Peygamberlerin derin imanına, aklına ve ferasetine dair Kuran’dan haberler

Peygamberlerin derin imanına, aklına ve ferasetine dair Kuran’dan haberler DİN
0,0
13.02.2014 10:01:19
A+ A-

 

Kuran'da yer alan peygamber kıssalarının her biri hikmet dolu, her biri bu Allah tarafından seçilen dünya güzeli insanların akıl dolu, basiret dolu sözleri ve hareketleriyle dolu. İnsan her okuduğunda bu derin imana, samimiyete, güçlü şahsiyete ve akla ne kadar da özeniyor. Bugün sizlere Kuran'da bahsedilen peygamberlerin ferasetinden ve akılcı davranışlarından bahsedeceğim. Derin imanlarının vesilesiyle nasıl ileriyi görebildiklerinden, nasıl tedbir aldıklarından bahsedeceğim. Onlar bu ferasete söylediğim gibi imanları sayesinde kavuştular, Allah'tan korkup sakındıkları için Allah onlara daima doğru yolu gösterdi:

"Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir." (Enfal Suresi, 29)

Hz. Muhammed Kıssası'nda erken hareket etmenin önemi:

Allah Kuran'da, "Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir." (Al-i İmran Suresi, 121) ayetiyle Hz. Muhammed üzerinde tecelli eden akılcı tavrı bildiriyor. Hz. Muhammed o dönemin mücadele ortamı içinde, müminlerin güvenliğini ve başarısını sağlayabilmek amacıyla evinden erkenden ayrılmıştır. Kuşkusuz Peygamberimizin yaptığı bu uygulama, tüm inananlar için aklın ön plana çıktığı önemli bir örnektir.

Bu kıssadan da anlaşıldığı üzere önemli bir olay söz konusu olduğunda çabuk ve akıllıca harekette bulunmak gerekmektedir. Zira erken davranan bir insan yapılması gereken tüm faaliyetleri zamanından önce organize ederek, önceden fark edilmemiş olan ihtiyaçları ve detayları tespit edebilme imkânını kazanmış olur. Geniş bir süre olduğunu bilmek, kişilerin sakin ve akılcı düşünebilmeleri için elverişli bir zemin hazırlar. Ayrıca toplu hareket edilmesi gereken bir olayda, kişiler arasında istişare edilmesi ve fikir birliğine varılması için de zaman kazanılmış olur.

Bunun yanında erken davranmak, son anda ortaya çıkabilecek bir pürüze veya beklenmedik olaya karşı önemli bir avantaj sağlar. Erken hareket edildiğinde, ortaya çıkan bir sorunu telafi etme imkanı olur.

Hz. İbrahim Kıssası'nda tebliğ yaparken birkaç aşama sonrasını düşünmek:

Kuran'da Hz. İbrahim'in gösterdiği birçok akıl örneğine yer verilmiştir. Bunlardan biri, puta tapan kavmi uyarmak ve onlara doğru yolu göstermek için uyguladığı bir plana ilişkindir.

Hz. İbrahim, kavminin ilah edindiği hiçbir şeye güç yetiremeyecek taş yığınları olduğunu ortaya çıkarmak için hazırladığı plan doğrultusunda ilk olarak bu kişileri putlardan uzaklaştırmak istemiştir. Bunun için kavmine hasta olduğunu söylemiştir. Hz. İbrahim'in bu yöntemi, Kuran ayetlerinde şu şekilde haber verilmiştir:

"Ben, doğrusu hastayım" dedi. Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar. Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi. "Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?" Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi."(Saffat Suresi, 89-93)

Sadece büyük putu sağlam bırakması:

Kavminin putların çevresinden uzaklaşmasının ardından, Hz. İbrahim büyük put dışında tüm putları kırmıştır. Bu davranışı, Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

"Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye."(Enbiya Suresi, 58)

Şüphesiz Hz. İbrahim'in tüm putları kırıp geriye sadece büyük olan putu bırakmasının bir hikmeti vardı. Bu gerçek, kavmi putların başına geriye döndüğünde ortaya çıkmıştır. Tapındıkları putların yerle bir olduğunu gören kavmin bunu yapanın kim olduğunu sorgulamaya başladıkları ayetlerde şöyle bildirilmiştir:

"Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler. "Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler. Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."(Enbiya Suresi, 59-61)

Hz. İbrahim'in kavmine putları büyük putun kırdığını söylemesi:

Kavmi Hz. İbrahim'e putların durumunu sorduğunda, O, büyük putu işaret ederek bu durumu büyük puta sormalarını söylemiştir. Taşın konuşamayacağını ve olup biten olayları açıklayamayacağını düşünüp anlayan kavmin, bu taşların hiçbir güce sahip olamayacağını da kendilerine itiraf etmek durumunda kaldığı Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

"Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?""Hayır" dedi. "Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin."Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler.Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin."" (Enbiya Suresi, 62-65)

Kuran'da Hz. İbrahim'in, bu konuşma üzerine şunları söylediği bildirilmiştir:

Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?" (Enbiya Suresi, 66)

Hz. İbrahim'in kavmine ilah edindikleri putların hiçbir gücü olmadığını göstermesi üzerine, kavmin müşrikleri bir anlık vicdanlı düşünme sonrasında içinde bulundukları durumun ne denli aşağılayıcı olduğunu görmüşlerdir. Yüce Allah, samimi imanı ve gönülden O'na dönüp yönelen bir kul olmasıyla sebebiyle Hz. İbrahim'e üstün bir akıl ve anlayış vermiştir. Bu sayede Allah'ın kendisine nasip ettiği akıl ile onlara gerçekleri göstermiş, yanlış yolda olduklarını kendi kendilerine itiraf ettirmiştir.

Hz. Zülkarneyn Kıssası'nda sağlam tedbirler almanın önemi:

Kuran'da Allah'ın kendisine sapasağlam bir iktidar verdiği ve "özü kapsayan bir bilgi"ye sahip olduğu bildirilen (Kehf Suresi, 83-84) Hz. Zülkarneyn'in kıssası şöyle haber verilir:

"İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. Sonra bir yol (daha) tuttu. İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu. Dediler ki: "Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım."" (Kehf Suresi, 91-95)

Ayetlerde haber verildiği üzere halkın -yeryüzünde bozgunculuk çıkaran bir kavim olan- Yecüc ve Mecüc'den korunmak için talep ettiği "seddi" inşa etmeyi kabul eden Hz. Zülkarneyn bunu alışılmışın dışında bir yöntemle gerçekleştirmiştir. Halkı korumak için gerekli olan bu seddi Allah'ın izniyle öylesine akılcı bir yöntemle inşa etmiştir ki, set bir daha ne aşılabilmiş ne de delinebilmiştir. Bu gerçek, Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

"Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. (Kehf Suresi, 96-97)

Hz. Zülkarneyn'in inşa ettirdiği setin sağlamlığının sırrı nedir:

Hz. Zülkarneyn'in bu başarısı kuşku yok ki Allah'ın lütfuyla üstün bir akla sahip olması sayesinde gerçekleşmiştir. Hz. Zülkarneyn aşılamayacak bir set oluşturabilmek için;

En sağlam malzemelerden demiri seçmiş, bu malzemeyi de olabilecek en etkili şekilde kullanmıştır. Önce demir kütlelerini yerleştirtmiş, ardından bunları ateş haline gelinceye kadar körüklettirmiştir. Son derece sağlam bir hale gelen seti bu haliyle de bırakmamış, ciddi bir tedbir daha alarak üzerine eritilmiş bakır döktürtmüştür. Böylece seddi, Allah'ın dilemesi dışında delinemeyecek, aşılamayacak kadar dayanıklı hale getirmiştir.

Samimi bir imana sahip olan kişiler, Allah'ın onlara lütfettiği akıl vesilesiyle her zaman Allah rızasının en çoğunu kazanmaya yönelik kararlar verirler. Akıl sahibi bir insanın en dikkat çeken özelliklerinden biri, bir tehlike karşısında geçici, zayıf çözümlere başvurmaması, aksine eldeki imkanlar dahilinde olabilecek en sağlam tedbirleri almasıdır. Bu vesileyle kişi bir tehlikeyi bir daha asla insanları tehdit edemeyecek, tek bir kişinin dahi zarar görmesine sebep vermeyecek şekilde ortadan kaldırmış olur. Hz. Zülkarneyn'in inşa ettiği sette de bu akıl alameti açıkça görülmektedir.

Kuran peygamberlerin yüzlerce akılcı ve basiretli hareketlerine ve sözlerine yer verir. Bize düşen tıpkı onlar gibi baktığımız her yerde Allah'ı görmek, Kuran'la düşünüp, Kuran'la hareket etmektir.

Kaynak: www.allahicinyasamaknasildir.blogspot.com/



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.