Siyasal İslam'ın ideolojik bunalımı 1

DİN
0,0
15.04.2014 23:42:35
A+ A-

Kimliğini kaybeden siyasal islam, giderek mevcut düzene eklemlenerek kendi toplumunun direniş geleneği ortadan kaldırılmanın yolu açılıyor. Kimlik aşınmasının kolayca olduğu bu dönemde güçlü sistemlerle oluşan bağlar onları daha da bağımlı kılar. Görünüşte bir kimlik belirtisi kalır. Ancak bir süre görünürde kalan bu kimliğin zamanla görünürlüğü bile ortadan kalkmakla karşı karşıyadır. Küresel yapının oluşturduğu düzen/düzensizliğine karşı bazı direnç noktaları kalsa bile bunların parçalı oluşu vs nedenlerden dolayı bir karşıt örgüt haline gelmeleri de zordur. 
Sırnaşık ve yanaşık yaklaşımlar, pasifizm etkili olduğu için etkilenmeye açıktır. Esnek ve yumuşak bir yapı olan dinin felsefi yönden anlaşılmasına gerek olmadan inanç temelinde oluşu da onun gerçek insan onurunu önemseyen özünü de bir tarafa bırakır. Onu savunacak çekirdek gücün olmayışı kabul ve gelenekler şeklinde öğretilmesi ona tarihsel rolünün gelecekteki insanlar açısından anlaşılması ve sürdürülmesini zora sokar. 
Rahat ve huzurlu bir yaşam sürdürmek adına özgürlüğünüzden taviz verdiğiniz anda sistem karşıtı olmanız mümkün değildir. O andan sonra birer sistem savunucusuna dönersiniz. 
İslam'ın esnek ve yumuşak ideolojik yapısı onu Batı'nın Hıristiyanlık ilişkisine benzer bir durumu Doğu'nun İslamiyet ilişkisinde de görülüyor. Hatta İslamiyet'in etkisindeki kitle ve bireylerin bir şeye sahip olması, statü elde etmesi, zenginleşmesi halinde belli bir süre içinde kendi dindarlığını görünür duruma getirir. Zenginlerde oluşan bu dindar görünürlük toplumda genel bir dindarlaşmanın yaygınlaştığı şeklinde yorumlanır. Bununla beraber bütün kesimlerin zenginleşmesi mümkün değildir. Hatta İslam'a bağlı geniş kesimlerin yoksullaşması, işini kaybetmesi de görülmeye devam eder. Zenginleşen İslami kesim, giderek öncekilere benzemeye başlar. Ancak bu kesimin dindarlığının  da görünmesini ister. Daha önce küçük camiler yerine büyük camiler yapılmaya başlanır. Laik kesimin kalesi olan İstanbul Anadolu yakasında en büyük camiler inşa edilir. Ne kadar büyük olursa olsun gökdelenler yanında küçük görünürler. Kapitalizmle ilişki bunların da açmazıdır. Onlar kendilerine rakip olarak da kapitalist moderniteyi de görnezler. Tersine kapitalist modernitenin öncüleriyle işbirliğine hazır olduklarını açıktan belli ederler. Onların hedefi, laiklerin yıllardır oluşturduğu ilişkide onların rolünü oynamaktır. 
Yapılmak istenen, İslam'a hizmet değildir. İslam'a post-modern format atmaktır. İslam'ın muhalif yönünü törpülemektir. 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.