Sadreddin Konevî'nin (k.s.) (1210-1274) "Fatiha Suresi Tefsiri"nden...

Sadreddin Konevî'nin (k.s.) (1210-1274) "Fatiha Suresi Tefsiri"nden... DİN
5,0
27.01.2016 15:31:25
A+ A-

"Bilinmelidir ki: Hamd sahiplerinin, hamd ettikleri kimselere olan hamdi, genellikle bir nimetten sonra ve ihsanın karşılığında olmaktadır. İhlas sahibi âriflerin, herhangi bir nedene bağlı olmadan yaptıkları hamdleri, bu hamdin dışında tutuyorum; çünkü onların, Hakkın kendisinden ve sahip olduğu kemâlden dolayı hamde müstehak olduğuna dair Haktan elde ettikleri bilginin kendisi, en büyük ve ulvî nimetlerden birisidir.

Hamd genellikle ihsanın karşılığında ise ve herkes, şu iki hâl, yani rahat ve sıkıntıdan birisinde bulunduğu için, muhakkiklere göre Hak, kullarının maslahatlarını en iyi bilen ve bu maslahatları kulları adına onlardan daha iyi gözetendir.

Kuşkusuz ki, ârif ve muhakkiklerin efendisi, bir hadisinde hamdin bütün hükümlerini toplamıştır. Hz. Peygamber, "rahat"taki hamd için "Nimet veren ve ihsanda bulunan Allah'a hamd olsun (el-hamdü lillahi'l-mün'imi'l-mütefaddıl" derken; "sıkıntı"daki hamdi ise "Her durumda Allah'a hamd olsun ( el-hamdü lillahi alâ külli hal) ifâdesinde bir araya getirmiştir. Böylelikle Hz. Peygamber, bizim tabiat ve amaçlarımıza uygun olmayan bir halin, idrâk edemediğimiz fakat faydası bize dönen bir veya daha fazla maslahata sahip olduğuna dikkat çekmiştir.

Binaenaleyh bu hallerde, biz onları kerih görsek bile, Allah'a ait gizli bir rahmet ve ulvî bir hikmet bulunmaktadır; bu hikmet, bizim onlardan dolayı hamd etmemizi gerektirmektedir. Bizim onda idrâk ettiğimiz bu ölçüdeki kerâhet, pek çok durumda Hak onları silse bile, bir takım hallerimizin kendi üzerimizdeki hükümleridir. Nitekim Allah şöyle buyurmaktadır: "Size isâbet eden bir musibet, kendi ellerinizle kazandığınız şeylere râcidir; Allah ise pek çoğunu siler." (Şura,30).

Hz. Peygamber de, Ebu Zer'in rivâyet ettiği kudsi bir hadiste Allah'ın şöyle buyurduğunu belirtmektedir: "Şu halde kim hayır bulursa, Allah'a hamd etsin; bunun dışında bir şey bulan ise sadece kendi nefsini kınasın."

Buna göre kerih gördüğü haller de dahil olmak üzere, kulun içinde bulunduğu bütün haller, içerdikleri maslahatlardan dolayı Hakka hamdi icap ettirirler. Bu maslahatları herkes hisseder."

(Sadreddin Konevî, Fâtiha Suresi Tefsiri, s.248-249, Tercüme: Ekrem Demirli, İz Yayıncılık, ISBN 975-355-471-8, 4.Baskı: İstanbul, 2009)

k.s. (kuddise sırruhu): sırrı mübarek veya mukaddes olsun. / muhakkik: tahkik eden, sorgulayan; hakikati arayıp meydana çıkaran. / maslahat: 1. iş, emir, husus, madde, keyfiyet. 2. önemli iş. 3. barış, dirlik düzenlik, fayda (yarar). / râci: münasebeti, ilgisi olan; ait, dair; geri dönen. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi) ]

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.