SALTANAT VE KULLUK

SALTANAT VE KULLUK DİN
4,5
25.02.2014 14:51:16
A+ A-

Genel olarak kâinata, galaksilere, yıldızlara mikro dünyaya baktığımda haşmetli bir saltanat görüyoruz. Benimle bu haşmetli saltanat arasındaki ilişkide emir-komuta zinciri değil, annenin babanın çocuklarına karşı sorumluluğuna benzer bir durum var: Çocuklarım şöyle yaparlarsa daha iyi terbiye olur, şu ihtiyaçlarını tedarik etmem lazım; şunlardan da sakındırmam lazım gibi bir hizmetkârlık makamı biçiyoruz kendimize.

Kâinattaki haşmetli saltanatta da sanki böyle bir hizmetkârlık (RUBUBİYYET) makamı var.

Başka bir örnek, sınıfa giren bir öğretmen ihtiyacımız olan bilmediğimiz bir konuyu anlatmaya başlarken, ''dinleyin beni arkadaşlar!'' deyince, ''ulan bu adam bizim başımıza bela oldu'' bize, ''dinle'' diye emrediyor, demeyiz.

Allah'ın dediği olur, Allah böyle emrediyor; Allah'a en büyük makamı verdim, istediğini yapar, sonsuz iradesi, kudreti var, dedim diye Allaha inandığımızı zannetmeyelim. İnsan böyle bir Allah karşısında acziyet, mahviyet içerisinde muhabbetine, şefkatine sığınarak bir ubudiyet halini yaşayamaz. Kendimize bakacağız. Allah'a büyük dedim diye kendimizi kurtaramayız. Sen gerçekten büyük olarak O'nu sevebildin mi?

O'nun senin üzerindeki Rububiyeti, öyle yat-kalk emreden değil. Biz zannediyoruz ki sabah namazını zorla kıldıran Allah, başımıza gelmiş kalkmayana şöyle-böyle yaparım diyor. Gerçekte ise, acıktığımız zaman bizi doyuran, güzel elbiseler giydiren, bize yoldaş bir eş veren, canımız sıkıldığı zaman bizi gezdiren, bir Rububiyete ihtiyacımız var. Bize tanımadığımız dünyaları öğreten, bize emniyet veren, güven veren, bizim ne ihtiyacımız varsa Rabbim temin eder, diye endişe etmeyen, Onunla muhabbetli ilişki kuramıyoruz.

Saltanat kelimesini yanlış algılıyoruz. Yalnızca emreden, karşılığında itaat ve vergi toplayan olarak algılıyoruz.

Bunu daha iyi anlamak için bir örnek, Amerikalılarda şöyle bir zihniyet var: Benim devletim benim hak ve hukukum için gerekirse başka bir devlete savaş açar, beni korur. O zaman insan, o devletini seviyor.

Öyle bir Rab ki senin bütün ihtiyaçlarını gideriyor. Sen böyle bir Rabbin mülküsün. Öğretmenin sınıfta bir saltanatı var gibi geliyor ama bize hizmet ediyor, kafamıza vurduğu için değil. Allah benden ne istiyor? Hiçbir şey. Niye namaz kıl dedi ya? Dikkat et, namaz kıl demekle, senin O'na ihtiyacın var da onun için. Yoksa senden bir şey almıyor ki. Biz Allah'a ne veriyoruz? Hiçbir şey. Bizden bir karşılık istemiyor. Ama o Sultandır, benim Sultanım. Benim garantörüm. Böyle bir Allah'ın kulu olarak, abdi olarak yaşayalım, dünyamız çok farklı olur. Başıma bir şey geldi, Allaha veririm. Günah işledim yine O'na giderim. Günahı O kaldırır.

Referansımız, böyle bir Allah'ın kulu olarak yaşamak. Bütün mallarını bize emanet olarak vermiş. Her türlü ihtiyacımın karşılayıcısı. Cezaları nerede? Ders dinlemeyen çocuğa ceza vermek, çocuğun o ikaza ihtiyacı var. İyi dikkat edelim, kendine zarar veren bir çocuğun ikaza ihtiyacı var. O zaman olaya dışarıdan bakan birisi olarak, ikaz etmeyen babaya ''sen ne biçim babasın?'' deriz. Ceza dediğimiz olay, bizim yanlışlarımızın düzeltilmesi için sunulan bir fırsattır. 

Senin terbiyen, için sana ne lazım? İyi düşünürsen memnun olursun. Cehennem ile bizi ikaz etmeseydi bizim yaptığımız yanlışlarla, nelerden mahrum olacağımızı bilemezdik. Benim yanlışlarıma engel olmak için cehennemi ne kadar güzel yaratmış. Hayır, buraya gitmeyeceksin, yapmayacaksın, yoksa kendine zarar edersin diye gösteriyor.

İnsanları korkutmayalım diye cehennemden bahsetmeyenler, ''İslam sevgi dinidir'' veya ''tebşir edininiz (müjdeleyiniz), nefret ettirmeyiniz'' ayetini esas almalarındaki maksatları nasıl olmalıdır? Cehennemden öyle bahsedin ki insanları nefret ettirmeyin; tebşir, müjde görsünler. Öyle bir anlayışa sahip olacağız ki cehennem ayetlerindeki rahmeti göstereceğiz. Cehennem ayetlerinden rahmeti görmedikçe tam iman etmiş olamayız. Taklit alanında kalıyoruz.

Adalet-i İlahiyedeki rahmeti görmedikçe tam iman etmiş olmuyoruz. Cehennemden bahsetmemek, gözünün birini kapat demektir. Neticesinde, Saltanat-ı İlahiye'yi görmemekle imanda taklit yaşıyoruz demektir. Taklitten iman çıkmaz. Patenti bize ait olacak. Taklit suçtur, insaniyetimize yakışmaz.

İbrahim Mermer



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.