Şuara Suresi’nden ayetler açıklayalım

Şuara Suresi’nden ayetler açıklayalım DİN
0,0
25.09.2013 11:28:47
A+ A-

 

Sizlerle paylaştığım bütün bu ayet açıklamalarının müminlerin kalbine şifa olmasını diliyorum, Kuran’ı bilmeyen insanların da kalbinin İslam’a açılması için dua ediyorum. Her Kuran ayeti Allah’ın müthiş aklını, derin hikmetini yansıtır. Katlamalı anlamlar Kuran’ın zenginliğini gözler önüne serer. Ayetler hem Kuran’ın indiği döneme, hem de yaşadığımız ve “ahir zaman” olarak nitelendirdiğimiz bu döneme bakar. Ayetlerin ebced değerleri çok önemli tarihlere ve olaylara işaret eder. Şimdi Şuara Suresi’nin açıklamalarıyla devam edelim.

Şuara Suresi, 45. ayet

Böylelikle Musa da asasını bıraktı, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuyor.

Darwinizmin orada işte yıkılışı, anlatılan bu. Allah yaratmayı gösteriyor. Ani yaratmanın nasıl olduğunu gösteriyor. Hz. Musa zamanında, Firavun devrinde Darwinizm (evrim) geçerli. Ta Sümerlerden kalma, o devirden kalma bir inanç. İlk onu yıkıyor Hz. Musa. Bu olayın akabinde bak, “Anında” diyor. Samimi bir Müslüman hakkı gördüğünde hiç uzatmaz. Vardır ya bazı tipler,“ Biraz daha araştıracağım, inceleyeceğim, aklım hiç yatmadı.” Yüksek samimi vicdanda anında karar olur. Anında büyücüler secdeye kapandılar. İmanın en güzel fiili ifade şekli; “Secdedir.” Doğrudan secdeye kapandılar.

Şuara Suresi, 47. ayet

(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.İnsanlar da duysun diyorlar, yani iman gizlenmiyor. İmanı gizlemeye gerek yok. İmanın insanlar tarafından duyulması bir berekettir, güzelliktir. Çünkü başka imanı zayıf olan varsa o da açılır öyle bir şey duyduğunda, o da şevklenir. 

 Ama bak, açıklık getiriyorlar. Bu nasıl iman diye düşünürler diyor. Mesela o devirde birçok iman çeşidi var, inanç çeşitleri var. İslam dışı iman çeşitleri var. Onun için o iman çeşidinin ne olduğunu doğru olan imanı vurgulamak için; "Musa'nın ve Harun'un Rabbine." (Şuara Suresi, 48. ayet) iman ettik diyorlar. Şerh ediyorlar, açıklık getiriyorlar. O zaman hakiki iman olduğu anlaşılmış oluyor. Çünkü öbür türlü adam kendi kafasına göre bir iman çeşidi geliştirmiş olabilir ama, "Musa'nın ve Harun'un Rabbine" iman ettik deyince, “Onun anlattığı şeriata göre, o devirdeki hak olan şeriata göre iman ettik” diyor. O anlamda. 

Şuara Suresi, 49. ayet

(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım."

 (Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız?Bütün diktatörlüklerde halkın inancını devlet belirler. Resmi ideoloji olur, dayatma olur. Halka dayatırlar. Halk neye inanacağını devletten öğrenir. “Doğrusu budur” der devlet. Halkın kendi samimi inancı devlet için önemli değildir. Deccal rejimlerinde böyledir; dayatma vardır. Bizim dediğimiz gibi inanacaksınız, der. Mesela faşizmde öyledir. İkinci bir inanç yoktur. Adam, “Doğru inanç bu” diyor. “Kabul etmezsem ne olur?” diyorsun. “Öldürürüm” diyor. Komünizmde nasıl? Dayatma vardır, ikinci bir inanç şekli kabul etmez komünizm. “Ancak ben izin verdiğim kadarıyla, benim yönlendirdiğim kadar iman edebilirsiniz” diyor.Gerçek şu ki, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; Deccal rejimleri hep Müslümanlarla mücadele ederken ahlaksızca ve kahpece yöntemlere başvurur böyle, küçük düşürmeye yönelik yöntemler bulur. İşte, “Büyücü, deli, dolandırıcı, sahteci, cinsel çıkarları var” gibi küçük düşürücü, halkın gözünde önemli olan konularda psikolojik harp yöntemlerini kullanır. Bunlar da orada onu yapıyor.

 “Gerçek şu ki”diyor, bir de sanki gerçek varmış gibi, gerçekleri söylüyormuş gibi. Halkı kandırmak için gerçekmiş gibi göstermeye önem verdiklerini de gösteriyor bu. Yani yalan olduğunu hissetmemeleri için, “Gerçek şu ki” diyor. Çünkü yalancı olduğu için başlangıçta telkin yapıyor ki yalancı olduğu anlaşılmasın. Önden insanlar yatışsın.“Gerçek şu ki, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür” Yani sizin de sapkın yola girmenizin nedeni. O size büyüyü öğretti, siz de büyüyü öğrendiğiniz için hatalısınız. Sizin suçunuz ikinci dereceden anlamında bunun ifadesi. Birinci dereceden büyüyü yapan o. Mesela Müslümanlarda da, “Asıl baş o” derler. O başı ezersen öbürleri zaten düzelir, derler. Müslümanlarla mücadeleler hep böyle olmuştur.öyleyse yakında bileceksiniz. Bak, hemen tehdide geçiyor. Deccal rejimlerinin ünlü yöntemi tehdittir. Sürekli tehdit ederler. “Şunu yapacağız, bunu yapacağız.” Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim Tam delice bir ifade. Fikirden dolayı adamların elini ve ayağını çaprazlama kestiriyor. ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım." Bir de idam edeceğim diyor arkasından. Deccal rejimlerinde işkence ve şiddetin boyutunu Allah burada gösteriyor. Yani kendi fikrine eğer inanmazsa, kendi inancını kabul etmezse deccal rejimleri şiddetli işkence, çok acımasız işkence ve cinayet. Deccal rejimlerinin özelliğini Allah anlatmış oluyor. Onlar da diyor ki:

Şuara Suresi, 50. ayet

"Hiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimize dönücüleriz."

"Hiç zararı yok" dediler. Delikanlıca bir cevap. “Hiç etkilenmedik” diyorlar. Bu Deccal rejimlerini çok sarsan bir ifade şeklidir Müslümanlarda. “Hiç zararı yok” Adam bayağı propaganda yapıyor, korkutacağını zannediyor. Onlar artık korkudan felç olduklarını zannederken, kendince çok sükseli bir konuşma yapıp onları dümdüz ettiğini zannederken, "Hiç zararı yok" Yani alay ediyorlar bir de onlarla. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz." Bizi zaten şehit ettiğinde Rabbimiz’in yanına gideceğiz. Bize zaten zarar vermiş olmuyorsun sen, diyorlar. Boşa uğraşıyorsun sen, diyorlar. Hiç zararı yok diyorlar. Öyle deyince adamın bir gücü kalmamış oluyor. Yani vuruş gücü kalmamış oluyor. 

Şuara Suresi, 51. ayet

"Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."

İlk iman edenlerden olmanın makbul olduğunu Kuran gösteriyor bak. Hz. Mehdi’nin mesela ilk talebeleri daha üstündürler. Sonradan gelenlerden daha üstün olurlar. Çünkü en çileli en zorlu devirleri onlar geçirdikleri için. Mesela sahabiler daha üstünler tabiinden daha üstün oluyorlar. Çünkü en şiddetli çileyi onlar çekiyorlar. Tebbe-i tabiin onlardan daha alt makamda oluyorlar. Tabiin daha üsttedir. Yani çilenin derecesine göre ahiret sevabı artar ve insanların da imani değeri artar. "Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz." Bak, emin değil, Müslümanca konuşuyor; “Umuyoruz.” Ama ilk Müslümanlardan olmak tabii çok sevaplı olduğu için oradan ümidi daha da artmış oluyor inşaAllah. 

Şuara Suresi, 52. ayet

 Musa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik.

Musa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir,Gece niyedir? Örter, görme seviyesi düşer. Göremezsin hareketi, yürüyüşü görme imkanı olmaz. Örtüdür, Müslümanlar için koruyucu bir örtüdür geceler. O tip durumlarda gece olduğunda sezilme çok zordur. “Çünkü” Bak, Allah diyor ki; “izleneceksiniz” Demek ki Müslüman halis bir Müslüman olduğunda, dava adamı olduğunda ne oluyormuş? İzleniyormuş. İzlenmek Müslüman’ın vasfı. Bediüzzaman ömrü boyunca izlendi mi? İzlendi.  Hz. Mus izlendi mi? İzlendi.  Peygamberimiz izlendi mi? İzlendi. Bütün peygamberlerde tamamında izlenme vardır. Mehdi (as)’da da vardır izlenme. Hadiste de var zaten. “Deccalın silahlı adamları Mehdi’yi izler” diyor. “Ve ona işkence ederler” diyor. Mehdi’ye her işkence ettiklerinde, “Senin deccal olduğunu daha iyi anladım” diyor. 

Şuara Suresi’nin açıklamalarına daha sonra devam edeceğim.

Erkan Arkut

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.