Sadreddin Konevî'nin Allah'ın isimleri hakkındaki eserinden sözler...

Sadreddin Konevî'nin Allah'ın isimleri hakkındaki eserinden sözler... DİN
5,0
29.12.2014 18:43:08
A+ A-

Sadreddi Konevî Hazretleri'nin (d.1210-v.1274) "Esmâ-i Hüsnâ Şerhi" diye Türkçeye çevrilmiş bir eserinden ( Esmâ-i Hüsnâ Şerhi / Şerhu Esmâillahi'l- Hüsna, Müellif : Sadreddin Konevî, Tercüme: Ekrem Demirli, İz Yayıncılık, 4. Baskı, İstanbul, 2011) seçtiğim sözler oluşturacak bu yazıyı.

"İlâhî isimler, var olan şeylerin maddeleri ve mümkünlerin asıllarıdır; hiçbir şeyin zuhûru bu isimlersiz mümkün olmadığı gibi, imkân âleminin kâideleri de, ancak onlara dayanarak sâbit olabilir." (a.g.e., s.10)

"Bu isimlerin okunması, her türlü başarı ve kurtuluşu temin eder." (a.g.e., s.10)

"Gayb sahalarının fezâsının göğünde, ancak fikir ve his idrâk vasıtalarının kayıtlarından kurtulanlar dolaşabilir." (a.g.e., s.11)

"Hakkı talep edenlerden bir grup, Hakkı Hak ile arayanlardır, çünkü Hak bu insanların görmesi ve işitmesi olmuştur." (a.g.e., s.11)

"Zât-ı Müteâl'in bilgisine akılların 'nazar' güçleri cihetinden ulaşmak mümkün değildir. Çünkü Allah'ı 'nazar' cihetinden bilmek, araştırmacının sadece hayretini artırır." (a.g.e., s.12)

"Allah, ancak seçmiş olduğu kullarına kendi celâline yaraşır şekilde kendisini bildirmesi yoluyla bilinebilir." (a.g.e., s.12)

"Şu halde, Hak (cc.) delil ile bilinir diye iddia eden kimse, sadece soğuk demir dövmektedir." (a.g.e., s.12) 

İsimler sonsuzdur, çünkü onlar Allah'ın mülkünü içeren mertebelerden ibarettir; söz konusu mülk ise mümkünlerin hakikatleridir.Bu hakikatler ise sonluluk ile nitelenemez, çünkü onlar Hakkın şe'nlerinin aynıdırlar." (a.g.e., s.14)

"Biz, Hakkı sadece kendisini isimlendirdiği şey ile isimlendiririz." (a.g.e., s.15)

"Bilinmelidir ki: Hüviyet, ilahlığın sırrıdır. O, celâl ve kemâl özelliğiyle, yegane ezelî mevcuttur." (a.g.e., s.21)

" 'Hüve', Allah'ın kullarını "De ki: O / Hüve" (İhlas Sûresi, 1) ifadesiyle davet ettiği ilk kelimedir. Böylelikle, sadece bu zamirle ifade tamamlanmıştır. Bunun ardından ise, Allah demiştir. Allah, bütün harfleri ve hakîkatleriyle zât-ı ahadiyet'e delâlet eden özel-kuşatıcı isimdir." (a.g.e, s.21)

"Cemâl ünsiyeti olmasa idi, âriflerin eklemleri korkudan kopardı; şayet kavuşma arzusu olmasa idi, sevenlerin kalpleri hasretten erirdi." (a.g.e., s.25)

"İlâhî isimler arasında bütün ilâhî isimlerin yerini alabilecek yegane isim, 'Allah' ismidir." (a.g.e., s.38)

"Eşyadan birisinin bilgisinden mahrum kalan kişi, gerçekte Allah'ı da bilmiyordur. Çünkü isimlerden birinin hükmünün Allah'ı bilmede delâleti, hepsinin hükmü gibidir." (a.g.e., s.38)

"El- Azîz, 'yenilemeyen ve aciz bırakılamayan galip' demektir; ayrıca o, dengi bulunmayan künhü bilinmeyen, daima ihtiyaç duyulan, kendisine ulaşmanın pek zor olduğu kimsedir. Hatta O'na sadece kendisiyle ulaşmak mümkündür." (a.g.e., s.53)

"El- Kerîm, kulun, rızasını elde etmek için herhangi bir vesileye muhtaç olmadığı kimse demektir." (a.g.e., s.135)

"El- Ehad, zâtında hiç kimsenin ortağı olmadığı bir ferdin ismidir. El-Vahid ise, sıfatlarında ortağı bulunmayan ferdin ismidir." (a.g.e., s.187)

"Hakkın mutlak birliği, ortağı bulunmayan Ulûhiyet rütbesine tek başına sahip olmasıdır." (a.g.e., s.187)

/ müteâl: aşkın, yüce, deneyüstü / nazar: bakış, düşünce / hüviyet: mâhiyet, hakîkat, asıl / ünsiyet: alışkanlık, yakınlık, arkadaşlık / künh: bir şeyin aslı, hakikati, özü / ahadiyet : Allah'ın birliği / mümkünler: varlığı kendinden ve zorunlu olmayanlar, başkasına muhtaç olanlar /

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.