Secdeye varmak

DİN
0,0
02.11.2015 02:07:14
A+ A-

Bugün sizlere dinimizin farzlarından birinden yani namaz/duadan bahsetmek istiyorum. Pek çok alim için dua tek başına namazın yerini tutmamaktadır. Doğrudur namaz yüzyıllardan beri belirli hareketleri olan özel bir dua biçimidir. Özü itibariyle bir kulun asgaride Rabbine söylemesi gerekenleri içermektedir. Fakat namaz sonunda dua etmemiz için ayrı bulunan bir bölüm olması bence önemli bir ayrıntıdır. Demek ki sadece belirlenmiş hareketleri düşünmeden, hissetmeden bir çırpıda yapıp sonra hayatımızın koşturmacasına dönmemiz beklenmiyor bizden. Kulun Rabbiyle vakit geçirmesi isteniyor.

Bence birçoğumuz bu bakımdan namazın/duanın önemini hala kavramış değiliz. Sanki Allah bizden beş vakit namazı sırf kılmış olmak için kılalım istiyor gibi düşünerek hareket ediyoruz. Oysaki namazın Allah'ın kişisel zatına bir katkısı yoktur. Namaz olmasaydı, bizler olmasaydık, Allah yine Allah olacaktı. Yine Allah olarak öncesiz ve sonrası var olacaktı. Yani aslında namaz bizim için vardır. Oturup düşünsek, günde beş kere Allah'ın huzuruna çıkmak aslında bizim için huzura açılan kapıdır. Düşünsenize, her şeye gücü yeten, isterse en zor şartlardan bile sizi kurtarabilecek olan, bir sözüyle size kapıları açan Rabbinizle her gün konuşabilmekten bahsediyorum. Ezberden sure okumak değil söylemek istediğim. Çünkü inanın o sureleri okumuş olmanızın Allah'a hiçbir faydası yoktur. Sizin Allah'a yardımınız dokunmaz. Onun kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur. Yardıma muhtaç olan bizleriz. Bizler Onunla konuşmaya istekli olmalıyız. Her ilişki gibi Allah ile kul arasındaki ilişki de özü itibariyle emek ister. Yani siz hiçbir gün zahmet edip Allah'ı anmazsanız, sadece acı içinde kaldığınızda veya üzüldüğünüzde Ona yalvarıp yakarırsanız bunun ne anlamı kalır? Halbuki namaz, her gün Onunla konuşabilelim, Onun orada olduğunu ve bizi hayat yolunda yalnız bırakmayacağını anlayalım diye bize farz kılınmıştır. Ne diyordu Rabbimiz? Duanız yoksa, Rabbim sizi ne yapsın? (Furkan, 77)

Allah namazı bizim iyiliğimiz için, bizim huzurumuz için vermiştir. Yoksa inanın Allah'ın sizin üç rekat, beş rekat fazla kılmanızdan edineceği hiçbir şey yoktur. O zaten mükemmel, kusursuz ve yücedir. Biz insanoğlu olarak, hata yapmamak için, ayağımızı sağlam yerde tutabilmek için, Onun varlığını sürekli yanımızda hissedebilmek için, ellerimizi açıp konuşmaya ihtiyacımız var. Her gün annenizle, babanızla, eşinizle, sevgilinizle, arkadaşınızla laflayabiliyorsunuz da Allah'a ayıracak bir dakikanız bile yok mu? Üstelik O sizden bunu sizin için bekliyor. Siz Ondan yardım almaya muhtaçsınız. Siz bu hayatı yüklenip taşımak zorundasınız.

Bu yüzden sizi bugün duaya davet ediyorum. Namaz bilmeyebilirsiniz. Bu zamanla öğrenilebilecek bir şeydir. Dua ise aklınız ve yüreğiniz varsa, hemen şimdi yapabileceğiniz bir şeydir. Bugün uyumadan önce, ya da kahve molasında, durakta otobüs beklerken yalnızda birkaç dakika ayırarak başlayabilirsiniz. Ellerinizi açıp "Rabbim bana verdiklerin için şükürler olsun. Sağlığımı, huzurumu ve mutluluğumu daim et. Sevdiklerimi koru. Bu dünyada da öte dünyada da bize iyilik ve güzellik ver" deyin. Başka şeyler söyleyin. Korkularınızı, kıskançlıklarınızı, mutsuzluklarınızı, kısaca tüm duygularınızı onunla paylaşın. Çünkü bilin ki Ondan başka hiç kimse istemezse, hiçbir şey değişmez. Bu yüzden bugün bir değişiklik yapmak istiyorsanız, işinizi bırakmayın, eşinizi de. Kendinizden başlayın, Rabbe elinizi uzatın. Kim ihsan ederek yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse muhakkak ki o en sağlam kulpa sarılmıştır. Lokman, 22).

  



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.