Örtülü Kader

DİN
0,0
23.07.2014 11:34:36
A+ A-

Bugünlerde, "öğretmenler de türban takabilecek" tartışmaları yaşanırken; ben 12 yaşlarındayken, ortaokulda "Seçmeli İngilizce" dersimize türbanlı giren İngilizce öğretmenim geldi aklıma. Yıl 1987. O zamanlarda gayet net bir şekilde yasak olmasına rağmen, öğretmenimiz tarafından güzel güzel takılıyordu bu örtü ve ben rahatsız olan tek bir insan görmemiştim bu durumdan..

Hulâsa örtü, sembol olarak kullanılıp insanların gözünün içine içine sokularak sallanırsa, bu tavır rahatsız edermiş. Bunu artık öğrendik.

Örtü siyaset değildir, olmamalıdır; siyaset olarak kullanılmamalıdır. Örtü, "düşmanlık" sembolü olarak beslenmemelidir, hele ki "kadın kavramı üzerinden yürütülen bir politika" hiç olmamalıdır. İnsanları her geçen gün birbirine sürtüp bilemeye çalışarak neyi kazanacağımızı çok merak ediyorum. Toplumsal kazanımlar şöyle dursun, bireysel ve iktidarsal kazanım kaygılarınızın, vatan dediğiniz toprakları ne denli derin bir uçuruma sürüklediğinin ne zaman farkına varacaksınız?

Bu gittiğiniz yolda her şey mübâh ise, her cana sorgusuzca kıyabilmek, her türlü objeyi simgeleştirmek, toplumsal refah yerine toplumsal adaletsizliği öne sürüp, kuvvet ayrılıklarını bertaraf ederek yağmalamak özgürlüğünüz ise; bu topraklar, "vatan" olmaktan çıkmak üzere pek çok insan nezdinde.. Bunu görebiliyor musunuz?

Hiç sanmıyorum.

Bu olanları görebilecek gözlerinizi  her yeni adımda kapatarak körleşmeye çekilmek; ardınızda bıraktığınız geniş yarları ve geri dönülmez yolları fark etmenizi de engelleyecektir.

Sonuç?

Bir gün, bireysel kazanımların tavan yaptığı, ancak huzur içinde yaşayacak bir toplumdan eser kalmadığını "görmek" olacaktır.

*

Her "boş kafanın" içine aptalca bir fikir empoze ederek, kendi sisteminizi yükseltmek için insanları körüklemeyi artık bırakıp, insan olma özüne dönmenin zamanı geldi. geçiyor.

Söylenecek çok söz varken; her geçen gün daha da garipleşen bu ülkeye bakıp her gün içimiz yanarak yaşamaya devam etmek; -örtülü/ örtüsüz hiç fark etmez-  bizlerin bir "KADER"i olsa gerek. Yürütülen ve adına "politika" adı verilen bu kavramlar mantıksızlığı içinde salınıp duran "ölü bireyler" olma yolunda her geçen gün daha sağlam adımlar atıyoruz öyle ki; WarCraft haritası üzerinde atacağı adımı, önündeki zifiri karanlık sebebiyle göremeyip ayakları çamura saplanan birer "human" olduk hepimiz, "yes sir!" nidâlarıyla ordan oraya koştururken.

Örtü politikası da dahil tüm işlenen politikalara "geniş açıdan" bakınca, Harabî'nin yazdığı aşağıdaki devr-i nefes, bize bir şeyleri muştuluyor sanki.

"Yerleri gökleri yaptık yedi kat, altı günde tamam oldu kâinat
Yarattık içinde bunca mahlûkât, erzâkını verdik ihsân eyledik
Asılsız fasılsız yaptık cenneti, huri gılmanlara verdik zîneti
Türlü vaatlerle her bir milleti, sevindirip Sad-ı Handân eyledik
Bir cehennem kazdık gayetle derin, lâf ateşi ile eyledik tezyin
Kıldan gayet ince, kılıçtan keskin, üstüne bir köprü mizan eyledik"



Ocak - 2013



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.