Tanrı'nın Eli

Tanrı'nın Eli DİN
0,0
31.01.2014 19:35:08
A+ A-

Bilmiyorum günümüzde herkes ne kadar bilimsel haberleri takip ediyor fakat birkaç gün önce okuduğum bir haber dikkatimi çekti. Haberin başlığı, "Tanrı'nın Eli"ydi. Haberin devamında şunlar yazılıydı:
Bir yıldızın patlaması sırasında ortaya çıkan ele benzeyen görüntü, hayret uyandırdı. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) uzayın derinliklerinde elde ettiği bir görüntü, görenleri hayrete düşürdü. NASA'nın ölü yıldızlar ve karadelikleri bulmak için geliştirdiği Nükleer Spektroskopik Teleskop Dizisi'ni (NuSTAR) kullanan bilim adamları, "Tanrı'nın Eli" adı verilen bir görüntü elde etti... "Tanrı'nın Eli" adı verilen uzay cismi, aslında uzayın derinliklerindeki bir yıldızın patlamasından sonra çevresine yaydığı gaz ve toz bulutundan oluşuyor. [1]
İnsan NASA'nın çektiği resme bakınca gerçekten kendini hayranlık içerisinde bulmaktan alıkoyamıyor. Özellikle Tanrı inancını ortadan kaldırmak için uğraşan naturalist astrofizikçilerin ve fizikçilerin evrenin başlangıcına dair günümüzde ileri sürdüğü birçok farklı hipotezin olduğu bir dönemde, evrenimiz içerisindeki muazzam ve huşu uyandıran bu görüntülerin olması inanılmaz derecede keyif vericidir.
 
Her ne kadar bilimde Tanrı ve İnanç ile ilgili verilen isimler içerisinde keskin bir ima ve ironi olmasına rağmen ( Örneğin Tanrı Parçacığı gibi.), evrenin bu muazzam yapısı görüldüğünde bundan binlerce yıl önce yazılan Mezmur'un sözleri zihnim de uyanmaktadır:
Seyrederken ellerinin eseri olan gökleri, Oraya koyduğun ayı ve yıldızları, Soruyorum kendi kendime: "İnsan ne ki, onu anasın, Ya da insanoğlu ne ki, ona ilgi gösteresin?"
İnsanoğlu evrendeki sayısız galaksiler, yıldızlar ve gezegenler dikkate alındığında toz tanesi denmeyecek kadar küçük bir varlık olarak göz çarpmaktadır. Bu kadar büyük ve muazzam bir evren içerisinde, kendimizi ve içerisinde bulunduğumuz evreni anlamamıza neden olan bir aklımızın ve şuurumuzun olması ne kadar da büyüleyicidir değil mi? Bununla birlikte bize var olma ve hayatımızı sürdürebilme imkânını sağlayan bir dünya içerisinde yaşamak ta bir o kadar hayranlık uyandırıcıdır. Tıpkı William Philips'in dediği gibi:
Tanrı, bize içinde yaşayabileceğimiz ve keşfedebileceğimiz muhteşem bir dünya verdi.
İmmanuel Kant'da bu konudaki hayranlığını şu şekilde dile getirmiştir:
Haklarında ne kadar uzun düşünürsem beni o kadar hayranlık ve huşu ile dolduran iki şey var: "Yıldızlar ile dolu gökler" ve içimizdeki "Ahlak Yasası".
Zihnimiz, karşılaştığımız olguları anlamlandırma çabası içerisindedir. Tanrı'ya inanan bir kişi için NASA'nın çektiği resim "Tanrı'nın Eli" izlenimini uyandırmaktayken, Naturalist yani doğalcı bir kişi için bu ilahi bir izlenim uyandırmayan fiziksel bir doğa olayıdır. Her ne olursa olsun, anlam ve amaç olmadan bu konu hakkındaki düşüncelerimizin bile bir anlamı kalmayacaktır.
 
Belki de tekrar Mezmur yazarının sözlerine kulak vermeli ve bizleri karşı karşıya bıraktığı o büyük soru ile yüzleşmeliyiz. Bu kocaman evren de insan nedir ki? Varlığının anlamı ve amacı nedir?
 
İşte bu soru karşısında Bilim sessiz kalmaktadır. Eğer özde natüralist bir evrim sürecinin ve doğal seleksiyonun bir ürünü isek, o zaman bu koskoca evren içerisinde bir tozdan daha fazla bir anlam ifade etmeyeceğiz.
 
Buna karşın, Tanrı'nın kendisi bizlere gerçek bir açıklama sunmaktadır.  Mezmur'un devamını okuduğunuzda Tanrı'nın insana nasıl özel bir anlam bahşettiğini görebilirsiniz. Kutsal Kitap bize, "Tanrı'nın insanı kendi suretinde yarattığını ve O'nu egemenlik sürmesi için yarattığı evren içerisine yerleştirdiğini söyler. Bunun da ötesinde, günahtan önce insanın Tanrı ile nasıl mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu görüyoruz. İnsan yaratılış içerisinde çok özel bir konuma sahiptir. [2]
 
İçerisinde kendimizi ufacık bir toz zerreciği olarak gördüğümüz bu koskocaman evren, belki de bu toz zerreciklerinin yaşaması için oluşturulmuş bir sahnedir, ne dersiniz? Aslında seçkin bir bilim adamı olan fizikçi Freeman Dyson özellikle dünyamızdaki bu ince ayarla ilişkili olarak şunları söylemiştir:
Evreni ve onun mimarisindeki ayrıntıları inceledikçe, evrenin bizim geldiğimizi biliyor olması gerektiği konusunda o kadar çok kanıt buluyorum.[3]
Bu koskocaman evren içerisinde insanın anlam kazandığı bir yerin olduğunu düşünüyorum. O da Mezmurcu'nun harika bir şekilde tasvir ettiği gibi, ellerinin eseri olarak bu evreni yaratan Tanrı'nın kendisinde mevcuttur. Tanrı'da yaşam amacımızı ve nihai anlamımızı keşfedebilir ve Mezmur'un son cümlelerini haykırabiliriz:
Ey Egemenimiz RAB, Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!
 


[2] Yaratılış 1. Bölüme baktığımızda insandan önceki yaratılışlarda her şeyin iyi olarak görülmesine karşın, Tanrı'nın insanı yaratmasından sonra her şeyin çok iyi olduğu söylenir.
[3] Collins. F., Tanrı'nın Dili, Yeni Yaşam Yayınları, sf. 75.

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.