Tek ümmet çok milliyet

Tek ümmet çok milliyet DİN
0,0
24.08.2014 22:09:42
A+ A-

Her şey 18. Yüzyılın son çeyreğinde teorilerde ortaya çıkan özgürlük anlayışının dünyada pratikleştirilmesi çabasıyla başladı. Toplumlarda hepimize anlatılan şekliyle bir milliyetçilik hareketleri, özgürleşme emareleri görülmeye başlandı. Hepimize anlatıldığıyla diyorum çünkü aslında olan bu değildi. Hiçbir toplum yola özgürleşelim veya milletimizden, ırkımızdan insanlarla birlikte yaşayalım diyerek tabiri caizse bilinçli olarak çıkmadı. Peki, neydi toplumların veya bireylerin ayaklanması ve yüzyıllardır egemen olan düzene başkaldırarak kendi düzenlerini oluşturmak istemelerinin sebebi? Soru tarihsel bir yargıyı, kabulü sorgulayacak bir soru. Peki, cevabı ne? 

Toplumlar, coğrafi keşiflerle birlikte Batıdan gelen kâşiflerle tanıştı. Kâşifler onlara ellerinde bulunandan farklısını göstermişti. Neydi peki bu? Literatürdeki tabiriyle kapitalizm âmiyane tabirle para. Toplumlar kâşiflerden önce ellerindekini -maden, buğday vs.- üretiyorlar veya çıkarıyorlar günlük ihtiyaçlarını karşılıyorlar ve kalanı da topluma bırakıyorlardı. Herkes işine yarayan lazım olan kadarını alıyor kullanıyordu. Taa ki Batılı kâşifler toplumlarına gelene kadar. 

Önce dinlerinden ve dünlerinden başladılar yozlaştırmaya. Yani kendi dinlerini ve din algılarını yerleştirdiler. Bunu yapamadıklarının dünlerini yani tarihlerini değiştirildiler. Kendilerinin yönetmen olduğu gittikleri toplumların ise oyuncu olduğu, kurgu bir tarih yazdılar. Din algılarını değiştirdiler sonra yardımlaşmayı, birleştirmeyi şiar edinmiş bir din algısından dini vicdanlara hapseden vicdansızların rahatlıkla kullanabileceği bir din haline getirdiler. Bunlarla yetinmediler ekonomilerine el attılar. Herkesin kendine yeten kadarını aldığı bir ekonominin yerine paraya doymaz mal mülk sevgisiyle içini doldurmuş tabiri caizse içleri çamur dolu insanlar oluşturdular. 
Bu olayların ve durumların sonucunda Deniz'de damla misali olan insanın, kendini deniz sanması yani bireysellik tuzağına düşmesi söz konusu oldu. Ayrıca bu durum bireyde kalmamış yüzyıllardır birlikte yaşayan toplumların da Milliyetçilik akımının etkisiyle ayrılmasına, aralarına suni çizgiler çekmesine sebep olmuştur.
Çekilen suni çizgiler gelen Kâşiflerin zihniyetiyle çizilmiş ve bağımsızlık nidaları gökleri inletmiştir. Fakat bir şeyi atlamışlardı Peki neydi o? 

Atladıkları şey yumruklarıyla özgürlük nidaları atan insanların beyinlerinin aslında özgür olamadığıydı. Bedenler toplumlar özgürdü, belki sınırlar en kârlı bir şekilde çizilmişti ama o sınırları yönetecek beyinler özgür değildi. Zorlama teorilerle, günlük avuntularla çalışan; Batılı bir kâşif kafasında insanlar yetişmişti zamanla. 
Evet, sevgili kardeşlerim çizdiğim tablo bir Ümmetin nasıl bugünlere geldiğinin kendi değerlerini unutarak Batılı kâşiflerin peşine takıldığının ve bu hezeyanlarını Milliyetçilik nidalarıyla finallendirdiğinin hazin tablosuydu.
Bugünler de eğer Suriye, Filistin vb. tüm dünyada Müslümanlar zulüm görüyorsa; dünyaya yön veren hiçbir kuruluşta Müslümanların esamesi bile okunmuyorsa bunun sebebi Milliyetçilik tuzağına düşmüş sözde Müslüman ama özde Müslüman olmayan beyinlerin batılı Kâşiflerin peşinden gitmesidir.
Şimdi Müslümanlar! Kendimize dönüş zamanıdır zaman. Öze dönüş zamanı. Kuran'ı mezarlıklardan şehir merkezine getirmenin ve Allah'ın hükümleriyle hükmetmenin zamanıdır. Bunun için çok çalışacağız gayret edeceğiz Çünkü biz biliyoruz ki Rabb'imiz çalışana karşılığını verendir. O'na verdiği sözü tüm zorluklar altında tutmayı başaranlara kuşları bile vasıta yaparak yardım edendir...
Zaman Rabbani bir titreme ve Kur'ani bir kendine gelme zamanıdır. 

Esselamualeykümverahmetullah..

@GMuttaki

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.