Tarihimizle yüzleşmek: Nasıl Müslüman olduk ? "Ceyhun nehri kan akıyor"-5

Tarihimizle yüzleşmek: Nasıl Müslüman olduk ? "Ceyhun nehri kan akıyor"-5 DİN
4,0
12.05.2013 09:02:49
A+ A-

Cürcanlıları mağlûp ettiğimde üzerlerinden kılıcımı kaldırmaya, ta ki akan kanlarından değirmen döndürüp, unundan ekmek pişirip yemedikçe!

Halife Süleyman bin Abdülmelik'in yeni Horasan valisi Yezid bin Muhalleb, işte gün gelip bu yemini edecek ve de yeminini tutacaktır.

716 yılında bu göreve ikinci defa atanan Yezid bin Muhalleb, Kuteybe'den önce bu görevdeyken Harzem'den esir alınan binlerce Türk'ü, kış mevsiminde kendi askerleri üşümesin diye soyarak elbiselerini Arap askerlerine giydirmiş ve binlerce Türk esir soğuktan donarak can vermişti.

Haccac bin Yusuf, bir müneccimin senin yerinde gözü var demesi üzerine Mulalleb'i azlederek yerine Kuteybe'yi atamış, onu da zindanda işkencelerden geçirmiş, ancak öz eniştesi olduğu için öldürmemişti.

Yezid bin Muhalleb bu göreve ikinci atanışında Kuteybe'nin yerini doldurduğunu kanıtlamak için Cürcan şehrini ele geçirmeyi kafasına koymuştu.

Muhalleb, daha önce Dağıstan'ın işgaline yönelir. Dağıstan Hakanı Sal-Tekin'i uzun çarpışmalardan sonra ordusuyla kuşatarak ablukaya alır. Uzun süren abluka yüzünden açlık ve susuzluğun dayanılmaz hale gelmesi üzerine Sal-Tekin: "Benim taallukatımdan ve mallarımdan el çekersen öyle olsun" der ve teslim olmayı kabul eder.

Yezid bin Muhalleb'in şartını kabul etmesi üzerine Sal-Tekin teslim olunca, Dağıstan'a giren İslam ordusu, şehrin zenginliğini görünce derhal yağma ve talana girişerek 14 bin Dağıstan Türkü'nü de kılıçtan geçirir (Tarih-i Taberi cilt: 3, sayfa: 380-381). Yezid,"Kâfire verilen söz muteber değildir" kuralını uygulamıştır.

Daha sonra Cürcan şehrini kuşatan İslam Ordusu, 300 bin altın dirhem haraç karşılığı teslim olan şehrin tüm zenginliklerini yağmalar. Yezid bin Muhalleb, Cürcan'ı kolayca ele geçirmesinden aldığı cesaretle Taberistan'a yönelirken, şehre 4 bin kişilik bir jandarma gücü bırakır.

Ta ki akan kanlarından değirmen döndürüp, unundan ekmek pişirip yemedikçe!

Taberistan Hakanı İsfehbend, üzerine yürüyen 50 bin kişilik İslam ordusuna karşı, Deylem şehri hakanından da 10 bin kişilik yardım alarak dağlara çekilir. Taberistan dağlarında amansız bir mücadele veren Türklerin karşısında ağır zayiatlar veren İslam ordusu geri çekilir.

Bir yandan mücadeleyi sürdüren İsfehbend'in, Cürcan'a da yardım çağrısı göndermesi üzerine ayaklanan Cürcan halkı, Esed bin Abdullah komutasındaki 4 bin kişilik Arap jandarma gücünü tamamen yok eder.

İste bu olayı duyan Yezid bin Muhalleb, tarihe geçen o ünlü yeminini eder:

"Cürcanlıları mağlup ettiğimde, üzerlerinden kılıcımı kaldırmaya, ta ki akan kanlarından değirmen döndürüp unundan ekmek pişirip yemedikçe!" (Taberi'den aktaran Sabri Gündüz: İslamlık, Türklük, sayfa: 135)

Ancak daha önce İsfehben'di teslime razı etmesi için, onu tanıyan Hayyan Nebiti'yi elçi olarak gönderir. Hayyan Nebiti, bin bir türlü dil dökerek, 100 bin altın dirhem, 400 yük zaferan, her birinin başında bir simin tabak, üzerlerinde bir top ipek ve parmaklarında bir gümüş ya da altın yüzük olan 400 genç esir erkek karşılığında, İsfehbend'i teslim olmaya razı eder. Hatta Yezid, bizden mi yoksa onlardan mı? Diye sorarak şaşkınlık geçirir.

Görülmektedir ki İsfehbend, kendi emniyeti ve güvenliği için, daha önce yardım çağrısı yaptığı Cürcanlılara, mâlesef ihanet etmiştir.

Cürcan Hakanı, İsfehbend'le barış yaptıktan sonra Yezid bin Muhalleb'in ordusuyla üzerine yürümesi karşısında şehrin kalesine çekilir ve yedi ay süren amansız bir mücadele başlar. İslam ordusu tüm saldırılarına rağmen, her seferinde ağır kayıplar vererek geri çekiliyordu. Aralıksız mancınık atışlarıyla verdirilen ağır tahribata rağmen Türkler bir türlü mücadeleden vaz geçmiyordu. Bu durum Arap ordusunda büyük bir moral bozukluğu yaratmıştı.

Sonunda Yezid'in adamlarından Heyyac bin Abdurrahman, kalenin yaslandığı tepede tesadüfen kaleyi ele geçirmeye müsait bir yol keşfederek 4 bin dirhem altın karşılığı Yezid'e tarif eder. Sabah ön cepheden şiddetli bir şaşırtma saldırısı başlatılarak şiddetli bir savaş verilirken, tepedeki yoldan kaleye giren Arap askerleri, Türkleri esir alır.

Sonunda Cürcan'a girmeyi başaran Yezid bin Muhalleb, eli silah tutan herkesi kılıçtan geçirtir, şehrin bütün gençleri esir alınır, şehir yağma ve yıkıma uğratılır, geçeceği yolun 4 fersahlık (24 km) kısmına darağaçları diktirerek esir alınan Türk gençlerini astırır. 12 bin kişiyi de yemini için ayırır.

Tarihe geçen, kanlı değirmen hadisesi:

Bu 12 bin genç, Cürcan yakınındaki Erderhiz vadisine sürülür. Vadiye gelince Yezid'in askerlerine: "bunlardan intikamını almak isteyen alsın!" demesi üzerine 12 bin silahsız Türk gencine saldıran Arap askerleri hepsini katleder. Erderhiz vadisi, parçalanmış insan cesetleriyle dolmuş ve bu cesetlerden akan kanlar bütün vadiyi kızıla boyamıştır.

Daha sonra vadiden akan nehrin yönü cesetlere doğru değiştirilir. Nehir suları 12 bin cesedin kanıyla karışarak kandan bir ırmağa dönüşmüş ve olayın geçtiği yerin ilerisindeki değirmene ulaşmıştır. Yezid bin Muhalleb, işte bu kanlı değirmenin öğüttüğü buğdayın unundan pişirttiği ekmeklerden yiyerek yeminini de yerine getirir.

Tarihi kaynaklar, Cürcan katliamında öldürülen Türklerin sayısının, 40 bin kişiden fazla olduğunu yazar. (Z. Kitapçı: Yeni İslam tarihi ve Türkistan, cilt: 1, sayfa: 262-263)

Çıkardığı isyan sonucunda kafası kesilen Yezid bin Muhalleb, tıpkı Kuteybe bin Müslim gibi adeta yaptıklarının cezasını çekiyordu:

717 yılında halife olan Ömer bin Abdülaziz, ganimet mallarının merkeze gönderilmesiyle ilgili çıkan sorun nedeniyle Muhalleb'i görevden alarak zindana attırır. Ömer bin Abdülaziz'in iki yıldan az süren halifeliği ölümüyle son bulunca, yerine Muhalleb'in can düşmanı olan Yezid bin Abdülmelik halife olur.

Bunun üzerine Muhalleb hapisten kaçar. Onu yakalama çabaları sonuçsuz kalır ve Basra'yı hâkimiyetine alarak geniş bir bölgede Emevi yönetimine karşı isyan başlatır. Halife ordusuna ağır kayıplar verdirir. Öyle ki halife Yezid bin Abdülmelik ölüm korkusuna kapılır.

Nihayet, Mesleme ve Abbas adlı iki komutan liderliğinde toplanan büyük bir hilafet ordusuyla giriştiği ve on binlerce de Müslümanın öldüğü savaş sonunda Yezid bin Muhalleb öldürülür. Muhalleb ile birlikte 300 yakınının da kesilen kafaları halifeye gönderilir. Bunun üzerine Muhalleb'in oğlu da Vasıt'ta tuttuğu elindeki 32 esirin kafasını kestirir. Savaş Muhallebin bütün yakınları ve soyu kurutuluncaya kadar devam eder ve geriye sadece kadınlarla kızlar kalır. Onlar da Mesleme tarafından, cariye olarak Cerrah bin Hakem'e satılarak sorun çözülmüş olur.

Görüldüğü gibi vahşet yaratan düzenlerde, vahşeti yaratanların sonu da, yine vahşice olur!

Türk yurtlarında Arap zulmüne karşı topyekûn bir isyan dalgası başlayacak ve Araplar neye uğradıklarını şaşıracaklardır.

Gelecek yazımda, bu konu ile devam edeceğim.

AHMET ELDEN

 

   



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.