Sefilliğin Böylesi

Sefilliğin Böylesi DİN
0,0
17.06.2013 10:37:30
A+ A-

Bugün  İslam Dünyası diye bir yer var mıdır, bilmiyorum. 
Ama her ne hikmetse, hemen her fırsatta birileri "İslam Dünyası" diye diye, avazının çıktığı kadar bağırıyorlar/bağırmaya çalışıyorlar. 
Çünkü eğer bugün İslam Dünyası diye bir olgudan bahsediyor olsaydık;
Adı geçen ülkelerde, İnsan, tam ve doğru bir şekilde idrak edilir, devlet ve yasalar, tanımlanan bu tam ve doğru insanın gerçek refah ve mutluluğu üzerine inşa edilirdi.
Devlet, ekonomi ve siyaset, sadece hazreti insana/insanın gerçek refah ve mutluluğuna hizmet eden bir araç olarak kullanılırdı.
Kendi kavram ve tanımlarını kendisi oluşturur, kendisini başkalarının kavramları/başkalarının doğruları ile tanımlama zavallılığına düşmezdi.
Kendi aralarında onlarca bölük pörçük hizbe bölünmez ve güçsüz düştüğü her fırsatta da batıyı (yarım ve topal bir zihniyeti), kendi topraklarına davet etme gibi bir akıl tutulması yaşamazdı.
Ekonomik ya da siyasi olarak, köşeye sıkıştığı her anda, hak olmayan iplere/batıya tutunmaya kalkışmazdı.
İslam'ı, sadece fil yoklayan amâ misâli değil de; bilakis İslam'ı, topyekün tam ve doğru bir şekilde algılar ve gücü yettiğince de bu tam ve doğru olan İslam'ı yaşamaya çalışırdı.
Bireysel olarak insanın zaaf ve meziyetlerini yok saymaz; bilakis onları tam ve doğru bir şekilde anlamaya çalışırdı.
Sağlıklı toplumdan önce; sağlıklı ve yetkin bireylere sahip olmayı esas alırdı.
Dünyada olup biten her şeyi bildiği halde; sadece temel insanî değerler doğrultusundaki, kendi temel doğrularını yaşardı/yaşamaya çalışırdı.
İslam'ın medeniyet olduğunu, tâ iliklerine kadar hissederdi.
İslam'ın sadece namaz kılmak, oruç tutmak olmadığını; bilakis bununla birlikte, İslam, bir bütündür ve İslam'ın ancak siyaset ve devlet yönetmekle cihanşümul olacağını gayet iyi idrak ederdi. 
Eğer bugün Müslüman Dünyası'ndan değil de; İslam Dünyası'ndan bahsediyor olsaydık; Irak, Bağdat, Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan, Keşmir, Afganistan, Suudi Arabistan, Katar ve daha bir sürü yer ve coğrafya bu kadar, sefil ve acınası halde olmazdı/olamazdı.
Çünkü İslam; onurdur, izzettir, şereftir, haysiyettir, değerdir, ilkedir, vakurdur. İslam; hayatın topyekün kalkınmasıdır, tam ve doğru bir şekilde ilerlemektir, bilimdir, fendir, matematiktir, edebiyattır, ilimdir, irfandır. İslam; idarktir, insandır, haktır, adalettir. İslam; nizamdır, liyakattir, alın teridir, farklılıkları korumaktır/insanî farklılıklara müsaade etmektir. İslam; tam ve doğru yaşamaktır, topyekün bir yaşam biçimidir. 
Yani, siz, İslam'ı siyasetin dışında bırakamazsınız. Eğer tüm bu gerçek ve doğrulara rağmen, siz İslam'ı siyaset/devlet yönetimi dışına itmeye çalışıyorsanız, ya tek ayaklı mevcut küresel dünyanın yerli bir gönüllüsü ya da fil yoklayan âmâsınızdır. Ve siz bunu yaptığınız anda o, sadece bütünün bir parçası olmuş olur ve o öyle kaldığı müddetçe hiçbir zaman tam ve doğru olan İslam olmaz/olamaz. Sadece İslam'dan/tam olan doğrudan bir parça, bir nüve olarak kalmaya devam eder. 
Oysa İslam, topyekün hayatın bir bütünüdür.
...
Bugün Müslüman alimler çıkmış, Müslüman Dünyayı Suriye'ye karşı topyekün cihada çağırıyor.
Hatta bununla da yetinmeyip "Hak ve özgürlük dağıtan " batıdan eman dilemektedirler,
Batıyı bu topraklara davet etmektedirler.
Bu nasıl bir şeydir, bunu anlamıyorum.
Ama hemen soruyorum:
Ne zamandan beridir (dünyevi olarak gelişmişliği ifade ettiği karşılığıyla) batı hak ve özgürlük dağıtıyormuş?
Nasıl oluyor da kavram olarak günümüz batı'sı, bügüne dek anlaşılamadı?
Neden ve nasıl oluyor da, batı'dan bu kadar eman dilenir olundu?
Ve siz bunları yaparken, sadece romantik ve yetkinlik ve yaptırımdan uzak masa başı toplantıları dışında, neden, tüm bir insanlığın gerçek refah ve mutluluğunu tesis edecek, sonuca dayalı yetkin siyasi bir irade/bir proje/bir hamle ortaya koy(a)mayıp tüm bir insanlığın hizmetine sunmadınız? 
Neden hep egemen dünyanın gölgesinde yaşamayı bir şiar edindiniz?
Buralarda Müslümanlık adına siyaset yaptığını haykıranlar; neden hep fersah fersah günün gerisinde kaldınız?
Neden, hayatı tam ve doğru bir şekilde algılamayı düşünmediniz?
Neden sadece kalıplara takılıp, muhtevayla ilgilenme ihtiyacı hissetmediniz?
Neden hiç kendinize dönüp " İslam nedir? Bizim halimiz bu mu olmalı? Neden ve niçin bu kadar zihinsel ve fikir hantallığına düştük? Neden,  hep ağlayıp feryat figan eden biziz? Biz neden tam ve doğru bir şekilde kalkınmayı unuttuk? Biz neden, biz olmaktan çıkıp hep başkası/öteki olduk?" diye sormadınız?
Ve kendinize sormanız gereken daha bir sürü doğru soru...
Son olarak ise; Ey cemaati gençlik! Bu hayat, böyle yalpalayarak, böyle topal bir şekilde gitmediği gibi, bunun en büyük vebali de biz, ruh ve beden gençlerinin üzerindedir, haberimiz olsun!
...
Yani ne yazık ki bugün, Müslüman Dünyası , acz-ü sefalet içerisindedir ve ben de, bu acizlik ve zavallılık karşısında utanıyorum!
Ve eğer Müslümanlık/21.yüz yıl Müslümanlığı buysa, yok, ben böyle bir Müslümanlığı almıyayım/ben böyle bir Müslümanlığı kabul etmiyorum. Tabi siz ne düşünürsünüz, bilmem.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.