Rotasız gemi

DİN
0,0
13.09.2013 18:12:15
A+ A-

Nasıl bir bütün oluruz (Dinin bütünleştiriciliği)
John Nash ’ in oyun kuramından örnek alınacak olursa; “A ve B oyuncularının her birinin ellerinde kırmızı ve mavi iki kart vardır. Kartların dış yüzeyleri benzerdir ve dışarıdan bakan kartın rengini anlayamaz. Taraflar, bir kart seçip, kapalı olarak önlerine koyarlar. İki oyuncu da kartlarını seçince/belirleyince, kartlar açılır ve aşağıdaki tabloya göre puanlama yapılır. A Kırmızı B Kırmızı A +3 B +3 A Kırmızı B Mavi A -3 B +3 A Mavi B Kırmızı A +3 B -3 A Mavi B Mavi A -4 B -4 Yüksek puan almak istiyorsanız, sizin seçiminiz ne olurdu? Birden fazla el oynasaydınız seçiminiz ne olurdu? Rekabet halindeki takımlar, kazan kazan ilişkileri kurabildikleri ölçüde güç kazanabilirler.” Yani dünyada var olan bizler dünya oyunun da rekabet halindeki insanlarız bizler ortak yararı dikkate almadığımız takdir de sınıfsal farklılıklarımız artacak bu ilişkiyi kuramadığımız takdirde güç kazanamayacağız. İnsanların 21.yüzyılın bu düzeninde ortak yararı düşünmesi hırs ve isteklerinin kölesi olmaması bencil bir düşünce yapısına sahip olmamalarından geçmekte. Bencilliği yaratan ve arkası gelmez dünya arzuları barındırmaya sebep olan yegane düşünce yapısı maddecilik çoğu toplumun kanına işlemekte. Türkiye’ de ise Yıllarca devleti sekülerleştirmeye çalışmak yerine toplumun sekülerleşmesi için çaba sarf eden iktidarlar insanları maneviyattan uzaklaştırmış darbeler ideallerden uzaklaştırmış karşımıza tüketici ve narsist bir nesil koymuştur.  Okullardaki din eğitimini protesto eden seçmeli olmasını arzu eden zihniyet zaten yıllarca dini kabuk olarak öğrenmiş bir milletin gençlerini manevi felsefik bilgiden uzaklaştırmaya çalışmış çalışmakta. Din ve Ahlak bilgisi derslerine kalıp olarak dini propaganda mantığıyla bakan bu kesim, bu bilgilerin genç beyinlere baştan beri bahsettiğim sorgulamayı getirdiği gibi kendi istedikleri doğrultuda varoluş amacı gütmelerinde ve manevi varoluşlarına anlam kazandırmalarında çok önemli bir araç olduğunu görmezden geliyor. Dinin Gelenek ve göreneklerin büyüyen şehirlerdeki yalnızlaşmanın hırçınlaşmanın bencilleşmenin önüne geçebildiğini geçebileceğini görmekteyken bunları insanın gelişiminde engel görenler ve hoşgörüsüzce eleştirenler büyük bir gaflet içerisinde olduklarının farkında değiller. Din bir vicdan işi olması münasebetiyle de kimse dindar olmaya zorlanamaz yada bir din hedef gösterilerek seçim yaptırılmaya zorlanamaz fakat nasıl ilköğretim zorunluysa matematik bilinmeye zorlanıyorsa ve bu modern topluma uyumun bir ihtiyacı olmazsa olmazıysa dinler ve kültürde aynı matematik gibi bilinmesi gereken gençleri geleceğe hazırlayan bir temel ihtiyaçtır ve bu ihtiyacın eksikliğinde nelere sebep olabileceğini günümüzde görmek gayet rahat. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde gençlere test çözdürülen boş geçirilen felsefesinden çok kabuğu öğretilen dinlerin kültürlerin insanlar üzerindeki etkisizliği ve eksikliğini çekiyor hedef bulamıyor ve bu sebeplerle amaç edinemiyoruz. Sorgulayamıyoruz sorgularımız cevap bulamıyor. Türkiye’nin gençlerine okullar da yıllarca doğru düzgün verilemeyen din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri gelenek ve görenekler toplumca hareket etmenin verilemeyen bilinci verilemeyen empati yeteneği bireyleri günümüz de yalnızlaştırıyor bencilleştiriyor hırçınlaştırıyor. Büyüyen ekonomiler metropolleşen şehirler arasında yalnızlaşan insanlar ne şekilde bir bütünlük kazanabilir bencillikten sıyrılabilir ve erdem sahibi olabilir. Cevabı da gayet açık ve net hiç fen bilgisi dersi görmeden doktorluk yapan doktor, hiç din bilgisi olmadan yaşayan insana benzer. Hedefsiz insan rotasız gemiye benzer misali nereye çekseniz oraya gider.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.