Stres hastalığına namaz reçetesi

Stres hastalığına namaz reçetesi DİN
0,0
21.12.2015 15:51:45
A+ A-

İnsanın en kıymetli metaı, ruhu. İnsanın en süratli hassesi, ruhu. İnsanın en bilinmeyen ve çözülmeye muhtaç sırrı, ruhu. İnsana en fazla sıkıntı veren, ruh sıkıntısı. İnsana en çok ferahlık veren, ruh ferahlığı...
Ruhumuzun ve tüm varlıkların sanatkârı ve yaratıcısı Yüce Allah (cc), yüce hitabı Kur'an-ı Hakim'in İsra Sûresi 85. âyetinde '(Ey Resulum) Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar. De ki: 'Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verildi.' buyurarak, 'ruh' denen gizemin gerçek mahiyetinin Kendi katında olduğunu bildirmektedir.
Zamanımıza kadar detaylı bir izah getirilmeyen birçok Kur'ânî ve İslâmî mevzuya, Kur'ân'dan ve Hz. Resûlullah'tan aldığı ilhamla tatmin edici izahlar getiren Bediüzzaman, Sözler isimli eserinin 6. Söz'ünde 'ruh' için: 'Göz öyle bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder' tâbirini kullanarak, bu kısa ve öz tabirle ruha gen ve anlaşılır bir tarif getirir. Demek ki ruhumuz bu âlemi gözümüzle seyrederken, kulağımızla işitir, dilimizle tad alır, aklımızla idrak eder, vb. zahiri ve batini duygularımızla, hususiyetlerine göre, maddi ve manevî olarak hisseder.
Ruhun tarifi ve mahiyeti ayrı bir konu olmakla birlikte biz bu yazımızda ruhun bir marazı olan stres ve onun tedavisinden bahsedeceğiz.
Stres, ruha maddî'manevî yapılan tazip, baskı ve eziyetler sonucu ruhun hastalanması ve zehirlenmesi halidir.
Ruhumuzun bunalması, ceset ve ruhumuzu tazip eder. Gerçi strese maruz kalan; el, kol, göz, kulak ve diğer maddî hassalarımız değil, her şeyden önce manevî hassalarımızın merkezi olan ruhtur. Tabii ki tedavisi de maddî değil, rûhî olacaktır.
Şâfî isminin tecellisi ve imtihan gereği hastalıkları veren ve yine aynı İsmin muktezasınca her türlü hastalığın şifasını da veren Şafî-i Hakiki (cc) Kur'ân Eczahanesinde: 'Müminlerin kalpleri, Allah anıldığında ürperdiği gibi..' (Enfal, 2-4; Hac, 34-35); yine 'Allah'ı anarak yumuşar' (Zümer, 23) ve '..iman edenlerin kalpleri Allah'ı anarak sükûna erer. Kalpler Allah'ın zikri ile huzur bulur.' (Ra'd, 28) buyurarak, tüm dertlerimize gerçek devayı bahşeder.
Tüm hekimlerin pîri ve kalplerin sevgilisi Yüce Resul (asm) ise, ruhun bu huzur ânını, Bilal-i Habeşi'ye söylediği: 'Kum yâ Bilâl! Fe erihnâ bi's-salâti' (Kalk ey Bilâl! Bizi namazla rahatlat!' (Ebu Davud, Edeb, 78, no: 4986) ulvî sözleriyle ifade etmektedir.
Ruh ve kalplerin en fazla bunaldığı, 'Fitne-i Ahirzaman' ve 'Bunalımlar Asrı' diye isimlendirilen çağımızda bir peygamber varisi olan Bediüzzaman ise, Kur'ân'ın mevzubahis âyetlerinden aldığı ilhamla, Sözler isimli eserinin 21. Söz, İkinci İkaz'ında, 'Evet, fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ezeli ve ebedi bir Zatın âyinesi olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letafetli bulunan zişuur bir sırr-ı insânî, zînur bir latife-i Rabbaniye, şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır. Ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.' sözleriyle ve yine aynı eserin 4. Söz'ünde 'Halbuki, namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermâye-i ömrünü âhirete mal edebilir. Fânî ömrünü bir cihette ibkâ eder.' sözleriyle, ruhun bu ulvî tedavisini gözler önüne serer. Günümüz tıbbında kabul edilen en iyi tedavi, yan etkileri en az olan tedavidir. Bu cümleden olarak 'namaz', yan etkisi olmaksızın ruhu tedavi eden en iyi ilâçtır!
Yaratılışın en ulvî mucizelerinden biri olan ve Hayy isminin bir tecellîsi olan ruhu tatmin edecek ve hastalıklarına devâ olacak olan; âlemlere rahmet olarak gönderilen ve lâtif cisminin ulvî ruhuna tabi olmasıyla elli bin senelik mesafeyi bir anda kat eden, Miraç merdiveniyle Rabbin huzuruna çıkıp rü'yetine mazhar olan Yüce Resul'ün, ruh sür'atinde, ruhlara gıda ve merhem olarak getirdiği namaz hediyesi ve devası olacaktır.
Ruhun en tatlı gıdası namaz, içindeki tefekkürî hâlâtla, temsilde hata olmasın, bir füzenin uydusuna kilitlendiği an gibidir. Kulun ruhunun, namazın miracıyla Rabbi katına yükseldiği, Sultanında fanî olarak, ruhunun mutmain olduğu en ulvî hal... Bunalan ruhlar için kâinat kadar geniş bir pencere'
Sonsuz bir acz ve zaaf içinde bulunan kulun, ruhunun tedavisi ve saadet-i ebediyeyi kazanmak için, rahmet kapısını çalması manasındaki, kâinat Sultanının bu ulvi emir ve davetine uymama gibi bir lüksü olabilir mi' Elbette olamaz. Ayrıca şunu da hatırdan çıkarmamalı ki, başta namaz olmak üzere bütün emr-i İlâhiye ittibamız sonucu kazandığımız amal-i saliha ruhumuzun gıdası, tüm nehy-i İlâhiyi ihtiva eden seyyiat ve günahlar ise ruhumuzu kanatan hastalık ve zehirlerdir.
Öyleyse namaz konusunda tavizsiz parola şu olacak: Kendisine, bütün varlıklar üstünde, insan olma gibi varlık tâcı giydirilen her kul, günde 5 defa, bütün dünyevî ağırlıklarını geride bırakıp, ruh suratinde Onun rahmet kapısını çalacak, namazla mirac-ı İlâhiyeye vasıl olup nurundan feyizyab olacaktır.
Namaz tabii ki sadece ruhî hastalıkların değil, daha birçok maddî ve manevî derdin ilâcıdır. Bu hususta batılı bir düşünürün yıllar önce söylediği, 'Maddî ve ruhî hastalıklar konusunda Müslümanların namazını 21. Yüzyılda doktorların reçetesinde görürseniz, hiç şaşırmayın' sözleri çok manidardır.
Üstad Bediüzzaman'ın talebelerinden ve benim de akrabam olan, 2009'da ebediyete uğurladığımız Prof. Dr. İbrahim Canan Ağabey, Erzurum Üniversitesi'nde İlahiyat doktoru iken yaptığı istatistikî bir araştırması sonucunda, namaz kılanların kılmayanlara oranla göz hastalıklarına yakalanma oranının daha düşük olduğunu söylemişti ve sözkonusu araştırmayı bana da göstermişti. Bu vesileyle, başta muazzez Üstadımıza, ona kavuşan Canan ağabey ve diğer talebelerine Allah'tan (cc) rahmet niyaz ediyoruz.  
Cenab-ı Hak ruhlarımıza gıda ve ruhî hastalıklarımıza deva olan olan her namazımızı, Yüce Resulün (asm) namazları gibi nurlandırsın.
Bir başka Muhavere'de buluşmak temennisiyle Allah'a emanet olun.
abdullahsahin56@hotmail.com
 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.