Sevgi Dini(!)

Sevgi Dini(!) DİN
0,0
29.01.2014 04:25:04
A+ A-

27.01.2014 tarihli Radikal'in "Mardin'de Hıristiyan olan genç ölümden döndü" başlıklı haberine göre Mardin'de bir çocuk Hıristiyan oldu diye ailesi ve tanıyanlar tarafından dövülmüş. Onu kurtarmaya gelen 'kilise önderi' de dayaktan payına düşeni almış. İkiliyi polis son anda kurtarmış. Tehlike sürüyormuş. Haberde Protestan Kiliseleri Derneği'nin 2013 insan hakları raporu da var. Raporda tahmin edebileceğiniz üzere 'hoşgörü'(!) örnekleri sıralanıyor. Ben de bu vesileyle İslam ve hoşgörü konusunda birkaç kelam etmek istedim. Zira bu tür haberlere dönük tepki hiç değişmiyor: ''Dinimiz böyle değil, bunu yapanlar yobaz, anlamıyorlar; aslında bizim dinimiz çok hoşgörülüdür'' diye özetlenebilecek, temcit pilavı gibi her gün tekrarlanan, artık ağızlara sakız olmuş bir söz.

Müslümanlar bu sözü bir tür kurtarıcı, her kapıyı açan bir altın anahtar gibi kullanmaya alışmış vaziyette. İslam ne zaman kötü bir şeye sebep olsa (ki iyi bir şeye sebep olduğunu kısa denebilecek ömrümde ne yazık ki göremedim) bu anahtar söz söylenir: ''Dinimiz aslında böyle değil, bunlar anlamıyor!''

Nasıl bir dinse bu 1400 yıldır kimse bunun doğrusunu bir türlü anlayamıyor, herkes ısrarla yanlış anlıyor. Ne biçim bir dinse sürekli bir yerlerde şiddete, nefrete, saldırıya, baskıya, mutsuzluğa sebep oluyor ama ağzımızı açıp eleştiremiyoruz bile. İnanırları adeta kapı duvar oluyor! Laf anlatmak mümkün değil. Ama yine de deneyelim...

Sevgili kardeşim, 

Sen hiç üstüne bomba bağlayıp sivillerin içinde patlatan bir Hinduist gördün mü? Kadınları kendinden aşağı gören, mirastan yarı pay veren, şahitliğini (yani aklını) yarı değerde gören bir Budist gördün mü? Tekbir getirip kafa kesen bir Taoist gördün mü? Hiç bir Jainistin, çocuğu müslüman olunca çocuğunu öldürmeye kalktığını veya burkayla gezdiğini falan duydun mu? Hiç bir Protestan'ın farklı inançtan olanları linç ettiğini gördün mü? 

Görmedin.

Niye görmedin?

Bu inançlar yanlış anlaşılmıyor mu?

Böylesi mümkün değil, muhakkak bu inançları da yanlış anlayanlar vardır.

Fakat bu inançların yobazları böyle şeyler yapmazken senin inancının yobazları yapıyor.

O halde, ''Yanlış anlamışlar'' demek sence geçerli bir açıklama olabilir mi?

Niye öbürleri böyle yanlış anlaşılmıyor da sadece seninki yanlış anlaşılıyor?

Bunun bir yanıtı var mı? Hiç düşündün mü?

Sakın yanlış anlayan sen olmayasın sevgili kardeşim?

Sakın dinin ne olduğunu içten içe bildiğin halde, bunu kabul edemeyip ama vicdanından da vazgeçemeyip dinini istediğin kalıba uydurabilmek için yorum adı altında çarpıtan sen olmayasın?

''Aslında dinimiz hiç böyle değil, bunları yapanlar yobaz, anlamıyorlar'' diye her gün en başta kendini ikna etmeye çabalamaktan yorulmadın mı artık? 

Bu kendini kandırmaca hiç bitmeyecek. Çünkü hakikat ortada! ''Gerçek İslam'', senin kendi kafanda İslam'a dönük yaptığın yorumun değildir sevgili kardeşim. ''Gerçek İslam'', gerçekte yaşanan İslam'dır. ''Gerçek İslam'' Afganistan'dır, Suudi Arabistan'dır, Pakistan'dır, İran'dır... ''Gerçek İslam'' ahlak polisidir, burkadır, bu haberde gördüğündür... 

''Özünde böyle değil'' diyorsun. Ne çağdaş değerlerden vazgeçebiliyor ne de dininle yüzleşebiliyorsun. Yorum adı altında eğip bükmek daha kolay geliyor sana. İstiyorsun ki herkes de böyle kabul etsin. Olmaz sevgili kardeşim, kimse böyle kabul etmez. Herkes, senin dinin lafa gelince pek güzel olmasına karşın uygulamada nasıl, işte buna bakar. Her teori için bu böyle değil midir? Bir teori, ne kadar ışıltılı olursa olsun pratikte test edilir. İslam'ın pratiği de 1400 yıldır bu işte! Beğenmiyorsan teorini değiştireceksin. Kuran'da hangi ayet bu tür kötü uygulamalara sebep oluyorsa bulup düzelteceksin. Yapabilir misin bunu? Yapamazsın. Çünkü ''Allah sözüne'' müdahale edemezsin. O halde ''Dinimiz aslında böyle değil'' lafların basit ve geçersiz bir tekerlemeden başka anlama gelmeyecektir öyle değil mi? 

Bak ben sana şiddetle ilgili birkaç Kuran ayeti göstereyim de oku. Dinini iyice bilip öğren, yoksa inanmaya devam edersin...

"Müşrikleri (puta tapanları) bulduğunuz yerde öldürün!" (Tevbe Suresi, ayet 5)

''Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.'' (Tevbe, 29)


Bu noktada kısa bir açıklama yapmalıyım: ''Dinde zorlama yoktur'' ayetini içeren Bakara suresi, Kuran'da 2. sıradadır, iniş sırasına göre ise 87. suredir. Üstte alıntılanan Tevbe suresi ise Kuran'da 9. Sırada bulunur, iniş sırasına göre ise 113. Suredir. Yani iki açıdan da Bakara'dan sonradır. Sonra gelen ayetin, öncekini nesh ettiği (geçersizleştirdiği) kabul edilir. Dolayısıyla ''Dinde zorlama yoktur'' şeklindeki Bakara suresinin ayeti geçersizdir. Bunu din adamları da pekala bilir. Fakat İslam'ı barışçıl ve hoşgörülü bir din olarak göstermek ve propaganda etmek istediklerinden dürüst ve açık sözlü davranmazlar.

Muhammed İslam'ı yaymaya başladığında Mekke'de güçsüz durumdaydı. Medine'ye hicretinden ve taraftarlarının artmasından sonra güç kazandı. Politik davranarak, başlangıçtaki güçsüz durumunda ''Sizin dininiz size bizimki bize'' türünden ayetlerle barışçıl olmuş fakat sonra güçlendikçe tavrı değişmiştir. Ayetlerin zamansal sıralamasından bu değişimi açıkça görmek mümkün. Barışçıl ve savaşçıl ayetler arasındaki tutarsızlık, Kuran'ın insan yapımı olması ve dönemsel politikaları yansıtmasından kaynaklanır.

''Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.'' (Enfal/65)

''Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.'' (Enfal/57)  


Üstteki ayette ''ibret almaları'' için onlara öyle şeyler yap ki onlardan bunu gören başkaları korkup dağılsın diyor. Acaba neyi kastediyor? İşkence olabilir mi? Yanlış anlaşılmasın, sadece soruyorum. Zira akla ilk bu geliyor öyle değil mi? Peki, işkenceci bir peygamber olabilir mi? (Peygamber işkencecidir yargısında bulunmuyor, sadece soruyorum).

''Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!'' (Enfal/39)  

Bu ayette de herkes Müslüman olana dek savaşın diyor açıkça. Karşı tarafın saldırma şartı yok görüldüğü gibi, ''din Allahın oluncaya dek'' savaşılması isteniyor. Ama alttaki ayet daha da ilginç!

''Allah tuzak kuranların en iyisidir.'' (Enfal/30)

Tuzak kuran bir Tanrı! Aman dikkat edin size de kurmuş olmasın! Ya vermezse hurileri? 

''(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.'' (Enfal/17)  

Üstteki ayette savaşıp öldürmekle övünen bir Tanrı mı görüyoruz yoksa ben mi anlamıyorum?

''Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın.'' (Tevbe/14)

''Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.'' (Tevbe/38)   


İnsanları zorla savaşa sokmak için teşvik ve korkutmalar yapan bir ayet okudunuz. Erdemli bir Tanrının yapacağı iş midir bu? Hani İslam barış diniydi? Savaşmak istemeyen bir topluluğu savaştırmak için dil döken ayetler var ama günümüzde birileri ısrarla bu dinin barışçıl olduğunu iddia edebiliyor. Nasıl oluyor bu?

''Eğer (savaşa) çıkmazsanız, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir kavim getirir; siz (savaşa çıkmamakla) O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye kadirdir.'' (Tevbe/39)

''Üstün durumda iken gevşeyip barışa çağırmayın.'' (Muhammed/35)
   

Bu üstteki ayet de ilginç! Hazır üstünken onları mahvedin, merhamet etmeyin diyor 'esirgeyen ve bağışlayan' Tanrımız!

".İslam'dan başka dinlere rağbet edenler tam bir sapıklık ve ziyan içindedirler." (Al-i İmran Suresi, ayet 85)

Böyle ayet yazarsan, çocuğu dinden çıkan adam da bahsettiğim haberdeki gibi davranmaz mı? Ya İslamsın ya sapıklık ve ziyan içindesin diye bir akıl yürütme sizce ''hoşgörülü'' müdür?

"Ey inananlar! Babalarınızı, kardeşlerinizi, (eğer) küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin " (Tevbe Suresi, ayet 23)

Mardin'deki çocuğu döven, linç etmeye kalkan, (muhtemel ki) evden atan zihniyetin temeli bu üstteki ayet olabilir mi? Sakın o kötü uygulamaların sebebi dinin yanlış anlaşılması değil doğru anlaşılması olmasın sevgili kardeşim? Aile bireylerini bile birbirine düşüren bir din görmüyor muyuz bu ayette? Hısımları hasım eden bir anlayış barışçıl ve hoşgörülü mü oluyor?

".. .Akraba bile olsalar, müşrikler için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yakışmaz" (Tevbe Suresi, ayet 113) 

Üstteki ayetin hikayesi de kısaca şöyle: Bilindiği üzere Muhammed, müşrik olarak öldü diye kendi öz annesi için bile mağfiret dilememiştir. Babasının da cehenneme gittiğini söylediği biliniyor. (bakınız: ana-baba sevgisi)

''Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.'' (Maide, 51)   

Mardin'deki çocuğun ve 'kilise önderinin' yaşadıklarında bu üstteki ayetin de payı olabilir mi, ne dersiniz?

İslam gerçekten barış dini midir? Muhammed, Medine'de bulunduğu 13 yıllık süre boyunca Müslüman olmayan toplumlara tam 29 (yazıyla ''yirmi dokuz!'') savaş düzenler! Yeryüzünü "Dar-ül İslam" ("müslümanların toprakları") ve "Dar-ül Harb" ("savaşılması gerekenlerin toprakları") olarak kendi kafasında ikiye ayırır ve tüm yeryüzü "Dar-ül islam" olana kadar savaşmayı salık verir. Kalpleri kazanma çabası ve ikna etme niyeti güçsüz olduğu dönemde kalmış, gücü elde ettiği an savaşarak tahakküm etme niyeti ön plana geçmiş görünüyor. Nitekim Osmanlı'da bile aynı zihniyet vardı. İslam, militarist bir imparatorluk/devlet dini görüntüsü veriyor.

Tarihte din değiştirenlerin başına neler gelebildiğini biliyoruz. Mardin'de dayak yiyen genç mutlaka korunmaya alınmalıdır. Tabi şunu da düşünmeden edemiyorum; acaba bu gencin başına gelen hadise bir başka ülkede İslam'ı seçen birinin başına gelseydi burada İslamcıların ajitasyonlarını, feryat ve figanları nice olurdu? 'Mağdur ve mazlum müslümanlar' söylemi ile 'Kahrolsun İslamofobi' feryatları tavan yapardı. İşte bu noktada İslamcılardaki etik anlayışının nasıl bir şey olduğunu da algılama şansı ediniyoruz.

Bitmeden evvel 'Sezar'ın hakkını Sezar'a verip' İsa'yı bu konuda biraz övmek isterim. Zira Hıristiyanlık, tarihi değil ama inandığı kitaba bakıldığında hakikaten de sevgi, barış ve bağışlamayı yansıtıyor. Sanırım saldırıların sebebi biraz da bu. Dinciler, Hıristiyanlardan karşılık görmeyeceklerinden emin. Biraz bakalım mı 'İncil' de denen Yeni Antlaşma'ya?

''Göze göz, dişe diş dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin.'' (Matta 5:38-39) 

''Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Öyle ki, göklerdeki Babanızın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır.'' (Matta 5:43-45)

''Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.'' (Matta 6:14-15)


''Başkasını yargılamayan ki, siz de yargılanmayasınız. Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız. Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin? Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, 'İzin ver, gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.'' (Matta 7:1-5)

''İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasanın ve peygamberlerin söylediği budur.'' (Matta 7:12)

''Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Tanrı'yı görecekler. Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı Oğulları denecek.'' (Matta 5:7-9) 

''Peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem, her bilgiye sahip olsam, dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim' (Pavlus - I. Korintliler: 13/2)


Bakın 'tahrif edilmiş' İncil'de neler yazıyor! Kuran'da yazanlarla karşılaştırınca insan acaba tahrifat bu sevgi dolu sözlerin eklenmesiyle mi yapıldı diye düşünmeden edemiyor! Böyle tahrifata can kurban, zira tahrif olmuş hali daha insancıl olmuş belli ki! Yanlış anlamayın beni, bu satırların yazarı ateisttir. Zaten başka pek çok yazım ortadadır. Ama bir ateist (daha doğrusu panteist) olarak tüm dinleri aynı kefeye koyacak denli toy değilim. İsa'nın, -her ne kadar kilisenin öğretisi inandırıcı olmasa da-, sahip olduğu ahlak bilgecedir. Kendisinin de bilge biri olduğunu anlaşılıyor. 'Batı' dediğimiz dünyanın gelişmesinde bu ahlakın büyük payı olmuştur. Batı bize farkı en başta ahlak alanında atmıştır. İsa, başka tür bir ahlak için de bilgece öngörülerde bulunmuş, pratiğin teoriyi test etmekte en iyi yol olduğunu kendi bilgeliğiyle söylemiştir. Tabi anlayana! Buyurun;

''Sahte peygamberlerden sakının! Onlar size kuzu postuna bürünerek yaklaşırlar, ama özde yırtıcı kurtlardır. Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi? Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve vermez. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır. Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.'' (matta 7:15-18)

İslam'ın verdiği 'meyvelere' bir bakın bakalım, sizce bu ağaç iyi bir ağaç mı?

Mümin kardeşim, biliyorum okurken bana çok kızdın. Zira 'kabul edilemez' bir şey yapıp dinini eleştirdim. Eleştiri ile hakaretin ayrımını yapamayan, eleştiriyi hakaret olarak algılayan bir fanatizm ortamında bu yaptığım tehlikelidir de. Ama elini vicdanına koy ve söyle: Yalan mı? Bak ben aslında sustum, ayetleri koydum önüne. Sana, inandığın dinin ayetleri konuştu.

Yine de kızıyorsan bana, içini rahatlatmak için senin ezberini ben tekrarlayarak bitireyim: ''Yok yok, dinimiz aslında hiç böyle değil. Bunlar yobaz, yanlış anlıyor. Aslında İslam sevgi, barış, kardeşlik demektir...''     (Şimdi yine bildiğini okumaya devam edebilirsin)



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.