Teslimiyetten başka din yoktur!

Teslimiyetten başka din yoktur! DİN
4,7
29.10.2013 13:58:18
A+ A-

Bir ses var evrende.

Bu ses öyle bir sestir ki her sesin, her melodinin aslıdır. Asıl ses O'dur, duyduğumuz her ses o sesin aks-i sedâsıdır .

Var dediğimiz herkes, kulağa veya bu sesi söyleyen dudağa ihtiyaç duymadan bu sesi anlamıştır. Hatta bütün insanlar şöyle dursun, bu sesi kurtlar, kuşlar, dağlar, taşlar bile işitmiştir.

Her dem Allah'tan " Elestü BiRabbiküm (Rabbiniz değil miyim)" sesi gelir.

Gerçi mevcudattan açıkça "Bela şehidna (Evet, şahidiz)" sesi gelmese de var olmaları "bela" demelerinin sonucudur. Çünkü "Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh innallâhe vâsiun alîm. (Maşrik de (doğu veya doğuş mahallî) mağrip de (batı veya batış - kayboluş - ölüm) Allâh'a aittir! Ne yana dönersen Vechullah karşındadır (Allâh Esmâ'sının açığa çıkışıyla karşı karşıyasın)! Muhakkak ki Allâh tüm varlığı kapsar ve ilim sahibidir.)" Ve yine çünkü "mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ. (Hareket eden hiçbir canlı yoktur ki onun "Bi"nasiyesinde (alnında olarak) tutmuş olmasın)". 

Zaten başka türlü 'şahdamarından daha yakın' olamaz. Sana senden bile daha yakın olabilemez..

Bunlar "İnned dîne indâllâhil islâm (Allâh indînde din, İslâm'dır!)" ayetinin işaretleridir, iyi okuyalım canlar...

İslâm...

Yani teslim olunmuşluk.

Madde veya mana âleminde 'teslim olunmuşluktan' başka din veya anlayış yoktur. Çünkü varlığı var eden " Mâliki yevmid dîn (din gününün sahibi)" dir. Din günü ise sanıldığı gibi ölüm anı, hesap günü, ahiret veya mahşer günü değildir; din günü her 'an'dır. Ki zaten Allah'ın hükmedemediği bir an bile mevcut değildir. Her anın hükmedicisi ve varedicisidir. Bu bir manada "kulle yevmin huve fî şe'nin ("HÛ" her "AN" yeni iştedir)" anlamına gelir. O'dur her an yeniden, yeniden ve yeniden yaratan, her an "kün (ol)" diyen.  Her an "ol" demese zaten varlık ol'amaz.

"Ol" emrini söylemek için dudağa gerek yoktur, bu emri duymak için kulağa gerek yoktur (tıpkı yukarıdaki 'Rabbiniz değil miyim?' örneğinde olduğu gibi). Çünkü  "Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm. (Semâlarda ne var ve arzda ne varsa Allâh'ı tespih (ortaya koydukları işlevle Esmâ özelliklerini açığa çıkararak kulluklarını yerine getirmeleri) içindir! O Aziyz'dir, Hakiym'dir.)

Bunları anlamak kolaydır, bir o kadar da zordur, meşakkatlidir.

Bunları biraz anlayabilirsek "çok faydalıdır, bu zikirleri ve duaları çok okuyun" diye devamlı okumamız istenenlerin yalnızca birer kelime veya cümleden ibaret olmadığını, teslim olunmuşluğun tarifi olduğunu anlarız; ki zaten bunun için devamlı bunları okuyun denilmiştir.

Lâ ilâhe illallahu Vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Tanrı (dışsal bir ilah veya ben'lik)yoktur, sadece Allah. Hu Vahid'tir, O'nun şeriki (ikincisi) yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. Hu, herşeye kâdirdir)

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ Billâhil aliyyil azîm. (Havl (güç) yoktur, kuvvet yoktur, sadece Ali ve Azim olan Allah ('B' ilahi) )

İbrahim'in (A.S.) dillendirdiği de ("Hâlbuki sizi de yaptıklarınızı da Allâh yaratmıştır!"), Yunus'un (A.S.) fark edip dillendirdiği de ( "lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn (Tanrı yok (benliğim yok); sadece Sen (hakikatimi oluşturan El Esmâ mânâların)! Senin (Esmâ mânâlarını açığa çıkaran olarak bu işlevimle) tespihinde-      yim! )" ) , İsa'nın (A.S.) dillendirdiği de ("Benim ve sizin Rabbiniz olan Allâh'a kulluk bilincine erin") gerçekte  İslam (teslimiyetin farkındalığı)'dır. "Rabbin bal arısına vahyetti" mesajı bu teslimiyetin işaretlerindendir. Yusuf (A.S.) kıssasında da yine bu gerçeğe dikkat çekilmek istenmiştir ("Hüküm ancak ve yalnız Allâh'ındır! Hükmetmiştir, sadece kendisine kulluk edilmesini! İşte geçerli Din (anlayışı) budur. . . Fakat insanların çoğu bu gerçeğin farkında değildir!"). 'Yerde ve gökte ve varsa hepsi Allah'ı tesbih eder' işareti de yine İslâm'ın (teslim olunmuşluğun) bir başka anlatımıdır. (Siz belki de görünüşte Allah'ı tesbih etmiyorsunuz, hatta O'na inanmıyorsunuz. Fakat ayetin işaret ettiği 'yerde ve gökte ne varsa' nın kapsamına siz de dâhilsiniz ve O'nu tesbih etmektesiniz. Biliniz ki Yusuf (A.S.) kıssasında açıkça sizin durumunuza işaret edilmektedir; "fakat insanların çoğu bu gerçeğin farkında değildir" .)

 

Siz İslam'ı değer yargılarınızla, örflerinizle, duygularınızın oluşturduğu düşüncelerinizle tarif etmeye çalışsanız ve onu bu tarif neticesinde kabul etseniz de, reddetsenizde; Allah indinde din İslâm'dır. Sizin onu kabul veya reddetmeniz bir şeyi değiştirmez.

Fakat bunu fark etmeniz çok şeyi değiştirir!

 

Sürç-ü lisan ettiysem affola,

Saygıyla.

 

 

 

Bilimsel bir not: 20. Yüzyılın ikinci yarısından beri yapılan nörolojik deneylerin, testlerin ve gözlemlerin sonucunda beyinlerdeki etkinlik artışının hareket etme isteğini duyduğumuz andan daha önce başladığı tespit edilmiştir (dikkat edelim; hareketi yaptığımız andan itibaren değil, hareketi yapma isteği duyduğumuz an da değil, hareketi yapma isteği duyduğumuz andan bile önce!). Ve bu artış öyle çok kısa bir süre değil, bir saniyeden daha uzun bir zaman önce başlıyor. Bir başka deyişle, kişi, hareket isteğini bilinçli bir biçimde açığa çıkarmadan epeyce önce beynin bazı bölgeleri karar vermeye başlamış oluyor bile. Örneğin; elimizi kaldırmak gibi bir karara vardığımızdan haberimiz bile yokken beynimiz işleme çoktan başlamış ve hatta işlemi bitirmiştir (Bakınız: Benjamin Libet deneyi). İşte bu deney ve araştırmalar belki de bize 'sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır' uyarısının ne kadar gerçek olduğunu göstermiştir, doğrusunu Allah bilir.

 

Bu kısa yazının sonucunda belki kafanızda şöyle bir soru oluşmuş olabilir: Beni de yaptıklarımı da Allah yarattıysa; o zaman neden hatalarımdan ve bildirilenleri yapmadığımdan ötürü cehenneme atılacağım(!) ki? Bu sorunun cevabını bulmak istiyorsanız bu yazıyı dikkatlice defalarca okuyun. Düşünün, araştırın, sorgulayın. Allah ismi ile neye dikkat çekilmek ve ne anlatılmak istendiğini, 'kul' tanımı ile neye işaret edildiğini umarım sorgulayarak ve İslam'ı gerçekten objektif kaynaklardan (hacılardan, şeyhlerden, cübbe giyenlerden ve hatta diyanetten değil!!!) araştırarak belki kavrayabilirsiniz. Şüphesiz ki 'Hamd Allah'a aittir'...



YORUMLAR

Başlık ve son soru -

Başlık çok can alıcı. Yazılarınız ve bakış açılarınız tamamen güzel ve özel olmuş. Gene severek okudum ve teşekkürler. Yazının sonundaki soruyu, bizler soramayacak kadar korkan bir nesil idik. Hey gidi yeni zamanlar..

1 2
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.