Nasıl yaşadığının farkında mısın?

DİN
5,0
23.03.2014 21:01:32
A+ A-

Farkındalık...

Bilincinde olduğumuz birçok şeyin farkında olduğumuzu sanır ve hatta bundan emin olduğumuzu dile getiririz fakat bilmeyiz ki farkındayım derken bile farkına varamadığımızdır asıl önemli olan. Düşünmeni isterim; Her gün defalarca geçtiğin cadde, beklediğin durak veya " Ben buraları biliyorum " dediğin bir semtte nelerin var olduğunun, hangi hayatların yaşandığının ve / veya tanıdığın bir kişinin yüzündeki ince bir detayın gerçekten farkında mısın? Misal vermek gerekirse, evine bir mobilya almayı planladın, mobilyacı aramaya başladığın bir anda bir de fark ettin ki her daim kullandığın caddede bir mobilya mağazası var, şaşırırsın değil mi? Bu durum hepimizin başına geliyor çünkü FARKINDA değiliz...

Şimdi şu cümleye dikkatini vermeni isterim; " Sen! Nasıl Yaşadığının FARKINDA MISIN?" İki faklı mana, iki ayrı anlam gizli bu cümlede... İlk baktığında tek bir kavram fark edersin veya fark ettiğini zannedersin... Nasıl kelimesi iki farklı anlam gizliyor bu cümleye... Nasıl mı? Dinle; Nasıl yaşadığının fakında mısın? Derken Öncelikle ilk akla gelen ne şekilde yaşadığındır. Örneklemek gerekirse; Yersin, içersin, uyursun, işe gelip gidersin, ilgi alanların vardır belki de önemli bir kişiliksindir, örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür... Bir diğer anlamı incelemek gerekirse, seni yaşatanın ne olduğu, yaşamana neyin sebep olduğu ile alakalıdır ki bunun bir önceki örnekteki gibi bir çok değil sadece ama sadece bir tek yanıtı vardır o da ALLAH ! Şimdi tekrar soruyorum sana; Sen! Nasıl Yaşadığının Farkında mısın? Bu cümleye yanıt vermek istediğinde hem cümlenin farkındalığını şimdi gerçekten fark ettiğini ve cümledeki sorunun yanıtını veya yanıtlarını fark ettiğini fark edeceksin... İşte şimdi farkında olmaya başladın, dimağın açıldı ve baktığın ama ne yazık ki görmediğin birçok şeyi şimdi çok daha net ve anlayarak görebildiğini fark ettin. Yanılıyor muyum?

Ne diyor hadiste? "Bir Anlık Tefekkür, Bin Yıllık İbadetten Çok Daha Hayırlıdır." Nedir tefekkür? Rabb'in yarattıklarını, rahmetini ve nurunu idrak edip şükretmek ve yaşamaktır. Düşün; Gece uyurken bile nefes alabiliyorsun, vücudundaki tüm organlar senin istemin dışında ve muntazam bir döngü ile çalışıyor, sağlıklısın, görebiliyor, duyabiliyor, konuşabiliyor ve hissedebiliyorsun. Sana sunulan bu nimetleri bir daha düşün. Bir elinle yüzüne dokun, burnuna, gözüne, dudaklarına ve her bir kıvrımına... Yaradan'ın izlerini fark edeceksin... Çünkü sen Allah'ın kendi ruhundan yarattığı bir parçasısın. Çok daha basit bir örnek vermek gerekirse; Bir ağacı izlemeni isterim, yaprakları kimi zaman hafif, kimi zaman şiddetli bir şekilde kıpırdar çünkü onda Rabb'in rahmeti, kıpırda emri vardır... Bilirsin ki, Allah'ın emri olmasaydı o yaprak kıpırdayamaz... Sonra başını kaldır ve gökyüzüne bak, bulutlara, yıldızlara veya ne bileyim Aya Güneşe uçuşan kuşlara bir dikkat et... Her birinde Allah'ın emri ve rahmeti tecelli bulmuştur. Hiçbir şey O'nun isteği dışında olmaz. İtiraf et, bu güne dek belki bunların bile farkında olmadan yaşadın hep. Evet, gökyüzüne defalarca baktın ve hatta o ağacın yanından defalarca geçtin ama bir şeyi ve en önemli şeyi fark edemedin, Allah'ı... O, her daim seninle, sana çok yakın ve hatta sana şah damarından çok daha yakın ve senin her yaptığını biliyor. Rahmeti, sevgisi ve merhameti her daim senin üzerinde. Bunun bilinci ile yaşarsan ve attığın her adımda O'nu hatırlarsan işte sen şimdi tefekkür etmiş olursun. Sabah uyandığında, seni yeni bir güne tekrar uyandırdığı için O'na şükrederek kalkarsan yatağından, kahvaltını yapmak için önünde dizilmiş olan nimetler için ( Üstelik dışarıda binlerce aç insan varken ) bir kez daha Allah'ı anarsan, ceketini giyerken ve hatta ayakkabını bağlarken bile O'nun rızası için ve izniyle yaparsan, sen her daim tefekkür içinde farkındalığı hissederek, fark ederek yaşarsın... Unutma! Görmek veya bilmek yetmez, fark etmek gerekir... Ve şimdi de diyorum ki; Fark etmek de yeterli değil, tüm bu olan bitene ve sana sunulan hayata şükretmek ve bir nevi teşekkür etmek gerekir... Yaşamın boyunca sana yapılan bir iyiliğe teşekkür etmen öğretildi ve yaptın da... Büyüdün, geliştin yaşamın sorumlulukları yüklendi omzuna ve borçlandırıldın, çünkü yaşamak için buna mecburdun. Elektrik borcu, su borcu, kredi kartı borcu derken örnekler daha da artmaya başladı fark ettiysen... Bir tekini bile ödemezsen, seni o kolaylıktan mahrum bırakacaklar, eğer bu elektrik borcu ise elektriğini kesecekler ve borcun giderek katlanacak öyle değil mi? Ama sen, bir gün bile geciktirmeden ödedin tüm borçlarını, geciktirmemek için, unutmamak için elinden gelen her şeyi yaptın. Şimdi sorarım sana; Senin bu dünyaya gelmene, yaşamana ve hatta en basit bir örnekle nefes almana sebep olan, seni koruyan, kollayan ve sevgisini, rahmetini bir an bile üzerinden çekmeyen Rabb'ine olan borcunu hiç düşündün mü? Üstelik bu güne dek O'na karşı hiç bir borcunu ödemediğin halde, senden nimetlerini, rahmetini ve sevgisini esirgemediği, bir an olsun seni yalnız bırakmadığı halde... Bu güne dek bunu hiç düşündün mü, farkına vardın mı? Şöyle bir idrak etmen gerekirse O'nun senden hiçbir beklentisi yok, senin yapacağın hiçbir şeye ihtiyacı yok. Senden istediği, beklediği sadece ve sadece bir tek teşekkür, evet basit ama hissederek yapacağın bir teşekkür, çok mu?

Şu an her ne yapıyorsan ve her ne ile ilgileniyorsan bırak, her şeyi bırak ve bir kenara it. Otur bir yere ve derin bir nefes al... Ama hissederek ama farkında olarak al... Neyi mi? Sana bu nefesi bağışlayan Allah'ı... Sonra düşün, sadece düşün. Sahip olduklarını, sağlığını, varsa eşini, çocuklarını, evini, her şeyini düşün. Şimdi derin bir nefes daha al ve dostuna, en samimi dostun olan Rabb'ine teşekkür et. Sana sunmuş olduğu her bir özellik için şükret... Şimdi bir kez daha soruyorum sana;
Sen! Nasıl yaşadığının farkında mısın?



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.