Sen gönlünü kırana isyan etmekten, kırık gönüllere merhem olan Allah'ı unutuyorsun...

Sen gönlünü kırana isyan etmekten, kırık gönüllere merhem olan Allah'ı unutuyorsun... DİN
5,0
25.03.2014 12:14:24
A+ A-

İsyan...

Ne denli bir zehir olduğu bilinmez çoğu zaman isyanın. Oysa an be an seni dibe çeken bir balçıktır da sen bunu idrak edemezsin. Çünkü sen içeriyle değil, dışarıyla meşgulsün. Burayı anlayabiliyor musun? Kırılan yeri bulmak yerine sen, seni kıranla vakit kaybediyorsun. Önce bir içine dön, daha derine, daha da derine... Özünü bul ve ona yönel. Ne mi bulacaksın orada? Rahmeti, nuru, seni yaradan Rabb'inin tecellsini hissedeceksin orada. Bilmeni isterim ki, karşındakinin sözü değildir seni kıran, karşındakinin sözü yüzünden sensin kendi kendini üzen, kıran, yıpratan. İnsanlar sana sadece bir iğne batırır fakat acı senden çıkar, o değildir sana acıyı veren unutma! Sen kendi canını kendin acıtıyorsun. Bilmiyorsun ki Allah, kırık gönüllerdedir, bir bilsen, idrak edebilsen ne canın acıyacaktır ne de kalbin kırılacaktır. Buradaki önemli bir noktaya değinmeden edemeyeceğim. Kırılan kalp değildir, kalp kırılmaz. Kırılan egodur, içindeki ego seni olumsuzluğa iter dikkat et! Sen egona değil, yüreğindeki, en derindeki rahmete odaklan. Böylelikle huzuru, gerçek huzuru iliklerinde hissedeceksin...

Allah, her sıkıntının, derdin ve belanın ardına bir hediye gizler. İnsanlar ise karşılaştıkları sıkıntı ve dertlere odaklanmaktan ardındaki hediyeyi göremezler. Oysa en mühim ibadettir sabır, en anlamlı teslimiyettir Allah'tan her gelene razı olmak... Çünkü Allah, sevdiği kullarını sınamak için bela verir onlara. Kulum benden vazgeçecek mi, beni unutacak mı yoksa her şeye rağmen sabredip beni anmaya devam edecek mi diye dener. Bunu bir kez idrak edebilsen, sıkıntıyı sıkıntı, belayı bela olarak görmezsin, tam aksine belayı ve / veya sıkıntıyı bir hediye olarak algılarsın, çünkü sen artık içeriye, özüne dönmüşsündür ve seni kıranla değil, kırılan yerle ilgilenmeye başlamışsındır. Daima hatırla; Yapan da, yaptıran da Allah'tır. Bela, sana bir insan olarak da, bir olay olarak da gelebilir, asla ama asla o kişiye veya içinde bulunduğun duruma isyan etme, öfkelenme ve kin besleme. Bil ki, bu durum sana bir hediye olarak sunulmuştur.

Buraya dikkat et! Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in yaşadığı zamanlarda sahabeler, bir gününü sıkıntısız veya dertsiz geçirdiklerinde üzülürler, endişe ederlerdi. Acaba Rabb'im beni artık sevmiyor mu, yoksa O'na karşı bir kabahatim mi oldu ki beni denemiyor, dert vermiyor? Diye rahat edemezlerdi. Güzelliği, adanmışlığı hissedebiliyor musun? Oysa ki, herkesten çok ve tüm zamanlarını Rabb'lerine ibadetle ve tefekkürler geçiren bu güzel zatların düşüncelerine bir bakar mısın? Hiçbir zaman aklından çıkarmanı istemediğim bir kavramdır İSYAN. Sahip olduklarına, sana sunulan nimetlere şükretmek ve senden çok daha kötü durumda olanları düşünerek bir kez daha Allah'a teşekkür etmek yerine, içinde bulunduğun durumu kabullenememek ne acı. Bir kez daha hatırlatmak isterim sana; Sen, karşındaki bir insanın hakaretine ve / veya bir belaya maruz kaldığında her şeyi bırak ve içine dön, incinen ve kırılan yeri bul ve özünle alakadar ol, sadece gülümse... Evet, yanlış duymadın, karşındakine sadece gülümse. Bu, bir kişi olabilir veya bir olay olabilir hiç fark etmez. Yüreğindeki rahmeti bulduysan ve hissedebiliyorsan onu dışına yansıt ve ötedeki, daha da ötedeki mükafatını gör... Unutma ki, Rabb'in her kulunun gönlüne rahmetini ve nurunu bırakmıştır, önemli olan bunu görebilmek ve hissedebilmek! Anlamını isterim ki, kötü veya iyi insan diye bir ayrım yoktur. İçindeki, her daim yanındaki Allah'ı hisseden veya hissedemeyen insan vardır. Buradaki o ince çizgiyi görebiliyor musun?

Son olarak belirtmek isterim ki, yaşadığın her anında, aldığın her bir nefeste Hakk'ı hissetmek sana, dertsiz, tasasız bir yaşam sunacağı gibi aynı zamanda, asla kırılmayan bir kalp, kin ve nefret beslemeyen bir ruhu hissettirecektir!



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.