"Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz."

"Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz." DİN
5,0
21.07.2014 08:05:10
A+ A-

Bu söz Kur'an'da bir âyette geçiyor (Kasas 28/78). Geçtiği âyetin tamamının Türkçe anlamı şöyle: " Kârûn: 'Bu servet ancak bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir.' demişti. Allah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz." ( Kur'ân-ı  Kerîm ve Türkçe Anlamı(Meâl), Yayına hazırlayanlar: Dr. Hüseyin Atay, Dr. Yaşar Kutluay, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları)

Allah'ın sözü olan bu aforizma bu sabah Kur'an  okurken çarpıcı derecede etkiledi beni. Ve Kur'an'dan (yukarıda belirttiğim meâlden) bazı sözler aktarmak amaçlı bir yazı kaleme almayı aklıma getirdi. Benim için de, bloguma göz atanlar için de düşündürücü olması dileğiyle...

" Ey Muhammed ! Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar !  Anlamaz mısınız ? " (Câsiye 45/23)

"  ' Hayât, ancak bu dünyâdaki hayâtımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler.' derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar." (Câsiye 45/24)

" Ey Muhammed ! Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar. Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler. Bir mûcize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar. 'Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz? ' derler." (Sâffât  37/ 12,13,14,15,16,17)

" Ey Muhammed ! De ki : Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir. " (Yâ-Sîn 36/79)

" Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler. O zaman artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler. " (Yâ-Sîn 36/49, 50)

" Sûr'a üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar. 'Vah hâlimize ! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?' derler. Onlara : 'İşte Rahmân olan Allah'ın vâdettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi' denir. " (Yâ-Sîn 36/52)

" Ey Muhammed ! Seni yalanlıyorlarsa bil ki senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır. Bütün işler Allah'a döndürülür." (Fâtır, 35/4)

" Ey insanlar ! Sizi bana yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de çocuklarınızdır; yalnız, inanıp yararlı iş işleyen kimselerin, işte onların yaptıklarına karşılık mükâfatları kat kattır; işte onlar, yüksek derecelerde, güven içindedirler. " (Sebe' 34/37)

"Ey inananlar ! Şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayâsızlığı ve fenalığı emreder. Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, hiçbiriniz ebediyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitir ve bilir. " (Nûr 24/21)

"Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir." (Enfâl 8/17)

"Ey inananlar ! Mü'minleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz ? Doğrusu münâfıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamayacaksın. (Nisâ 4/144,145)

"Münâfıklara, kendilerine elem verici bir azâb olduğunu müjdele. Onlar inananları bırakıp da kâfirleri dost edinirler; onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar ? Doğrusu kudret bütün olarak Allah'ındır. O size Kitâb'da ' Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz' diye indirdi. Doğrusu Allah münâfıkları ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır." (Nisâ 4/138,139,140)

"Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz. Hayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz. Hayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz. Dikkat edin, şâyet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz ! And olsun ki, cehennemi göreceksiniz. And olsun ki onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz. Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz. (Tekâsür 102/1,2,3,4,5,6,7,8)

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.