Padişahlar iftarlarını sarayda yaparlarmış.

Padişahlar iftarlarını sarayda yaparlarmış.  DİN
0,0
16.07.2013 16:32:19
A+ A-

Mubarek Ramazan günleri güzelliklerle geçiyor.

İstanbul’da eski ramazanlar canlandırılıyor, çadırlar kuruluyor, eğlenceler oluyor.

İstanbul’da oruçlu olmak başka bir güzel.

Sanki bütün İstanbul oruç tutuyor.

Bir iftar saati Sultanahmet’te olmanızı öneririm. Yollarda, banklarda, meydanlarda insanlar iftarlıkları ile birlikte çoluk çocuk hep birlikte ezanın sesini bekliyorlar, toplu dua ediyorlar. Fevkalade güzel…

 

smanlı zamanında Bâyezid, Süleymaniye, Sultanahmet, Eyüp ve Ayasofya camilerinin etraflarında toplanılırmış. Tıpkı şimdi olduğu gibi. Bu gelenek asırlardır hiç değişmemiş. O zamanlar zaman zaman Padişahı da aralarında görürlermiş.

Buda çok güzel…

 

Osmanlı Padişahları her zaman tedbili kıyafetle halkın arasında gezerlermiş, özellikle ramazanda daha sık olurmuş bu geziler. Çarşıyı, esnafın satışlarını kontrol ederlermiş.

 

Ramazan yaklaştığında sadece sarayda değil devlet daireleri de hazırlıklara başlanırmış.

Padişahlar aynı zamanda Halifede olduklarından Ramazan ayının önemi düşünüldüğünden de önemliymiş.

Padişah, bizzat yazdığı emirlerini sadrazama verirmiş. Tabi bunlar Ramazan ayı gelmeden Şaban ayında yapılmaya başlanırmış. Tembihnameler varmış.

Ramazan Tembihnamelerinde halka yönelik emirlerde; neleri yapmamaları gerektiği yazılı olurmuş.

 

Ramazan’da halkın sıkıntıya uğramaması için yiyeceklerin fiyatları yeniden düzenlenirmiş. Artırılmasına izin verilmezmiş. Devlet fiyatları belirlermiş bu sadece ramazan ayı için geçerliymiş. Ekmeğe son derece önem verildiğinden bir çok ekmek çeşidine saraykarar verirmiş. Hatta ramazanda satılacak ekmek önce Padişaha ikram edilirmiş, onayı alındıktan sonra halka sunulurmuş.

Et yemekte Osmanlı için çok önemli olduğundan, özellikle Ramazanda et sıkıntısı çekilmemesi için gerekenler yapılırmış.

 

Ramazan temizliği olurmuş. Bütün evler elden geçermiş. Bazı yerlerde badana dahi ramazandan önce yapıldığı yazıyor. Evler aklanır paklanırmış. Ramazan için toptan alışverişler yapılırmış. Zenginler fakirlerin ihtiyaçlarını en çok ramazan ayında giderirlermiş.

 

Şimdilerde belirli günlerde tebrik kartları atıyoruz ya. O zamanlar Ramazan içinde atılırmış. Çok hoşuma gitti. Bizler kolaya kaçıyoruz. Telefonla arıyoruz ya da mesajla hallediyoruz. Asl olan bizzat gidebilmek gidilmiyorsa,tebrik kartları atmak değilmidir?

Ramazanın geldiği için kutlamaların yapılması… Elbette yapılmalı.

On bir ayın sultanı Ramazan değil midir?

 

O dönemlerde mesai saatlerinin iftara göre düzenlendiği daha öncesinden halka duyurulurmuşki devlet dairelerinde işleri olanlar ne zaman gideceklerini bilebilsinler.

 

Birde ramazanda davetler varmış. Davetler dördüncü günden sonra başlarmış ki, insanlar oruca tam alışsınlar, vücutları kabul etsin. Ruhları sakinleşsin.

 

Veziriazam ve diğer üst düzey devlet adamları, Ramazan’ın dördünden itibaren ulemayı, bürokratları ve askerin ileri gelenlerini ince ince belirlenmiş protokol kuralları içerisinde iftara davet ederlermiş.

 

Osmanlı padişahları iftarlarını genelde sarayda yaparlarmış.

İftar da padişahlar çok fazla çeşitle iftar açmazlarmış. Genellikle et yanında sebze ve öncesinde de çorba olurmuş.

 

Sarıyda birde baklava olayı varmış.

Padişah oruç tutan askerlere baklava gönderirmiş. Düşünün tepsi tepsi baklavalar sırayla saraydan elden ele askerle gidermiş. Oh afiyet bal şeker olsun…

 

 

 

Nazan Şara Şatana

 

 

Ramazan Ayına hazırlık sarayda öncelikle:

Padişah, paşa ve Enderun mensupları için yeni kıyafetler dikilmekle başlarmış.

Kilerlerin doldurulurmuş.

Eksiklerin tamamlanırmış.

Mevsimine göre ateş veya buz hazır edilirmiş.

Ramazan’da ekmeğin çeşitliliği artırılır ve ucuzlatılırmış.

Et ihtiyacı için civar beldelerden et getirilirmiş.

Rmazanda çalışanların mesai saatleri düzenlenirmiş.

Toplu taşımalara iftar saatine uygun tarifeler konulurmuş.

 

"Ramazanın on beşinden sonra Bayezid, Fatih ve Hırka-i Şerif gibi selatin camilerinin avlusunda kurulan sergiler, teravih namazları, mahyalar, kandiller, top atışları, mukabeleler, Hırka-i Saadet ziyaretleri, İstanbul'un ramazanda göze çarpan özelliklerindenmiş.

 

Payitaht olması ve kültür-sanata kaynaklık etmesi gibi sebeplerle her konuda Anadolu'ya da örneklik ve önderlik eden İstanbul'un ramazanları oldukça görkemli geçermiş.

Gazetelerde halkın hoşça vakit geçirmesine hizmet edecek makaleler, fıkralar yer alırmış.

İftardan sonra büyük-küçük, çoluk-çocuk sokaklara dökülürmüş.

 

Ramazanda, diğer zamanlarda da yapılan selamlığın, padişahın halkla buluşmasının, daha bir coşkulu olurmuş.

Anadolu'nun en ücra kasabalarına kadar her mahalle camisinde teravih kılınırmış.

Ramazanın başında 'merhaba', sonunda 'elveda' diyerek ilahiler, kasideler okunurmuş.

Ramazanın bir başka özelliğinin de diğer zamanların aksine kadınlarda camilere giderlermiş.

Kadınlar mukabelelere, teravihlere katılırlar, kadınlara özel konuşmalar, tiyatrolar, eğlenceler düzenlenirmiş.(alıntı)

 

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.