Ölüm bir yok oluş değil, bir başlangıçtır

Ölüm bir yok oluş değil, bir başlangıçtır DİN
0,0
21.04.2013 13:59:20
A+ A-

Dünya bizim imtihan olmak için geldiğimiz, geçici bir süre kalıp ayrılacağımız bir yer. Ve insanların çoğu bunu bilmesine ve bununla birlikte çok fazla acizlik, hastalıklar yaşanmasına rağmen tarif edilmez bir bağlılık vardır dünyaya.

İnsanın nefsinde sonsuza kadar yaşama isteği var.  Ama bu isteği bazı insanlar sadece dünya için istiyor. Halbuki dünya sonlu, ahiret sonsuz. Yani insan, hakikaten bu isteğine kavuşacak ancak ölümünden sonra.

Ölüm; yaygın olan uygulamanın aksine, üzerinde mutlaka çok fazla konuşulması gereken bir konu. Dikkat edin bir sohbet ortamında kesinlikle ölümden bahsedemezsiniz. Hemen konu değiştirilir. Ölüm gerçeğini herkes bilir ama kesinlikle söz etmek istemez.

Ölümü düşünmesen de, ölümden bahsetmesen de bu sonlu dünyada gerçekleşmesini düşlediğin hayallerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmesen de, başına net ve kesin olarak geleceğini bildiğin tek gerçek var o da: ölüm! Bunu bile bile ölümden bahsetmemek kişiye ne kazandırır? Hiçbir şey kazandırmaz aksine çok şey kaybettirir insana. Ölümden korkmanın bir faydası yoktur; çünkü dünya tarihi boyunca hiç kimse ölümden kaçamamıştır ve kaçamayacaktır da... Tüm insanlar kaderlerinde belirlenen o an geldiğinde muhakkak ölecek ve ne yaparlarsa yapsınlar bir saniye daha yaşayamayacaklardır. Ölüm korkusuna kapılanların ölümden asla kaçamayacakları Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

...Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti..." (Al-i İmran Suresi, 154)

Dünya sonlu. Ölüm gerçek. Sonsuz hayat ahirette. Önemli olan bu sonsuz hayatı nasıl geçireceğimiz. Kişi ya Allah'ın rızasını, rahmetini kazanarak cennette sonsuz bir hayat sürecek ya da Allah esirgesin Allah'ın gazabını üzerine alarak sonsuza kadar cehennemde yaşayacak.

İşte bu noktada şunu iyice anlamamız gerekir ki; dünyadaki varlığımız, yaptıklarımız bu sonsuz hayat için kazanacaklarımızla alakalı. Ölüm bir gerçek ve sonsuz hayata geçiş yapacağımız o günün önemini kesinlikle unutmamamız gereken Allah'tan çok güzel bir hatırlatma. Allah'ın bu güzel hatırlatmasını unutmak Allah esirgesin ahireti ve dünyada asıl varoluş amacımız olan, Allah'ın rızasını kazanma gayemizi de unutturur. Öyleyse, madem hayat çok kısa, bu hayattan sonra sonsuz hayat var ve madem o sonsuz hayat, bu dünyada Allah'ın rızasını arayarak kazanılacak; BU DURUMDA; insanın buradaki kısa ve geçici hayatından çok, ölümden sonra başlayacak gerçek hayatını düşünmesi ve buna göre hareket etmesi gerekir. Bu yüzdendir ki, bu gerçeği kavramış olan müminler "katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri"dirler. (Sad Suresi, 46)

Dünyada elde edilecek servet ve imkânlara tutkuyla bağlanmanın hiçbir anlamı yok. Emaneten bulunduğumuz bu dünyayı terk ederken yanımızda bir iplik dahi götüremeyeceğiz, bunu herkes gayet iyi biliyor. Bizim için tayin edilmiş vakit tamamladığında, kefene sarılmış emanet bedenimiz toprağa girecek o kadar. Kimse ne malını, ne güzelliğini, ne kuvvetini ne ailesini, ne de şöhretini ahirete götüremez. Bunların hiçbiri mezardaki insana eşlik edemez.

Bu dünyadan ahirete götürülecek tek şey Allah rızası için yapılmış olan salih amel ve ibadetlerdir. Bu dünyada kısa bir süre için insana verilmiş olan nimetler sağlık, güzellik, servet, tüm imkanlar, ahirette ebedi olarak ve çok daha güzeliyle yeniden insana verilecektir.



ETİKETLER: Haber, Haberler, Dünya, hayat, Sohbet,

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.