ORTADOĞU'DA DİN

DİN
0,0
21.02.2013 18:24:36
A+ A-

 

Din gerek ortadoğuda gerek insanların yaşadığı diğer yerlerde insanlıkla yaşıttır yani insanlıkla birlikte doğmuştur. İnsanlar önce doğada aramışlardır kendi Yaradanlarını daha sonra doğa üstü bir varlık olduğuna karar vermişlerdir. Bbu duruma gelene kadar din çeşitli evrimler geçirmiştir. Yunan felsefesinde Sokrates çok çetin bir mücadele vermiştir.

Ortadoğu'da ise Hz İbrahim'in tek tanrılı inanç için Nemrut'a karşı verdiği mücadele insanlığın bu gününü bile etkilemiştir. Hz İbrahim ile birlikte tek tanrılı inanç artık tamamen oturmuştur. Daha sonra Hz İsa'nın gerek kendi toplumu olan Yahudilere, gerek Roma'ya karşı verdiği mücadele Ortadoğu'da'ki dinin önemini belirtmektedir. En son Hz Muhammed'in Arap gericilere karşı verdiği mücadele ile tek tanrılı inanç Ortadoğu'da taçlandırılmıştır

Dinin çıkış noktası tamamen özgürlükçüdür. Hz. Muhammed'in mevcut insanlık dışı törelere karşı verdiği mücadele inkara gelmez bir gerçektir ve Ortadoğu da ilkler dönemi yaşanır. Cüm-i huriyet (cumhuriyet) yaşanır. Ortadoğu'nun en demokratik yönetimi başlar. Ne zaman ki muaviye balyoz gibi iner başlarına, milyonların katledilmesinden sonra yine o babadan oğula geçen sistem geri döner. Ortadoğu o dönemlerde, bu güne dek düzelmeyen yaralar aldı. Tam bu dönemde İslam dinini kendi çıkarları için kullananlar türemeye başladılar. Tabi bazı iyi niyetliler buna farkında olmadan alet oldular.

Bu durum sadece çıkarların ve yaraların oluşmasıyla kalmadı, aynı zamanda Hz Muhammed ve cumhuriyet (dört halife devri) döneminde etik olmak şartıyla her şeyin tartışmaya açık olduğu bir ortamı tamamen yasakladılar. Halifelik, şeyhlik ve seyitlik gibi ünvanların babadan oğulla geçtiği gibi dinde beli bir kesimin egemenliğine geçti. Yönetimde halkın egemenliği bitiği gibi dinden de akılcılık ve insanlığın refahına hizmet ortadan kalktı. Artık belli bir zümrenin çıkarı için yasaklar, helaller, haramlar başladı (hükümdarların onlarca eşleri olması, çocuk katli hakkındaki fetvalar vb) Oysa bu din temelinde özgürlük besliyordu, çıkış noktası buydu.

Müaviye ile başlayan bu karanlık süreç günümüze kadar gelmiştir. Daha da katılaşarak özü insanlık ve sorgulama olan İslam, çıkar çevreleri tarafından ezbere dayalı bir söylence haline getirildi. Özelikle Ortadoğu topraklarında İslam inanılmaz bir derecede sömürülmektedir. Bu durum Müslüman olmayan insanların bile vicdanını sızlatmaktadır çünkü onlar gerçeğin böyle olmadığını biliyorlar. Tüm Müslüman ülkelerde din ya siyasete ya sosyal yaşama ya da ekonomik çıkar için kullanılan en etkin silahtır. Nitekim İslam coğrafyasının tamamında dogmatik cemaatlerin dev sermayeleri vardır. Bu vahim durumun en büyük sebebi İslam dinindeki irdeleyici kimliğin yok edilmesidir. Halaç-i Mansur ve şeyh Bedreddin gibi kişiler bazı çıkışlar yaptılarsa da çıkar çeteleri tarafından zındıklıkla suçlandılar ve derileri yüzüldü.

Bu yasaklar İslam dünyasında çok ben merkezci kalıpçı bir toplum ortaya çıkardı. Zaten dini çıkarı için kullanan çevrelere de böyle gözü kapalı ve her şeye kürü kürüne inanan, ezberleyen bir toplum lazımdı. Görünen o ki bu konu onların lehine tamamlanmak üzere, çünkü cemaatler dört bir tarafı sarmış durumdalar. Ülkemizde ya da Ortadoğu'daki aydınlar ise çok basit tartışmalara sanki büyük sorunlarmış gibi kendilerini kaptırmış bulunmaktadırlar. Çoğu küçük hesaplar peşine düşmüş görünmekte, diğer tarafta at gözlüklü ve birkaç şey ezberleyen bazı kişiler de aydın geçinmekte. Ortadoğu ve kısmı olarak Avrupa'ya da sıçramış bu ezberci ve dogmatik düşünceyi ancak ve ancak sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olan özgürlükçü aydınlar tersine çevirebilirler. Böyle bir eylem aynı zamanda Ortadoğu'daki dini ekonomik ve siyasal sömürünün de sonu olur ve kargaşa tarihi yerine huzur ve kardeşliğin tarihi yazılır.

Turan DURAK

ARKEOLOG



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.