder. Cennetin güzelliği ebedî ve daimî zevk ve lezzetler diyarı olması itibariyle değil midir?

Tabiî ki bunun karşı mecraındaki çirkinlikler ve haramlar ise, devamları nispetinde sahibine bitmeyen acı ve ıztıraplar verir. Haramlara iştiyak vb. davranışlar ayrıca ikinci mecrada nefsin gıdalandığı süfli duygulardan olmakla birlikte, nefse verdigi geçici lezzet ve sarhoşlukla başlangıçta bal gibi tatlı gelir. Ama bu bal bildiğimiz bal değil, sahibinin dünya ve ahiretini mahveden zehirli bir baldır. Onu tadan ve lezzetine devam eden akıl ve kalp, her iki âlemde, devamlı ıztırap ve karın sancılarından asla kurtulamaz.

Nasihat deyip geçmemek gerekir. Âlemlerin Efendisi (asm) kâinatı yutup besleyecek ve mutlu edecek koca din-i mübin-i İslâmiyeti, ?Eddiyn-ü nasihatün (Muhakkak ki din nasihattir)? sözleriyle özetlemiştir. Zamanın en büyük İslâm düşmanı Ebu Cehilin ayağına kadar defalarca gidip hakkı tebliğ için nasihat etmesi, ümmeti için hakikî bir rehberdir. Ebedî hitap Kur?ân ise muhakkak bitmeyen bir İlâhî nasihattir. Aslında nasihat diğer bir açıdan, hakkı emretmek ve bâtılı nehyetmek temeline dayanan yüksek tebliğ hakikatinin ta kendisidir.

Nasihatin en keyfiyetli ve kıymetli olanı ise insanın kendi nefsine olanıdır. 

Büyük Kur?ân Müfessiri Bediüzzaman, Risale-i Nurların Besmelenin esrarını tefsir ettiği Birinci Söz?ün başında: ?Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyeciklerle birkaç hakikati nefsimle beraber dinle? diyerek en evvel nefsine hitap etmistir. Şurası bir gerçektir ki, ?Kendini islâh etmeyen başkasını islâh edemez.?

Hüccetü?l İslâm İmam-ı Gazali nasihat için: ?Çünkü, nefislerine uyanlara, dünyâ zevklerinin peşinde koşanlara, nasîhat acı; haramlar ise tatlı gelir.? der.

Bu hakikatler ışığında bakıldığında her insan? beşikten mezara, öncelikle nasihat almaya ve nasihatlere muhtactır. Nasihatleri hakkıyla alıp onları hayat tarzına tebdil eden her insan, hayat yükünün en kıymetli pırlantaları olan iman hakikatlerini ulaşabildiği her yere ulaştırması da onun için vazgecilmez bir vazifedir.

Hususan bu yüksek tebliğ ve nasihat hakikatini kendine dert edinenler, karşılaştığı her kişinin, iğne deliği kadar bile olsa, açık bir kapısını bulup oradan içeri girerek kararmış gönüllerini Nurlarla aydınlanmasına vesile olmalıdırlar. 

Kur?ân hakikatlerine muhtaç milyonlarca gönül, ihizmet erlerinin müşfik ellerini bekliyor. Haydi o zaman bu yüksek hakikati hayatımızın parolası yapalım. En evvel Kur?ân hakikatlerini hakkıyla okuyup, hakikatleriyle mezc olalım. Daha sonra,  en yakınlarımızdan başlayarak, en az bir kişinin elinden tutalım. Kur?ân hakikatleriyle tanıştıralım. Bu manadaki gayret ve himmetlerimizi arttıralım ki, Kur?ân?ın Fecr-i Sadık?ının bahar çiçeklerinde bizim de bir hissemiz olsun...

 

abdullahsahin56@hotmail.com

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.