Neden hep din?

Neden hep din? DİN
3,4
10.04.2013 23:14:42
A+ A-

 

Laik olarak gözüken Türkiye'de din neden hep ön planda?

Hayatın her alanına dini yerleştirmek, her işi yaparken dini göz önüne almak ya da dini kendi oyunumuza alet etmek...

Bunlar Türkiye'de yıllardır boy gösteren durumlar.12 Eylül hükümeti insanlar üzerinde baskıcı ve zulmedici politikalarıyla hafızalara kazındı. O yıllarda ülkenin birçok yerinde insanlar dini inanç asimilasyonuna maruz kaldılar. En başta Dersim. Alevi vatandaşların çoğunluğunu oluşturduğu Tunceli'de 12 Eylül döneminde sayısız cami inşa edilmiş. Cem evlerine kilit vurulmuş. Vatandaşların ibadetleri engellenmişti. Alevi ailelerden alınan çocuklar imam hatip okullarına kayıt ettirilmiş. Zorla, baskıyla kendi inançları aşılanmıştı.

Sivas, Çorum, Maraş, Gazi Mahallesi... Laik bir ülkenin, dini inançlara olan saygısı, değeri işte buralarda ortaya çıktı.

****

Toplum içinde Alevilerden o kadar nefret ediliyor ki; ben bu nefretin, kinin neden ve nasıl olduğunu bilmiyorum. Dini önder olarak görülen Fethullah Gülen’in, Alevi çoğunluklu Tunceli için sarf ettiği sözler bunu gözler önüne seriyor. Ne demişti Fethullah Gülen "Tunceli'nin dini yoktur. Tuncelililer dinsizdir." Gelelim başka bir cemaatin liderine. Cübbeli Ahmet Hoca’nın da Aleviler için sarf ettiği sözler mevcut. "Alevilerin yemeği yenir mi! " Ya da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in İzmir için söylediği “irfansızlık” sözleri…

En son olarak bunlara  Bursa'da bir lise öğretmenin Alevileri ve Aleviliği küçük düşüren, hakaret dolu sözlerini de ekleyebiliriz. Türkiye'de insanların Alevilere ya da başka dinden, mezhepten kişilere olan tavrı, bakış açısı, olmaması gereken fakat önüne geçilemeyen(geçilmeyen) bir durumdur. Ülkenin Başbakan'ının cemevlerini ibadethane olarak değil; kültürel bir mekan olarak görmesi, geçtiğimiz senelerde şehit olan alevi bir askerin bazıları tarafından şehit olarak sayılmaması gerektiğinin söylenmesi içinde bulunduğumuz vahim durumu kanıtlar niteliktedir.

Dindar gençlik istediğini her fırsatta vurgulayan Başbakan ülkenin dört bir tarafına açtığı İmam Hatipler ile dindarlığın sağlanacağı görüşünde. Fakat gözlemlerim ve duyumlarım bunun tam tersini söylemekte. Karşılaştığım İmam Hatip okullarında öğrencilerin davranışlarını, seviyesini uzun süredir takip ediyorum. Durum hiç de iç açıcı değil. Gördüğüm kadarıyla her yaştan öğrencinin bulunduğu bu okullarda, öğrenciler her türlü eğitimden mahrum kalmış gibiler. Hal ve hareketleri, toplum içinde hoş karşılanmayacak cinsten. Burada İmam Hatiplerin hepsi kötüdür de demiyorum. Sadece, dindarlığın yolunun, İmam Hatipli olmakla gerçekleşeceğine inananlara bu yanlış düşüncelerini açıklama çabasındayım.

Bugün Türkiye nüfusunun %25-30'u Alevi. Türkiye'de 930 tane cemevi var. 31 ilde ise hiç cemevi yok. Fakat Türkiye'de 82 bin 700 tane (resmi verilere göre) cami var. Hükümetin bu eşitsizliğe karşı harekete geçmesi gerekiyor. Sadece cemevi değil. Kilisesiyle, havrasıyla, sinagoguyla...

“Biz camilere karşı değiliz. Asimilasyona karşıyız."

****

Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle ülke genelinde 17 bin etkinlik düzenlenmekte. İzmit'te ilkokul velilerine yapılan çağrıda "çocuğunuzun cennete gitmesini istiyorsanız İmam Hatip okullarına verin" deniliyor. Şimdi bu çağrıda bulunanlar, hangi mantıkla, hangi düşünceyle böyle bir açıklamada bulundukları sorusunun cevabını ben veremiyorum. Çünkü böyle bir açıklamada bulunmak akıl ve mantıktan yoksunluktur. Bunun başka bir açıklaması olamaz.

****

Artık günümüz Türkiye'sinde din adı altında kötü şeylerde yap kimse ses çıkarmıyor. Dicle Üniversitesi Rektörü gibi. Üniversitede Hizbullah görüşlü konferans veren gruba gıkını çıkarmayan rektör; bunun çok normal ve demokratik bir konferans olduğunu açıklamakta. Ama başka bir grup öğrenci çıkıp "Devrim" kelimesinin geçtiği bir konferans, panel düzenlese onların karşısına her türlü engeli çıkarırsınız.

YORUMLAR

Bu yazıya yazı olarak bakmak -

Ben bir yazıya yazı olarak bakmayı vazgeçilmez görenlerdenim. İyi yazı olmalı herşeyden önce o. Bana kendisini beğendirmeli. Eğer içeriği, mesajı, yazı olarak niteliğinden baskınsa, dahası o yazı yazı değil de yazarın vermek istediği bir mesajsa sadece, yazı olarak görünmez o bana. Bir bildiri gibi, duyuru gibi, bir mektup gibi görünür(elbette edebî değeri olan mektuplar hariç). Şair Cemal Süreya, vaktiyle okuduğum bir yazısında, şair olmayı istemesini bir gazetede iyi bir yazar olmak istemesine bağlıyordu. Düşünün, iyi bir yazar olarak bir gazetede yazmayı ne kadar önemsiyormuş ki, bunun için şair olmam lâzım diye düşünmüş. Ve olmuş, hem de en iyi şairlerden biri olmuş ve güzel, nitelikli de yazılar yazmış gazetelerde, dergilerde. Bu yazıya sözü getirirsek, mesajı belli, çok âşikâr. Ama yazı nasıl? Bir özelliği var mı nitelik olarak? Çok kolay yazılabilir böyle bir yazı. Şu veya bu görüşten olan birisi tarafından. Memleketin durumunu nasıl görüyorsa onu doludizgin anlatmış. İyi bir yazı çıkarayım kaygısı taşımadan. Bu yazı mesela bu gazetenin bu bölümünde, üstünde durduğum anlamda, yaygın benzerleri bulunan bir yazı. Yani nitelik eksikliği olan birçok yazıya bir örnek. Nitelikli, kolay yazılmayan yazıya rastlamak zor. Fikrinizi iyi bir yazıyla ortaya koyabiliyor musunuz, önemli olan o.

1 3
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.