Teslis İnancının Eleştirisi

Teslis İnancının Eleştirisi DİN
0,0
24.05.2014 08:46:45
A+ A-

Bu yazımda ?daha önceki bir yazımda vaat ettiğim üzere- Hristiyanlıktaki Teslis görüşünün yanlışlığını bizzat Hıristiyan Kutsal Kitabını kaynak göstererek açıklamaya çalışacağım.

Teslise göre tek Tanrı kendini üç farklı kişilikte ifade eder: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh. Bu görüş kısaca 'Üçlü bir Tanrı' diye de anılır. Peki, bu görüş doğru mudur? Kilise (Kilise derken Katolik-Ortodoks Kiliseleri ve Katolizmden türemiş Protestan Kiliselerini topluca kastediyorum) şöyle öğretir: Tanrı tektir, O bir özdür ama kendini üç kişilikte ifade eder. Bunlar ayrı kişiliklerdir ve ebedidirler. Bu durum 'üç Tanrıcılık' olarak görülemez çünkü bu üç kişilik aynı Tanrısal özü paylaşır.

Evet, yaptıkları açıklama -özetle- üstteki şekildedir. Ama bu hiç de ikna edici bir açıklama değildir. Bir kere, aynı Tanrısal özü paylaşmasalar hepsinin Tanrısal kişilik oldukları zaten iddia edilemezdi. Bir örnekle açıklayalım: Benim adım Fırat. Yanıma Murat ve Burak da geldiğinde biz kaç insan oluruz? Üç insan oluruz. Şimdi ben çıkıp, ''Üçümüz de aynı insani özü paylaştığımız için biz aslında üç insan değil kendini üç kişilikte açığa vuran tek bir insanız'' desem, doğru mu söylemiş olurum? Hayır, doğru söylemiş olmam çünkü aynı insani özü paylaşmıyor olsak, mesela ben insani öze sahip olsam fakat diğerleri hayvani bir öze sahip olsa zaten bir insan ve iki hayvan var dememiz gerekirdi. 'Üç tane insan var' dememiz için zaten üçümüzün de aynı insani öze sahip olmamız (yani insan olmamız) gerekir. Görüldüğü gibi aynı insani öze sahip olmamız bizim tek bir insan olduğumuzu göstermez. Üç tane farklı insan olmamız üç ayrı kişiliğimiz olmasından kaynaklanır. Özümüz de farklı olsaydı 'üç tane ayrı insan var' demezdik zaten, biri insan öbürleri başka tür derdik. Yani özümüzün aynı olması bizi tekleştirmez. Farklı kişilikler olmamız 'üç tane' diye adlandırılmamız için yeterlidir. İşte Teslis inancı da Kilisenin öğrettiği haliyle bal gibi de üç ayrı Tanrıya tapınma öğretisini yansıtır. Aynı Tanrısal özü paylaşmasalar zaten biri Tanrı iken diğerleri başka şey derdik. Örneğin eski Yunan dininde başlıca Olympos Tanrıları 12 tanedir. Hepsi Tanrı oldukları için aynı tanrısal özü paylaşır ama farklı kişilikler oldukları için biz '12 tane Tanrı var, bu çok tanrıcı bir dindir' deriz. Kimse kalkıp da 'Kendini 12 kişilikte gösteren tek tanrıya inanmışlar' demez. Siz eğer Tanrısal özün üç farklı kişilikte ortaya çıktığını söylüyorsanız o zaman bunun anlamı sizin üç Tanrıya inandığınızdır. İki kere iki, dört! Mantık bunu böyle söyler. Ama Kilise mantık dışı iddialarda bulunabiliyor.

Kaldı ki, İncilin hiçbir yerinde 'Tanrı üç kişiliklidir' yazmaz. Bu tür bir görüş Kilisenin yorumudur. Tarihte başka yorumlar yapan pek çok topluluk yok edildiği için egemen yorum olarak günümüze bu teslis görüşü gelmiştir. Peki ama işin aslı nedir?

İncil Kilise dogmalarıyla değil önyargısız bir gözle okunduğunda anlaşılan şudur: İsa, Vaftizci Yahya tarafından vaftiz olurken kendisine Kutsal Ruhun hulul etmesiyle Mesih olur. İsa olgunlaşıp seçilerek Mesih olmuş, Söz'ü alarak Oğulluk hakkı kazanmıştır; yani sonradan kazanmıştır. İsa bize sunduğu kurtuluşu evvela kendi yaşamış ve bir Rabbi (Öğretmen) olarak kendi yaşamıyla örnek sunmuştur. Yani doğuştan itibaren olacağını olmuş biri değil, olgunlaşıp Söz'ü ve Oğulluğu almaya hak kazanmış, sonradan meshedilmiş bir Öğretmendir. Tanrı Oğulluğu kazanılan bir sıfattır ve İsa 'ilk doğan' olarak bunu ilk kazanandır. Ezelden beri öyle değildir. Sonradan kazanmıştır. Dikkatli okuyun;

''İsa onlarla birlikte yola çıkıp Nasıra'ya döndü. Onların sözünü dinlerdi. Annesi bütün bu olup bitenleri yüreğinde sakladı. İsa bilgelikte ve boyda gelişiyor, Tanrı'nın ve insanların beğenisini kazanıyordu.'' (Luka 2:51-52)

Üstteki ayette İsa'nın gelişmiş olarak gelmediği, doğduktan sonra bilgelikte de gelişme gösterdiği yazıyor. Yani öncesinde bilgelikte yeterli gelişkinlikte değildi! Eğer Söz adında bir Tanrısal kişilik bebekliğinden itibaren İsa'da bulunsaydı ?Tanrısal bir kişilik her zaman bilgelikte yetkin olacağından ötürü- İsa'nın hep yetkin olması gerekirdi. Ama üstteki ayette çocuk İsa'nın zaman içerisinde boyda nasıl gelişmişse bilgelikte de öyle geliştiği yazıyor. Çünkü çocukken Tanrısal Ruh ona nüfuz etmemişti. Ama seçilmiş biriydi ve Ruh'un ona hulul edeceği belliydi, etmesi için doğdu. Öte yandan ayette İsa'nın 'Tanrının beğenisini kazandığından' da bahsediliyor. Demek ki vaftizden evvel kendisinde tanrısallık yoktu ki Tanrının beğenisini kazanabilmiş. Aksi halde (yani Kilise görüşü doğru olsaydı ve İsa'da da bir Tanrısal kişilik bulunsaydı) Tanrı kendi kendinin mi beğenisini kazanıyor diye sormamız gerekirdi.

''İsa, Ruh'un gücüyle donanmış olarak Celile'ye döndü.'' (Luka 4:14)

Üstteki ayette İsa'nın gücünü Kutsal Ruhtan aldığı belirtiliyor. Celile'ye Ruhun gücüyle donanmış olarak döndüyse, öncesinde bu güçle donanmamıştı demektir. Eğer İsa'da Kutsal Ruh'tan ayrı Oğul adında bir Tanrısal kişilik olsaydı bu kişilik diğer kişiliğin gücüyle donanmaya ihtiyaç duymazdı. Fakat İsa'nın Oğul haline gelmesi zaten Kutsal Ruhun gücüyle donanması sayesinde olmuştur.

''[İsa, Yeşaya'nın kitabından okur] 'Rab'bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü o beni yoksullara Müjde'yi iletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak ve Rab'bin lütuf yılını ilan etmek için beni gönderdi' Sonra kitabı kapattı, görevliye geri verip oturdu. İsa, 'Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir' diye konuşmaya başladı.'' (Luka 4:18-19)

Üstteki ayette İsa'nın ezelden beri Mesih olmayıp sonradan 'Rabbin Ruhunca' meshedildiği ve bu şekilde Mesih olduğu açıkça belirtiliyor. Buradan anlıyoruz ki Mesihlik de Tanrısal bir kişiliğin adı değil sonradan kazanılan bir sıfattır. 

''İsa vaftiz olur olmaz sudan çıktı. O anda gökler açıldı ve İsa, Tanrı'nın Ruhu'nun güvercin gibi inip üzerine konduğunu gördü.'' (Matta 3:16)

Üstteki ayette İsa'nın Kutsal Ruhla birleşmesinin vaftiz sırasında gerçekleştiği anlatılıyor. Bu, doğumla veya ezelde değil vaftiz sırasında olur. Nitekim Ruh, hak edip etmediğini sınamak için hemen sonra İsa'yı çölde Şeytan tarafından denenmeye götürür. Bu demektir ki öncesinde Ruh ona hulul etmemişti. Zaten İsa'da Oğul adında ayrı bir Tanrısal kişilik bulunuyor olsa vaftizde gökler açılıp bir başka kişilik olduğu söylenen Kutsal Ruh niye üzerine insin ki? 

''Buluttan gelen bir ses, 'Bu benim Oğlum'dur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!' dedi.'' (Luka 9:35)

Üstteki ayette İsa'nın ezelden beri değil seçilme sonucu Oğul olduğu açıkça belirtilmektedir. Vaftizde Tanrının Ruhu onun üzerine konunca (yani hulul edince) göklerden 'Bu benim Oğlumdur' diye ses geldiği de açıkça yazıyor. Oğulluğu bu sırada, Ruhun hulul etmesiyle kazanır. Ses bunun üzerine gelir. Ses, Söz'ü taşır. Söz, Oğulluk sözüdür. Oğulluk da Ruhun hulul etmesiyle edinilir. Tanrının Ruhu hulul edince Tanrının Oğlu sıfatını edinirsin. İsa bu Ruhu diğer insanlara da vaat etmiştir. Bunu alan herkes Oğulluk hakkı kazanır. Pavlus mektuplarında bunları defalarca yazmıştır. Burada Oğul adında Tanrıdan ayrı ve ezeli bir kişilik söz konusu değildir. Tanrısal Ruhun hulul ettiği kişi Oğul olur. Bu bir sıfattan ibarettir.

''[İsa] Kim olduğunu açıklamamaları için onları uyardı. Bu, peygamber Yeşaya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: 'İşte Kulum, O'nu ben seçtim, Gönlümün hoşnut olduğu sevgili Kulum O'dur, Ruhumu O'nun üzerine koyacağım, O da adaleti uluslara bildirecek..' '' (Matta 12:16-18)

Görüldüğü üzere İsa'nın tekrar edip onayladığı sözlerden açıkça anlaşılıyor ki İsa da bir kuldur ama seçilmeyle Oğul olmuştur. Oğul olması, Tanrının kendi Ruhunu onun üzerine koymasıyla (hulul etmesiyle) gerçekleşmiştir. Burada Tanrıya erme, olgunlaşarak benliğini yenip Tanrısal Ruhu alma söz konusudur. Bu şekilde Oğulluğa kabul edilmiştir. Başlangıçtan beri Oğul adında ayrı bir kişilik vardı da o geldi diye bir şey yok. 'İşte sevgili kulum, onu ben seçtim' diyor. Ayetler bu kadar açıkken Teslis görüşünü savunabilmek için hakikaten de ayrı bir 'yetenek'(!) gerekiyor olmalı! Kilise bu ayetleri nasıl bu kadar yanlış anlıyor acaba?

(Yuhanna 17:14) "(İsa dedi) Ben onlara senin sözünü ilettim, dünya ise onlardan nefret etti. Çünkü ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller."

Üstteki ayette görüldüğü gibi İsa'nın kendisi Söz değildir, Söz'ü alarak insanlara iletmiştir. Kendisi Söz adında ayrı bir kişilik olsa 'Senin sözünü ilettim' diyebilir mi? Yanlış anlama olmaması bakımından tekrar edeyim; İsa'nın kendisi Sözdür ama ezelden beri değil sonradan Söz'ü giyinmiştir. Söz ayrı bir tanrısal kişilik değil Tanrının Kutsal Ruhunun bir niteliğidir. Bu Ruh, 'bilgelik ve vahiy ruhu' olarak da adlandırılır. Bilgelik ve vahyetme yeteneği ile doludur. Bu Ruhun hulul ettiği kişi beden almış söz olur çünkü sözü söyleyen kişi Ruhu almıştır. Artık o bir tür 'Konuşan İncil' olur. Artık ağzından çıkan her söz Tanrının Sözü olur. ''Söz beden aldı ve aramızda yaşadı'' denirken bunlar anlatılır. 

(Romalılar 1:1, 3-4) "İsa Mesih'in kulu, .....Pavlus'tan selam!......Bedence Davut'un soyundan doğan Rabbimiz İsa Mesih'in, kendi Kutsal Ruhu sayesinde ölümden dirilişiyle Tanrı'nın Oğlu olduğukudretle ilan edildi."         

Üstteki ayette İsa'yı ölümden diriltenin Kutsal Ruh olduğu belirtiliyor. Eğer İsa'nın Oğul veya Logos adında ayrı bir Tanrısal kişiliği olsaydı, diğer bir kişilik olarak görülen Kutsal Ruhun diriltmesine gerek kalmaz, kendi kendini diriltirdi. Fakat böyle yazmıyor. Çünkü İsa'yı ve sonrasında bizleri 'Tanrının Çocuğu' yapacak olan Kutsal Ruh'tur. Zaten 'kendi Kutsal Ruhu' denerek İsa'daki tanrısallığın Kutsal Ruhtan kaynaklandığı belirtilmiş. Burada Oğul adlı üçüncü bir Tanrısal kişiliğe yer yoktur. Oğulluk Kutsal Ruhu alanın kazandığı bir sıfattır, bir konsepttir. Hepimiz Oğulluğa kabul edilmekteyiz, bunu Pavlus'un pek çok ifadesinde görmek mümkündür. Buyurun;

"Oğullar olduğunuz için Tanrı, öz Oğlunun «Abba! Baba!» diye seslenen Ruhunu yüreklerinize gönderdi." (Pavlus-Galatyalılar'a Mektup 4:6) 

Üstte görüldüğü gibi Tanrın'nın 'Abba, Baba' diye seslenen ve alanı Oğul yapan Kutsal Ruh'u bize gelince biz de Oğullar oluruz. Görüldüğü gibi Oğulluk bir konsepttir, sıfattır. Ayrı bir Tanrısal Kişilik ve sadece İsa'ya has bir şey değildir. Ayetteki 'öz Oğul' ifadesi de kafa karıştırmamalıdır. İsa'nın Tanrısal Ruhu almayıp evlat edinildiği türünden fikirler yanlış olur. Pavlus buna atıf yapıyor. Tanrının Ruhunun hulul ettiği herkes öz Oğul olmuş demektir (Oğul kelimesine takılmayın, Tanrının Çocuğu olmuştur yani). İsa'yı ve tüm diğer insanları Oğul yapan, Kutsal Ruh'un gelmesidir;

''Tanrı'nın Ruhu'yla yönetilenlerin hepsi Tanrı'nın oğullarıdır.'' (Romalılar 8:14)

Üstteki alıntılardan gösterebilmiş olmayı ümit ediyorum ki İsa ezeli değildir. Söz ezelidir ve Oğulluk bir konsepttir. Söz, Tanrının Sözüdür, ayrı bir kişilik değildir. İsa'nın sonradan seçilerek Oğul olması ve Söz'ü alması, üç kişilikli Tanrı görüşünün yanlışlığını ortaya koyar. Logos'un (Söz) ezeli olup başlangıçta Tanrıyla birlikte olduğu Yuhanna Gospelinin daha ilk cümlelerinde  belirtilir. Söz Tanrıyla birliktedir. Çünkü Söz, Tanrının Ruhunun bir niteliğidir. Söz, Tanrının sözüdür ve her söz gibi söyleyene aittir. Ayrı bir kişilik değildir. ''Her şey O'nun aracılığıyla oldu, hiçbir şey O'nsuz olmadı'' diye yazar Yuhanna. Bu sözler, Kutsal Ruh'un yaratılışa içkin olduğunu ve hiçbir şeyin Ruhsuz veya Tanrıdan uzak olmadığını belirtir. Bu bakış açısı Pavlus'un Tanrıyı yaratılışın dışında değil onu kapsayan ve onunla olan bir varlık olarak sunan kavrayışına da (panteizm) uygundur;

(Elçilerin İşleri 17: 27-28) ''Bunu, kendisini arasınlar ve el yordamıyla da olsa bulabilsinler diye yaptı. Aslında Tanrı hiçbirimizden uzak değildir. Nitekim, 'O'nda yaşıyor ve hareket ediyoruz; O'nda varız.' Bazı ozanlarınızın belirttiği gibi, 'Biz de O'nun soyundanız.''

Yuhanna Gospelinde Logos'un beden alıp aramızda yaşadığını söyleyen ayetlerden hemen sonra İsa'nın doğumundan itibaren değil, bu kısmı tümüyle atlayıp vaftizden itibaren anlatmaya devam edildiğine dikkat edilmelidir. Çünkü Tanrısal Ruhun niteliği olan Tanrısal Kelam vaftizle birlikte İsa'ya hulul etmiş ve böylece beden almıştır. Söz'ün beden alma işi vaftizle başladığı için Yuhanna, ''Söz beden alıp aramızda yaşadı'' dedikten hemen sonra vaftizde İsa'ya Kutsal Ruhun inmesinden itibaren anlatımına devam eder. Meryem'in onu babasız doğurmasından v.b. hiç bahsetmez (Markos da hiç bahsetmez ve vaftizden itibaren anlatır).

Logos sözcüğü Kelam anlamına geldiği kadar Vaat anlamına da gelir. Bu 'Vaat', Kutsal Ruhu alacağımız vaadidir. Kurtuluş vaadidir. Kurtuluş Kutsal Ruhu almakla olur. Çünkü kendi ruhumuz hayvanlardaki gibi ölümlüdür. Kutsal Ruhu alamazsak hayvan gibi ölüp gider, beden hapishanesinden çıkamayız. Fakat Ruhun bize gelmesi için benliğimizi simgesel bir çarmıhta aşarsak ve dünyaya Ruhun mekanından düştüğümüz bilgisini hatırlarsak o zaman Ruh, İsa'yı olduğu gibi bizi de diriltecektir. Kutsal Kitap'ın anlattığı budur. İsa hep Ruh'u vurgular. Hikayenin merkezinde olan Kutsal Ruh'tur aslında. Bu yüzden İsa şöyle der;

''İnsanoğlu'na karşı bir söz söyleyen herkes bağışlanacak. Oysa Kutsal Ruh'a küfreden bağışlanmayacaktır.'' (Luka 12:10)

İnsanoğlu tabiri İncil'de İsa'nın kendinden bahsederken kullandığı bir sıfattır. Üstte görüldüğü üzere İsa'ya söven affedilecek ama Kutsal Ruha söven affedilmeyecekmiş. Eğer İsa'da Kutsal Ruh'a denk ayrı bir Tanrısal kişilik bulunuyor olsaydı İsa'ya sövenin de affedilmemesi gerekirdi. Ama sadece Kutsal Ruh'a söven affedilmeyecekmiş. Çünkü Tanrı Kutsal Ruhtur ve Oğul Ruh'u almakla Oğul olur, ayrı bir Tanrısal kişilik değildir.

Zaten Söz, Söyleyen'e bağlıdır. Tanrı'nın Kelam'ı ayrı bir kişilik değil Tanrıya ait bir şeydir. Kutsal Ruh konusunda da bu durum böyledir. Ondan İncil'de 'Tanrının Ruhu' diye de bahsedilir. O da Tanrıdan ayrı bir kişilik değildir. Bir söz söylediğimde sözüm benden ayrı bir kişilik mi olur? Veya ruhum benden ayrı bir kişilik midir? Bu fikirlerin mantıksızlığı açık olsa gerek. İncil'de açıkça belirtildiği üzere;

''Tanrı, Ruhtur.'' (Yuhanna 4:24)

Bakın, ''Tanrı Baba, Oğul ve Ruhtur'' demiyor, Tanrı sadece Kutsal Ruhtur. Kutsal Ruh, biz anlayalım diye kişileştirilip Baba denmiştir. Baba ve Ruhu ayrı kişilikler değildir. Böyle iddia etmek mantıksız bir düşüncedir ve okuduğunu anlamamaya işaret eder. Oğul ise Ruhun hulul ettiği kişidir. Baba bir kişileştirmeden ibarettir. Oğulluk ise bir konsepttir, ayrı bir kişi değil. Tanrı, sadece Kutsal Ruhtur. Musa Yasasının kalkıp İsa sayesinde yeni bir antlaşmanın gelmesiyle Tanrıyla insanın ilişkisi de gelişmiş ve yakınlaşmıştır. İncil bunu anlatır. Önceden köle ve efendi ilişkisine benzeyen, katı kurallara dayanan bu ilişki değişip merhamet ve sevgiye dayanan, Baba ile çocuk arasındakine benzer bir ilişkiye dönüşmüştür. Bu yüzden Tanrıdan Baba diye bahsedilir. Onun sevgisini ve yakınlığını vurgulamak için böyle denir. (Elbette İncil fiziksel bir Babalığı kastetmez. Tanrı Ruh olduğundan penisi yoktur. İncil'de 'Kutsal Ruhtan doğmak'tan da bahsedilir ve böylece Tanrı bir Anne olarak da kişileştirilir. Pavlus da Galatyalılara Mektubunda verdiği örnekte Kutsal Ruhtan 'özgür kadın' diye bahseder. Yani nasıl istiyorsak öyle kişileştirmekte serbestiz. Ataerkil topluma hitap edildiğinden anlasınlar diye çoğunlukla baba denmiştir. Ama erkek egemen Kilise bu konuda da yanlışa düşmüştür fakat bu apayrı ve uzun bir konu.)

Kaldı ki İncil'de Pavlus, Tanrı'nın İsa'nın da Tanrısı olduğunu açıkça yazar;
 
"Rabbimiz İsa Mesih'in Tanrısı, yüce Baba, kendisini tanımanız için size bilgelik ve vahiy ruhunu versin diye dua ediyorum." (Efesliler-1)

Baba diye kişileştirilen Tanrı'nın 'Bilgelik ve Vahiy Ruhu', yani Kutsal Ruh (ki Tanrı ile Ruhu aynı şeydir, zira Tanrı Ruhtur), İsa gibi bize de hulul edecektir ve böylece Baba'yı tanırız, Baba ile bir oluruz. Burada 'tanımak' sözcüğü dikkat çekicidir. Gnosis'e işaret eder. Kutsal Ruhtan 'bilgelik ve vahiy ruhu' diye bahsedilmesi de çok manidardır. Söz'ün, Kutsal Ruh'un bir niteliği olduğunu açıklar. Kutsal Ruh'u alan Söz'ü giyinmiş olur çünkü o kişi bilgelik ve vahiy ruhunu almıştır, her sözü bir vahiydir artık; bu yüzden kendisi de beden almış söz olur.

Açıkça gösterebilmiş olmayı umuyorum ki teslis inancı yanlıştır. İncil'le bağdaşmayan bir görüştür. İsa öğrencilerine ''Gidin ve tüm ulusları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin'' de demiştir. Fakat bu sözlerde Tanrının üç kişilikli olduğu anlatılmamaktadır. Bu sözlerin nasıl anlaşılması gerektiği üstte yeterince örneğini verdiğim ayetlerden belli olmaktadır. Tanrı Kutsal Ruhtur. Bu Ruh insanlar anlasın diye Baba adıyla kişileştirilerek anlatılmıştır. Bu gerçekte varolan, Ruh'tan ayrı bir kişilik değil, biz daha iyi anlayalım diye Ruha verilmiş bir sıfattır. Tanrının bizi çocuğu gibi sevdiğini gösterebilmek için söylenmiştir. Oğul da bize 'Oğulluk Ruhunu' vaat eden İsa'nın sunduğu ilk örnektir. Bu yüzden kendisine İncil'de 'ilk doğan' denir. Oğul adında ayrı bir Tanrısal kişilik yoktur; Ruhu alan insanlar Oğul olur. Ruhu alabilmek için 'çarmıhını İsa gibi taşımak' gerekir. Burada anlatılan hayvani bedenle ve benlikle özdeşleşmeyi aşarak ruhta dirilmektir. Diriliş ve kurtuluş budur. Kendisinin benlik olmadığını bilenler Hakikati bilmiş olur ve İsa bizi kurtaracak olanın Hakikatin Bilgisi (Gnosis) olduğunu söyler: ''Hakikati bilin, Hakikat sizi özgür kılacak.'' (Yuhanna 8:32).

Tanrı sadece Kutsal Ruh'tur ve Baba ile Oğul diye ikinci ve üçüncü kişilikler yoktur. Aslında Kutsal Ruh da bir kişilik değildir. Biz anlayalım diye kişileştirilmiştir. Tanrının kişiliği/benliği yoktur çünkü kendi benliğimizi simgesel bir çarmıhta aştıkça O'nunla birleşiriz zaten. Benlik ve Ruh birbirine zıttır. Pavlus bunu açıkça yazar;

''Kutsal Ruh'un yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz. Çünkü benlik Ruh'a, Ruh da benliğe aykırı olanı arzular. Bunlar birbirine karşıttır.'' (Galatyalılar 12:16-17)

Benlik ve Ruh birbirine karşıtsa, Ruh olan Tanrının bir benliği/kişiliği olabilir mi? Elbette olamaz. Ama Kilise bırakın bir benliği, Tanrı'ya üç benlik birden atfetmiştir!



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.