RAMAZAN AYINA HAZIRLANMAK!

DİN
0,0
30.06.2014 13:55:07
A+ A-

Eskiden Ramazana nasıl hazırlanırmış?

Ramazana hazırlanmak bile başlı başına bir olaymış. Bir heyecan, bir telaş!

Telaş nasıl olmasın ki, onbir ayın sultanı Mubarek Ramazan geliyor.

Hazırlıkların içinde ilk yapılan hamur işleriymiş. Yufkalar açılır üst üstte yığılır börek yapılmak üzere hazır bekletilirmiş. Bu günlerde bizler hazır yufka ile bu işi hallediyoruz. Aslında hazır böreklerle de geçiştirdiğimiz olmuyor mu? Oluyor. Süt ve yoğurt olayı da eski Ramazanlarda ciddi bir mesele. Sütü sütçüler günlük getiriyorlarmış, mis gibi. Sütçülerden mis gibi aldığınız sütünüz ve taşmaması için kaynarken başında beklemeniz! Ne kadar güzel…

Benim çocukluğumda hangi şehirde olursak olalım sütçüler olurdu onlar sütü getirirdi. Bu taşma olayını iyi bilirim. Rahmetli annem bana birkaç kez emanet etmiş, sütü taşırınca da bayağı kızmıştı. Süt günlük oluyorda Ramazan için nasıl hazırlanıyor kısmına gelince yoğur yapılarak tabi diyeceğim. Yoğurt yapılıyormuş. Birde süzme yoğurt kısmı varki, hala annemin torbalarda damıttığı sularını akıttığı yoğurttan yapılan süzme yoğurtların tadını alamıyorum. Sıcak zamanda Ramazan gelmişse bu tür birikimler çok fazla yapılamıyormuş, genelde kış aylarının stokları elbette daha çok oluyormuş. Tatlılarda aynı heyecanla yapılırmış.

Bizim evimizde Ramazan ayının geldiğini en çok hoşaflardan anlamak mümkündü. Devamlı olarak börek, pilav ve hoşaf olurdu. Tatlısız iftar bizde yoktu. Rahmetli babam yemeğe çok önem verirdi, her şeyi dört dörtlük olsun isterdi.

 

Ramazan için büyükler davet edilirmiş.

Örneğin evladı memur olanlar, başka başka şehirlerde görev yapanların anne ve babaları Ramazan için çocuklarının yanına gelirmiş. Keyfe bakın ne güzel. Büyüklerle Ramazanı karşılamak güzel, sahura kalkmak güzel, iftarı yapmak güzel… Helede onların anlatacağı eski ramazanları dinlemek fevkalade güzel.

 

Hep birlikte düşünelim mi?

Büyüklerimizle sahur:

Börekler baş köşeye geçmişler, pilav olmazsa olmazlardan ve yemek. Allah ne verdiyse! Birde çay! Çayda sahurda demlenirmiş, kahvaltılıklarda çıkarılırmış ki kim ne yemek arzu ederse onu yesin.

Benim çocukluğum geldi yine aklıma ve inanıyorum ki sizlerde bu yazıyı okuduğunuzda kendi çocukluğunuzdaki Ramazanları hatırlayacaksınız.

 

Annem sahur için uyandırmaya gelirdi bizi, derin uykumuz kuş gibi hafif olurdu olmasına da kalktığımızda kendimize gelmek bayağı zaman alırdı, rahmetli annem onu bildiğinden babamdan önce bizi uyandırırdı. Bizim en büyük heyecanımızda davulcular olurdu. Ben net hatırlıyorum, davulculardan korkardım. Pencereden bakarken tül perdenin arkasından bakmayı yeğlerdim ilk başlarda sonra alışır Ramazan ilerledikçe rahatlar direk bakmaya başlardım. Ne güzel maniler söylerlerdi.

Aklımda kalanlardan biri:

Yeni cami direk ister

Bunu söylemeye yürek ister

Benim karnım toktur ama

Arkadaşım börek ister.

 

Aklımdan kalanlardan biri diyorum çünkü şimdilerde ne davul sesi duyuyorum nede davulcunun manisini… Tabi sahur topuda olurdu.

Sahur saframız Mübarek Razanın bereketi ve annemin hamaratlığı ile dolu ve lezzetli olurdu. Sahurda babam neler anlatırdı neler? Bizler ayılalım, kendimize gelip daha çok yiyelim ertesi günü çok acıkmayalım diye eski Ramazanlardan söz ederdi.

Onun çocukluğundaki Ramazanları ne çok dinlemişliğim vardır. Hatıra biriktirme böyle güzel! Birikmiş hatıraların nesillerce birbirine aktarılması da çok güzel.

Bende çocuklarıma babamın Ramazan anılarını defalarca anlatmışımdır, inşallah onlarda çocuklarına anlatırlar.

Babam bana, kardeşim Ömer’le, Suzan’a tekne orucu tutturdu. Sanıyorum bizlerin yaşındakilere babaları da aynı oruca alıştırma faslını yaptırmışlardır. Yarım gün oruç tutardık ve babamıza orucumuzu satardık. Hey gidi günler hey!

Gelelim pidelere.

Allah’a hamdolsun ki pideler o zamanlardan bu zamanlara aynı lezzet ve güzellikle devam ediyor. Babam iş dönüşü eve gelirken fırından yeni çıkmış cıcak pideleri getirirdi. Mis gibi kokardı, pidenin olduğu yer tamamen misk-iamber kokusu olan nimetle şenlenirdi. Bazende kardeşim giderdi fırına koşa koşa…

 

İftar muhteşem bir şölen!

Allah neleri soframıza nasip etmişse ve Ramazanın getirilerinde neler varsa yememiz için bizi beklerlerdi. Gerçekten Ramazan bereketti. Hiçbir zaman soframız o kadar çok çeşitli olmazdı. Şimdilerde de aynı değil mi?

 

Hurma, zeytin ve su bunlarla iftar açılırdı. Ardından içilen mis gibi çorba! Ana yemeğ gelince o bol etli olurdu. Pilav ve hoşaf yenir ve iftar sohbetleri ile ruh ve beden bayram ederdi… Şimdilerde de iftardan sonra aynı bayramlar olmuyor mu? Mutlaka tatlı olurdu soframızda…

İftar nasıl bir saattir Yarabbi!

Ne güzel duygular sarar bünyemizi. Yüzümüz güler, ruhumuz dinlenir.

Hele Ramazanda kılınan namazların tadını anlatmak ne mümkün!

Teravih büyüklerin gittiği, bizlerinde çayı hazırladığımız zamanlardı.

 

Ramazan mübarek bir ay.

Büyüklerimizle, sevdiklerimizle, bizi üzenlerle barışıklığımız halindeki sevincimizle, dostlarımızla, çoluğumuz ve çocuğumuzla özetle yürek beraberliği olanlarımızla bir arada olduğumuz bu mübarek ay hepimize sağlık, mutluluk, huzur ve sevaplar getirsin.

Âmin…

 

 

Nazan Şara Şatana

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.