Osmanlı Şeyhülislamı: Said Nursi bir mason ve komünist kadar tehlikelidir!

Osmanlı Şeyhülislamı: Said Nursi bir mason ve komünist kadar tehlikelidir! DİN
0,0
01.07.2013 18:06:09
A+ A-

Bediüzzaman'a yapılan eziyet, çektirilen çile öyle zorludur ki, normal bir insan üst üste yapılan bu eziyetleri kaldıramaz. Bediüzzaman tam 40 yıla yakın bir süreyi soğuk hapishanelerde, hasta ve yaşlı bir halde, mücadele ederek geçirmiş, asla yılmadan İslam'ı yaymaya devam etmiştir.  Kendisi hem hapsedilmiş, hem sürgün edilmiş, hem de son derece mesnetsiz iftiralarla yıldırılmaya çalışılmıştır. Fakat Rusya'da sürgündeyken, düşmanın elinde esir düşmüşken bile Bediüzzaman'ın eğilmeyen başı, her zaman dimdik olmuş, asla davasından bir adım bile taviz vermemiştir. İşte samimi, ihlaslı, yalnız Allah'tan korkan bir Müslüman'ın tavrı böyle olur.

O dönemde yobaz takımı Bediüzzaman'a çok kafayı taktılar. Âlim görünüyorladı ama aslında cahildiler. Kimi bilgisiz, kimi cahil cühela, kimi yobaz, kimi kendini bilmez böyle tavırlar gösteriyorlar. Mustafa Sabri Efendi 127. Osmanlı Şeyhülislamı; "Said Nursi bir mason veya komünist kadar tehlikelidir!" diye bir iftira attı. Bunu yapan kişi normalde cahil değil, alim ama tam cahil hareketi yapıyor. Bediüzzaman'ın ayağının tozu bile olamaz. Onun yaptığı hizmetin binde birini yapmayan bir insan. Osmanlı döneminde fetva veriyor ve halkı Bediüzzaman aleyhine kışkırtıyor. O yüzden Bediüzzaman'ın faaliyetleri çok zor olmuştur. Acayip çile çekmiştir. Hem basını kışkırttı Mustafa Sabri Efendi, hem mahkemeleri kışkırttı, hem emniyet birimlerini kışkırttı.

Mustafa Sabri Efendi yolda yürümekten aciz. Şeyhülislam yapmışlar adamı, yolda yürüyemiyor. O devirde tuğyan, dalalet etrafı sarmış. Osmanlı'nın yıkılış dönemi, perişanlık diz boyu. Bediüzzaman muazzam bir iman atağı yapıyor, muazzam bir Kurani eğitim uyguluyor, insanların imanını tahkiki hale getiriyor. Mustafa Sabri Efendinin de yaptığı bir şey yok. Maaşı alıp oturuyor aşağıya. Ne diyor? "Bir mason veya komünist kadar tehlikelidir." Benzettiği şeye bak sen. Ahir zamanda büyük mücadele veren son bin yılın müceddidine layık gördüğü unvana bak sen. Görüyor musunuz felaketi? Ahir zamanın yobazlarının da bir farkı yok. Bu dönemde samimi Müslümanlara onlarda aynı iftiralarla saldırıyorlar. Aynı sözler, aynı kafa, aynı mantık yüzyıl sonra yeniden hortluyor.

 "Perde altındaki düşmanımız münafıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyaset ve idareyi"adliyeyi, polisleri, mahkemeleri, savcıları ve siyaset hükümetin kilit noktasında olan insanları neyse artık onlar. Her türlü idari kademedeki görevliler,"zâhirî dinsizliğe âlet edip," Darwinizme, materyalizme alet edip. "bize hücumları akîm kaldığı;" yarım kaldığı. "ve Risale-i Nurun fütuhatına menfaati olan eski plânlarını bırakıp, daha münâfıkane ve şeytanı da hayrette bırakacak bir plân çevirdiklerine dair buralarda emareleri göründü." Daha münafıkane daha şeytani planlar yapmaya başlar diyor. "O plânların en mühim bir esası; has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak," etrafımdaki talebelerimi soğutmak diyor."fütur vermek, mümkün ise Risale-i Nurdan vazgeçirmektir." Yaptıkları faaliyetlerden, çalışmalardan onların uzak durmasını, dağılmalarını istiyorlar diyor. Münafıklar, yobazlar ne istiyor? Bazı karaktersiz insanlar ne diyorlar? Bu dönemdeki Müslümanlara da "dağılsınlar" diyorlar, "Müslümanların faaliyetleri olmasın" diyorlar. "Bu noktada o kadar acib yalanları ve desiseleri istimal ediyorlar ki," hayret verecek yalanlar söylüyorlar diyor. Ahir zamanda yaşadığımız bu dönemde de hayret verecek yalanlar söylüyorlar. "ve desiseleri"şüpheler, bize de akıl almaz şüpheler yönlendiriyorlar, hayret edilecek şüpheler yani abuk subuk.

 "Isparta ve havalisi, gül ve nur fabrikasının kahraman şâkirdleri gibi, çelik ve demir gibi bir sebat", Günümüzde yaşayan samimi Müslümanlarda da bu var. Çelik ve demir gibi bir sebat var, kararlılık var. "ve sadakat ve metanet lâzım ki dayanabilsin."Müthiş bir metanet var. "Bazı da dost suretinde hulûl edip,"bizim yanımıza da münafıklar öyle geldiler ya dost gibi görünerek aramıza girdiler. Sonra da gidip polis muhbirliği yaptılar. "Bazı da dost suretinde hulûl edip,"aramıza girip diyor, "korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar. «Aman, aman! Saide yanaşmayınız!"bizim yobazlar ne yapıyor?"aman aman şunlara yaklaşmayın." Ahir zamanda Bediüzzaman'a yapılanın aynısı yapılıyor.

Mustafa Sabri Efendi sonunda Mısır'a kaçıyor. Önce kabadayılık yapıyor, hizmet etmesi gerekirsen ihlasla çabalayan Bediüzzaman'a iftira atıyorSonra da Mısır'a kaçıyor, korkaklığa bak. Bediüzzaman da var gücüyle Anadolu'da İslam'ı yaydı. İman hakikatlerini anlattı. Mustafa Sabri Efendi ne yaptı? Mısır'da arazide. Canları o kadar tatlı ve o kadar korkaklar ki. Bütün yobaz takımının özelliğidir bu.

Bediüzzaman kendisine yapılan bunca işkenceye rağmen asla Kuran'ı yaymaktan vazgeçmemiş, çevresinde toplanan talebeleri de biran bile yanından ayrılmadan ona yardımcı olmuşlardır. Bu samimi insanlar aldıkları ölüm tehditlerine, hapsedilmelerine, onca yokluğa, fakirliğe rağmen adeta bir elmas hükmünde olan hizmetlerine yılmadan devam etmişlerdir. Ahir zamanda yaşanan da tıpkı Bediüzzaman'ın ve talebelerinin yaşadıkları gibidir. Çünkü Allah'ın sünnetinde hiçbir değişiklik yoktur ve olmaz da.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.