PEYGAMBERiN PUTLASTIRILMASI

DİN
0,0
09.01.2013 13:29:21
A+ A-

Peygamberimizle ilgili uydurmalar ise Peygamberimiz'e Allah'ın yanında ikinci bir hüküm oluşturucu sıfatının verilmesiyle olmuştur. Bu sıfatla gelenekçi kitleler, Allah'ın vahyi olan Kuran'da olmayan hükümleri, kendi uydurdukları veya yanlış yorumladıkları hadis ve sünnet adını verdikleri, Peygamber'e iftiralarla dolu kitaplarda toplamışlardır.

Oysa Peygamberimiz'e Kuran'da şunlar söyletilir:


De ki "Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben bana vahyedilenden başkasına uymam."
6-Enam suresi 50


Görüldüğü gibi Peygamberimiz de aynı bizim gibi vahye, yani Kuran'a uymakla yükümlüdür.

Ve bu vahiy dışında başka bir şeye uymayacağına göre, bu vahiy dışında bir hüküm oluşturması da mümkün değildir. Peygamber'e sünnet, hadis gibi Kuran'ın belirtmediği başlıklarla hükümler atfedenler, uydurdukları din rağbet görsün diye Peygamberimiz hakkındaki birçok ayete aykırı yargılar ortaya atmışlardır.


PEYGAMBERLERİ YARIŞTIRMA

O'nun elçileri arasında hiçbirini ayırt etmeyiz.
2- Bakara suresi 285


Kuran'ın bu ayetine göre bizim Peygamberimiz'i,
Hz. İbrahim'i,
Hz. Musa'yı,
Hz. Nuh'u,
Hz. İsa'yı yarıştırmamız yasaktır. "Bizim Peygamberimiz en üstünüdür." dememiz yasaktır.

Museviler'in ve Hıristiyanlar'ın düştükleri bu hataya, Kuran'ın bu açık ayetine rağmen ne yazık ki düşülmüştür. Peygamberimiz'in sayesinde tüm insanların yaratıldığı,
Peygamberimiz olmasa ne dünya, ne de daha bir çok mekanın yaratılmayacağı şeklindeki meşhur uydurma, hadis başlığıyla insanlara yutturulmuştur. Oysa Kuran' da böyle bir ifade geçmemektedir.

Peygamberimiz'in hammaddesinin diğer insanlardan ayrı olup nurdan yaratıldığı, Kuran'da anlatılmayan yüzlerce mucizesinin olduğu, Namaz vakitleri için adeta Allah'la pazarlık yaptığı şeklindeki uydurmalar hep Peygamber putlaştırma gayretlerinin neticesidir.

Bu gayret sonucu Peygamberimiz'e utanç kaynağı olacak şekilde cinsel mucizeler yakıştırılmış, kişileri kötürüm etmek için beddualar ettiği iftiraları ileri sürülmüştür. Tüm bu iftiralar hep uydurulmuş hadislerle halka sunulmuştur ki, kutsala karşı gelme korkusunu içinde taşıyan ve dini az bilen halk, bu uydurmaları itirazsız
kabullensin.


Diğer dinlerin düştüğü hataları Kuran'da okuyup, onları hem eleştirip, hem de aynı hataya düşmek ne acıdır!

Diğer bir uydurma hadise göreyse tüm Peygamberler kıyamet günü kendi dertlerine düşmüşken, Peygamberimiz "ümmetim, ümmetim" diyerek ümmetini düşünecektir.

Bu uydurma kaş yapayım derken, göz çıkarmanın çok güzel bir örneğidir. Peygamberimiz'i yüceltmek isteyenler, diğer Peygamberler'in bencilliği manasına gelebilecek yukarıdaki hadisi uydurmuşlardır. Bunlar Peygamberimiz'i diğer Peygamberlerle yarıştırmakla kalmamış;
1-Hz.Muhammed
2-Hz. İbrahim,
3-Hz. Musa,
4-Hz. İsa şeklinde diğer Peygamberler'i de üstünlük sırasına göre dizerek hadlerini iyice aşmışlardır.


Seni sapmış bulup doğru yola iletmedi mi?
93-Duha suresi 7


Bu ayete göre Peygamberimiz vahiy gelmeden önce sapmış bir haldedir. Allah'ın gönderdiği vahiy ile düzelmiştir. Allah'ın açıkça söylediği bu gerçeğe Şura suresi 52. ayette de rastlıyoruz.

İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin.
42-Şura suresi 52


Bazı gelenekçiler Peygamberimiz'in vahiy almadan önce de hak bir dine mensup olduğunu söyleyerek ayetlerle açıkça çelişmektedirler. Bu ayetlerin birinden Peygamberimiz'in evvelden sapmış olduğu, diğerinden ise imanı,
kitabı evvelden bilmediğini anlıyoruz. Hak bir dine mensup olan nasıl imanı bilmez, nasıl kitabı bilmez, nasıl sapmış olur? Peygamber'i Kuran'da anlatıldığı gibi değil de kafalarında şekillendirdikleri gibi bulmak isteyenlerin bu çelişkilere düşmeleri hiç de sürpriz değildir.

Gelenekçilerin düştükleri çelişkilerden biri de Peygamberimiz'in atalarında hiç putperest olmadığı ve bunun Hz. Adem'e kadar böyle gittiği izahıdır.
Oysa Kuran'dan Hz. İbrahim'in babasının putperest olduğunu anlıyoruz. Hz. İbrahim'in Peygamberimiz'in atası olduğunu düşünürsek bu iddia da dayanaksız kalır. Gerçi gelenekçi zihniyet, Hz. İbrahim'in babasından kasıt gerçek babası değil, üvey babasıdır veya amcasıdır şeklinde saptırmalara gitmektedir. Ama Kuran'da açıkça babası denmektedir. Bu çekiştirme gelenekçilerin dini bozucu
zihniyeti için bir delil niteliğindedir.


ALLAH'IN PEYGAMBER'E ÖVGÜLERİ


Mezhepçilerin anlamadığı nokta, Peygamberimiz'in tüm bu uyduruk sözde yüceltmelere ihtiyacı olmadığıdır.
Kuran'da Allah Peygamberimiz'i övmekte, onun üstün bir ahlak üzerinde olduğunu söylemektedir. Allah'ın kendisine elçilik görevi vermesi, kitabında kendisini övmesinden daha büyük yüceltme ne olabilir? Peygamber'in vahiy almadan önceki durumu veya atalarından birinin putperest oluşu Peygamber'i küçültmez.

Kuran'dan herkesin kendi davranışlarından sorumlu olduğunu anlıyoruz. Ne Peygamber oğlu olan yücelir, ne de kafir babası olan küçülür. Nitekim Hz. İbrahim'in babası da Peygamber babasıydı, ama sapkınlığı Kuran'da geçmektedir. Kişileri soyuna sopuna göre değerlendiren gelenekçi kafa, Peygamberimiz'i de böyle değerlendirmeye kalkmış ve uydurma hadisler türetmiştir. Bu uydurmalar Kuran'la, gelenekçilerin bu zihniyeti İslam'la çelişmektedir.

Allah Peygamberimiz'i seçti ve ona büyük bir iyilikte bulundu.
(4 -Nisa Suresi 113)

Onu güzel ve büyük bir ahlak sahibi kıldı.
(68-Kalem Suresi 4)

Onu alemlere rahmet yaptı.
(21-Enbiya Suresi 107)

Peygamberimiz'in tüm günahlarını bağışladı
(48- Fetih Suresi 2)


Görüldüğü gibi Kuran'da Peygamberimiz en güzel şekilde övülmektedir. Örneğin Enbiya suresi 107. ayette
Peygamberimiz'in alemlere rahmet olduğu
söylenmektedir. Eğer tüm alemlerin Peygamberimiz için yaratıldığı doğru olsaydı, bu da Peygamberimiz'in alemler için rahmet oluşu gibi söylenirdi. Çünkü bu izah doğru olsaydı tüm bu izahlardan daha önemli bir bilgi olurdu. Gerçek olsaydı, Kuran, bu daha da önemli olan bilgiyi
hadis gibi Kuran'da belirtilmeyen bir kaynağa elbette bırakmaz, kendisi belirtirdi.


KIL TAPINMACILIĞI


Allah en güzel şekilde Peygamberimiz'i övmüşken, Kuran'ın onay vermeyeceği kıl tapınmacılığı görüntüleri verenler akılları sıra Peygamberimiz'e saygı göstermektedirler.

Camilerde Peygamber'in sakalı diye bir sürü, beze dolandırılıp sarılmış kılları büyük bir tören havasında açıp, halka bu kılları öptürenler bu yazılarımı okuduklarında elbette rahatsız olacaklardır.
Onlara göre bu kıl öptürme törenleri Peygamber sevgisidir, Peygamber'e saygıdır.

Ne yazık ki Peygamber'in olduğu iddia edilen kılları dini bir ibadet havasında insanlara öptürme faaliyeti hâlâ devam etmektedir. Hıristiyanlığı ikonlarından dolayı kınayanlar, benzer hurafeleri dinimize kendileri sokmuşlardır.

Peygamberimiz'i ve diğer Peygamberler'i tarif ederken kullanılan bu kelimeler Peygamber'in nebi (haber getirici), resul (elçi) olduğunu gösterir. Yani Peygamber Allah'tan aldığı mesajı insanlara ileten kişidir,

Peygamber %1 bile kendinden dine bir şey katamaz. O zaman din, haşa Allah'ın olmaz. O zaman din, Allah ve Peygamber ortak yapımı bir müessese olur.

Peygamberimiz'e gelen vahiy Kuran'dır. Bunun dışında bir hadis, bir mezhep izahı, birisinin içtihadı dinin bir hükmü veya bir bölümüdür demek Allah'ın olan dini Allah, Peygamber (elçi, haber getiren) ortaklığına veya Allah, mezhep imamı, Peygamber ortaklığına çevirmek olur. Kısacası Peygamber'i doğru yere oturtmak, dini doğru kavramanın bir şartıdır.


Peygamberimiz sadece ve sadece aldığı haberi insanlara iletir.

Din, bu haberdir. Elçilik (resullük), nebilik (haber getiricilik) bu mesajı (Kuran'ı) insanlara ulaştırmaktır. Allah'ın elçisi olmak çok büyük bir onurdur. Peygamberimiz açısından düşünürsek, bir insanın milyarlarca insana
öncülük etmesidir. Ne yazık ki bazıları Kuran'dan anlaşılan bu Peygamber tarifini yaptığımızda "Siz Peygamber' i çok basit görüyorsunuz" demektedirler.

Peygamberler hakkında aşırıya gitmek sadece Peygamber'i Allah'ın oğlu ilan etmekle olmaz. Sadece Allah'ın olan din oluşturma yetkisi; sünnet, hadis gibi süslü, sözde Peygambersever tavırlarla Peygamber'e de veriliyorsa o da dinde bir sapmadır.


GÜDÜLEN SÜRÜ OLMAYALIM

Ben Peygamber'i putlaştırmayalım diye feryat ederken, ne yazık ki birçok tarikatta evliya, şeyh, ulema gibi yaftalar yapıştırılmış adamlar bile putlaştırılmaktadır.

Peygamber'in bile putlaştırılmaması gerekir dedikten sonra herhalde bunlar için ilave bir açıklamaya gerek yoktur.


Bakara suresi 104. ayete değinerek bu konuyu bitirmek istiyorum.

Bakara suresi 104'te: "Ey iman sahipleri raina demeyin." denmektedir. Bu ayette Peygamber'e bile "Raina" denmesi yasaklanmaktadır. Kuran toplumun sürü, bireyin ise onların güdücüsü olmasını istememektedir. Buna karşın tarikatlardaki uygulamalarda, mezhep bağlılığında tam bir sürü psikolojisi hakimdir. Hatta tarikatlardaki müritleri ifade eden "sufi" kelimesinin kökünün, "koyun yünü, koyun postu" tipi manalar taşıması da ilginçtir.
Tarikat sufileri, Kuran'ın güdülen sürü olmamamızı söylemesine rağmen tam "sufi" isminin hakkını vererek yaşamaktadırlar.


Kuran'ın insanı; düşünen, akleden, Allah'ın mesajı Kuran'a sıkı sıkıya sarılan, Peygamber'i canından çok seven fakat hiçbir şirke bulaştırmayan, Allah'ın gücünü, hüküm yetkisini hiçbir kişiye
paylaştırmayan insandı
r.

Müslümanlar'ın görevi Allah'ı, Kuran'ı, Peygamber'i tam yerli yerine oturtmaktır. Allah'ın yetkisinde olan hüküm koymayı, kutsal olanı istismar ederek Peygamber'e verenler, daha sonra uydurdukları hadislerin sahibini Peygamber olarak göstermiş, böylece dini bozmuşlardır.
Dini bozmada kullanılan araç Peygamber olunca, Kuran'la ters düşen hadisler uydurulmuş, her şeyin Peygamberimiz için yaratıldığı şeklinde saçma iddialar, Peygamberler'i yarıştırmak gibi haddini bilmezlikler ortaya çıkmıştır.


Hiç şüpheniz olmasın ki, nasıl kendisi hakkındaki aşırı izahları görse en çok kızan Hz. İsa olacaksa, Kuran'ın ruhuna aykırı şekilde kendisi hakkında uydurulan hadisleri, Allah'la miraçta pazarlık ettirmeleri görse bunları uyduranları ilk kınayan, bu hadis kitaplarını ilk yakan Peygamberimiz olurdu.

 

Sedat Karaci
8 Ocak 2013



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.