Siyasi İslam'ın İdeolojik Bunalımı 2

DİN
0,0
27.04.2014 07:29:13
A+ A-

Bir şey rituel haline geldikçe özünden o kadar uzaklaşılır. Kolayca elde edilir, kolayca yerine getirildi mi giderek neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirlemek zorlaşır. Özellikle, bir din veya inanca bağlanma, bir partiye üye olma ya da bir futbol takımının taraftarlığı şekline dönüştüğü anda artık o bağlanılanın din veya inanç olduğundan söz edilemez. 
Nerede olursa olsun, egemenliğini kaybetmek istemeyen sistemlerin sahipleri sürekli olarak olagelmiştir. Kendi sistemlerini alt edebilecek en küçük düşünce kırıntıları dahi onlar için tehlikelidir. Bütün çabaları bunu önlemek üzerinedir. Fakat öyle anlar olur ki, bazı düşünceler toplumu onların aleyhine etkisi altına alır. Bu durumda o düşünceyi yok etmek yerine kabul ediyor gibi görünüp kendi eski sistemlerini devam ettirmeye çalışırlar. Roma'nın Hırıstiyanlığı, Arabistan'da eski iktidar sahiplerinin halkın benimsediği İslami inancı benimsemesi, kendilerinin zayıflayan ideolojik ihtiyaçlarını Hırıstiyan ve İslamla doldurmaya başlamalarının anlamı halkın dini inançları üzerinde iktidar kurmak anlamına geliyordu. İktidar kurmanın dolaylı sonucu geçmişteki çatışmanın yerini yeni çatışmaların almasıdır. Gerek Hırıstiyanlıkta gerekse İslam'da ilk mezhepleşmelerin çıkışı bununla ilgilidir. Şii'lik daha çok muhaliflerin, Sünnilik ise iktidarların mezhebi olmuştur. Bunun sonucunda Şii/Sünni çatışması devam etmiştir. Hz. Hüseyin'in Kerbela'da katledilmesi bu çatışmanın zirvesidir. 
Toplum üzerinde hegemonya kurabilmek ve sürdürebilmek için toplumun ideolojk yönelimini kötüye kullanmanın en iyi yolu onu benimsediğini gösteren biçimsel rituellere daha fazla sarılmaktır. Böylece, iktidardakilerin bir nevi o inancın temsilcisi gibi görünmesi sağlanacaktır. Çoğu zaman toplumlar arası ilişki ve çatışmaların varlığı toplumda örgütlü bir yapıyı zorunlu da kılabilir. Toplumun güvenlik ihtiyacı, toplumun örgütlü yapıya karşı zaafıdır. Örgütlü yapı bu konıda manilpülatif davranışta bulunarak bu zaaftan sürekli olarak faydalanabilir. AKP'nin İslami bir yapıya sahip olmasına rağmen son üç dört ayda yaptıkları ve toplumun onun karşısındaki genel tutumu bu zaafın kötüye kullanışının örneklerinden biridir. Toplumun temel ideolojik refleksi bu şekilde yok olması, yöneten konumda olanların eline daha fazla olanak verir, yasaların uygulanmayışı, yok sayılması, ihlal edilmesi normalmiş gibi görünmeye başladıkça ona tepki göstermeyenler de iktidarın suç ortağı haline gelirler. Suç ortaklarının bundan sonraki amacı, kendi suçlarının cezalandırılmasını önlemek olacaktır. Kısır döngü de buradadır. İktidar, suçuna ortak olanları kattıkça kendisini daha da büyütme şansı yakalayacaktır. Siyasi islamın ideolojik bunalımının yoğunlaştığı an da bu andır. 
 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.