Şeyhimin mezar taşı

Şeyhimin mezar taşı DİN
2,0
25.08.2014 02:22:02
A+ A-

Malumunuz her müridin bir şeyhi ve her şeyhin bir ömrü ve nihayetinde de bir mezarı ve o mezarı ziyaret eden müridleri vardır. İşte Şeyhimin müridleri de bir mezar taşı yaptırmışlar ve üzerine “Şeyh Nuri Önal Mengüşoğlu” yazdırmışlar.... Yazdırmışlar ya işte sıkıntı şundan çıkmış; Nuri Efendi’nin mezarına neden “Şeyh” ünvanı yazıldığı...

Evet, kesinlikle Şeyhim ömrü hayatı boyunca bir defa olsun ben şeyhim dememiştir, kimseye de dedirtmemiştir. Üç beş adamın haricinde de zaten kimse onu bir şeyh olarak kabul etmemiştir. Zira bilinen şeyhlerden biri gibi olmadığından belki... Ama en nihayetinde az da olsa çok da olsa benim gibilerin şeyhiydi, iyi, kötü... Bu konuda –şeyh olup olmaması konusunda demek istiyorum- orasını ben ve benim gibiler taktir etsinler.

Şeyhimin oğullarından biri de şair, yazar Metin Önal (Mengüşoğlu). Kendileriyle bir kaç defa şeyhimin -dergah niyetine kullandığı- evinde karşılaşmak nasip oldu. Karşılaşmalarımızda sadece hararetli tartışmalar yaşandığını hatırlıyorum... Nihayetinde kendisi tasavvufu ve benzeri türevlerini kabul etmez. Hatta bu nevi düşüncelerin islamda, dinde yeri olmadığına kesin kanidir. İslama, dine sonradan girmiş hurafeler nevinden görür. Sanırım söylediklerimi bunu kabul edecektir; Malatya ekolü denen islamcı düşünçenin takipçilerinden hatta ciddi katkılarda bulunan isimlerindendir. Şimdi Malatya İslamcılığını  tartışacak bir durumum olmadığından burayı geçiyorum. Sadece mezara yapılmış taşın kriz nedenini izah etmeye nedenini izat etmeye çalıştığımdan bu ayrıntıları vermek zorunda kaldım. Özetle; Sayın Metin Önal bu taşın kaldırılmasını ve yerine şeyh yazmayan bir taşın konmasını istemiş. Ne diyelim haklılar, pederlerinin varisi onlar...

Öncelikle belirtmeliyim şahsen mezar yapılsa da yapılmasa da fark etmez, hatta şeyhin mezarı dahi  kaybolsa fark etmez diyenlerdenim. Ama müridandır, şeyhlerini ihmal etmeyen, çok seven sayan adamlardır, madem istemişler, yapsınlar bir taş ne olacak diyenlerdenim de. Hatta taşın üzerine şeyh yazılsa ne olur yazılmasa ne olur... Belki adını dahi yazmasalar unutulsa gitse benim için evladır.

-Şeyh dediğin unutulur gider.

Bu konuya istinaden K.Maraştan şeyhimin sevgili müridi “Abdulğani” telefonla aradı. O da şeyhtir. A.Metin beyin şikayetini; taşın üzerine neden şeyh yazıldığını, kaldırılmasını istediğini iletti. Şimdi bu sorun nereye gider, nasıl çözülür bilemem. Ha’ belki taştan “şeyh” sıfatı silinir, ismi mi kalır yok, taş hepten sökülür yerine yeni bir taş mı konur, veyahut mezar iski haline mi getirilir, olmadı mezar ziyarete mi yasaklanır vs... He bir açıklama daha yapayım, şu saydıklarımın hiç biri beni enterese etmiyor, desem yalan söylemiş olmam. Dedik ya benim bildiğim “Şeyh” dediğin unutlur, geride kalan eserleri –artık o her neyse- onlar konuşulur.

Nihayetinde Metin Önal haklıdır, evladıdır ve pederinin mezar taşının nasıl olması gerektiğine onlar karar verir. O nedenledirki; müridan o taşı mezar başına dikmek için varisler her kimse onlardan izin almak zorundadır yoksa, öyle o taş oraya keyfince dikilemez. Ama benim bildiğim başka bir şey daha var oda müridanın, şeyh’e yakınlığı evladındın göre kimi konularda daha yıkın olduğu, onun manevi mirasının taşıyıcısı olması gibi... Evlattan daha önde olduğunun delili ise elbette şu yeryüzün de değil belki; mahşer günü ortaya çıkacak bir şey...  O nedenle; bu bilgi, dünyada geçerli olmadığından taşın üzerine ne yazılıp yazılmayacağına müridan değil evladı karar vermektedir. İyi güzel hoş...

Allah Rahmet etsin şeyhime, yevm-i kıyamatte birlikte haşrolacağımız zamana kadar... Biliyorum orada biz ve o olacak!

Mezar taşı mevzuu yaşanmış bir olayı aklıma getirdi. Bir kaç yıl önce bir kaç arkadaşla havas-ı hamse/beş duyu ile bilgi elde etme meselesini konuşurken içlerinden biri “Hoca her şey bir yana bu koklamayla ilgili olarak; koku denen şeyi anlamış değilim. Bu konuda ne dersin?” sorusunu yöneltti.  

-“Koku; yaşamın, canlılığın işaretidir ve her canlı kokar” demiştim. Kokuyla hayat ve yaşam arasında var olan ilişkiye dikkat çekmek istemiş, arkadaşı da farklı bir düşünce mecrasına çekeyim istemiştim. Kokunun faydaları, ne olduğu gibi klasik bir anlatının gereksizliğine inanarak...

Ama adam durur mu; “Ne alaka hocam, tamam bir yönden hakılsın ama en çok ölüler kokmuyor mu” sorusunu engelleyemedim. Bu soru-cevaba  “Sen de haklısın” demekten başka yapacağım bir şey yoktu. “O zaman bir çay söyle de içelim” demekten de.

Arkadaşa göre örneğin; insan denen canlı öldüğünde en fazla o zaman kokuyordu. Öyleyse koku; canlı olmanın bir göstergesi olamazdı. Evet, “canlılık, hayat, ölüm” gibi kavramları bu algıyla okuduğunuzda doğru.

Oysa “canlı” olmanın çeşitli kategorik yönleri olduğunu, ölüm denen tanımlamanın yaşadığımız alemde sadece bir metafor olduğunu ona nasıl anlatacaktım. İnsanın ‘ölümüyle’ birlikte canlılığın farklı bir evresinin başladığını... Vücudunda ve tabiattaki çeşitli mikro organizmelerin –ki onlarda birer canlı- harekete geçmesinden dolayı o kokuların yayıldığını...

Yaşama, canlılığa, sadece görebildiklerinin nefes alıp vermesiyle ya da ağacın, bitkinin kurumasıyla anlamlandıran,  ölüm ve yaşamı biçimsel yargılarla okuyan birine nasıl cevap verecektim.

Kokunun aslında canlı mikro organizmalar nedeniyle ortaya çıktığını, örneğin bir deri ustasının tabakhanede yaptığı işin; derinin, kurumasına, çürümesine, kokmasına neden olan mikro organizmaları ‘öldürmesi’ olduğunu, derinin bu nedenle artık kokuşmadığını, çürümediğini artık; ölü olduğunu... Çevresinde canlı organizma barındırmayan -özünde canlı olmayan- hiç bir şeyin kokusunun olmadığını. Canlılığı, yaşamı yeniden sorgulaması gerektiğini uzun uzun nasıl izah edebilirdim.

Rüzgarların, tabiattaki bu kokuları bir yerlere taşıdıklarını, o kokuların nedeni canıların (mikro organizmaların) yeni aşılanmalara neden olduklarını vs...  Ardından “Nefeha min ruhi ayetini: “Ona ruhumuzdan üfledik” ayetini hatta Meryemin İsa’ya hamile kalışını ve daha neler neleri...

Sahi Şeyhimin mezarının taşına “şeyh”  ibaresi neden yazıldı... Ölmemiş miydi?

www.fikrikadim.com

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.