Titre ve Kendine Dön!

DİN
5,0
18.02.2014 20:27:52
A+ A-

Son zamanlarda ülkemizde yaşanan olaylar esef vericidir. Gerginliğin tırmanışı haliyle duyarlı vatandaşları endişelendirmektedir. Bunun sonucu hiç kimsenin tasvip etmeyeceği olayların başlangıcı gibi görünmektedir. En hassas davranması gereken ülke yöneticilerinin pervasız açıklamaları ne yazık ki, ürkütücü ve bir o kadar da korkutucudur. Sağlık bakanının haber sitelerine düşen sağlıksız ve de talihsiz açıklaması;
            'T.C. kullanılmasının mantığı yok' Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltması T.C.’nin devlet kurumlarındaki tabelalardan kaldırılmaya başlanması tartışmaya neden oldu. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Bakanlığın altındaki kurumlarda TC kullanılmasına gerek yok. Bundan sonra böyle devam edecek" dedi.
            T.C KULLANILMASINA GEREK YOK
       Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Bakanlığın altındaki kurumlarda T.C kullanılmasına gerek yok. Bundan sonra böyle devam edecek" dedi. (AA)
      Böylesine bir ortamda imam ol da dua etme. Milletin hassasiyetleriyle oynamanın alameti var mı şimdi? Bu gerginlik kime ne kazandıracaktır? Bu kadar ölçüsüz taviz vermenin sonu hayır getirecek midir? İktidar sahipleri sosyal dengeyi sağlamakla mükelleftir. Kantarın topuzu kaçtığı anda sosyal patlama kaçınılmazdır. Üniversitelerde “karşıt görüşlü” öğrencilerin kavga ettirilmesi, anlamsız bir kavga ortamına sürüklenmeleri hepimizi endişelendirmektedir. Bir yandan “analar ağlamasın” derken, öte yandan yeni yeni anaların ağlamasına sebep mantıklı olmasa gerektir? Anlamakta zorlandığımız nokta; Türk milletinin değerleriyle alıp verilemeyen nedir? Amaç bu milleti, tarihten silmek midir?
        Araştırmacı yazar Oktan KELEŞ’in yazısından alınan şu paragraflar oldukça ibret vericidir.
             TÜRK TARİHİNE AİT YENİ SIRLAR
        Bilindiği gibi Orhun Kitâbeleri Türk dünyasının bilinen ilk yazılı belgeleridir. Ancak yüzyıllardan beri gözden kaçan veya kaçırılan bir gerçek var ki, bu gerçek de o kitâbelerde gizlidir.
        Şimdi Orhun Kitâbeleri'ne şöyle kısaca bir göz atalım: " Ben Türk Bilge Kağan; doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına kadar, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar hep milletler bana bağlıdır. Bunca milleti hep düzene soktum, ilerlettim. Doğuya ordu sevk ettim. Bunca yerlere gittim.
        Tanrı (Tengri) yardım ettiği için milletime; gözle görülmeyen, kulakla işitilmeyen yerler kazandırdım. Tanrı buyruğu olduğu için, Devletli olduğum için size Kağan oldum. Tanrı yardım ettiği için dört yöndeki milleti derleyip topladım.
        Ey Türk Milleti; Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ilini, töreni kim bozabilir? Ey Türk Milleti, titre ve kendine dön!"
        Bilge Kağan meâlen ve orijinaldeki aslında şunları da anlatmaktadır: " Gittiğim yerlerde güneşin kavurduğu, güneşin battığı son millete gittim. Onların arasında hüküm verdim. Sonra dünyanın öbür ucuna, güneşin doğduğu yere vardım. Orada bulduğum milleti boyunduruğum altına aldım. Birbirileriyle olan çekişmelerine son verdim. Ordumla Tengri buyruğu olarak adalet getirdim. Tengri buyruğu olarak bunları yaptım…."   Türkler Kılıçla Müslüman Olmuştur Yalanı: Tarihte hep şunlar anlatılır: Kuteybe isimli Arap Komutan, Asya'ya sefer düzenlemiş ve Türkler ile savaşmış , Türkleri kılıç zoruyla Müslüman yapmıştır yalanına. Yukarıda anlattığımız konular araştırılırsa, Türklerin zaten var olduklarından beri Tek Allah inancına sahip oldukları görülecektir. Ama biz bir de Kur'an-ı Kerim'den delil verelim. Müslüman, mücahit Kuteybe, eğer gerçekten Türkleri zorla, kılıçla Müslüman yaptıysa, bu iddiayı dillendirenler şunu düşünmezler mi:
        Kur'an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır, Kaf Suresi 45. Ayet: "SEN ONLARA KARŞI BİR ZORBA DEĞİLSİN.O HALDE SEN BENİM UYARIMDAN KORKAN KİMSELERE KUR'AN İLE ÖĞÜT VER…." (Şimdi iddia sahiplerine şunu soruyoruz: Kuteybe; Zorla, kılıçla böyle bir fiil yaptıysa, İlâhi Kelâm'ın mesajı itibarıyla zorba değil midir?) Gaşiye Suresi 22. Ayet: "SEN ONLARIN ÜZERİNDE ZORBA DEĞİLSİN, ZORLAYICI DEĞİLSİN,ZOR KULLANACAK DEĞİLSİN."
        Orhun'un Osman olmasının sırrı bu kılıç ile beraberdir. Nitekim, Osman Gazi'nin oğlunun ismi de yine Türk ismi Orhan'dır. Kayı Boyu'nun kılıcı; Mekke'de dövülmüş, Hz. Osman'a teslim edilmiş, Hz. Osman'dan Osman Bin Talhâ'ya geçmiş ve Osman Bey'e ulaşmıştır. Yani tekrar Kayı Boyu'na, ait olduğu yere dönmüştür.
        Şimdi bunun izahını bize yapsınlar. Şimdiye kadar, iddia edildiği şekilde bu kılıç Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden dönüşte getirilen Mukaddes Emanetlerin içersinde gelmişse, bu kılıcın üzerinde Kayı Boyu'nun işareti ne aramaktadır? Horasan Erenleri'nin ve Melâmîlerin Piri, Hoca Ahmed Yesevî'ye selâm olsun! Bu sırrı ifşa etmeyi sebep kılan Allah'a hamd olsun!    Hz. Osman I. Osman Osman Bin Talhâ II. Osman Osman Gazi III. Osman Ya sonrası? ( Bu konuyu şimdilik açmayacağız….) Buraya kadar anlatılmak istenilenleri anlayanlara selâm olsun…. Manaları sezenlere selâm olsun… Yüce Allah, İslâm'ın Sancaktarı Türk Milletini, Türk Devletini ve Türk Ordusunu muzaffer kılsın!(AMİN) Saygılarımla...
        Türk tarihi şanla şerefle doludur. Türk milleti tarihin hiçbir döneminde zulüm yapmamıştır. Bilhassa hiçte hak etmediği zulümlere katlanmak zorunda kalmıştır. Tarihinde sürekli Çinlilerle didişmiş, en sonunda meşhur Çin seddini yapmak zorunda bırakmışlardır. Mertçe savaşmış, kahramanca ölmesini bilmişlerdir. Devamlı mazlumun yanında olmuş, zalime kafa tutmuşlardır. Yeryüzünde İlayı Kelimetullahı yaymak için mücadele etmişlerdir. Kendilerini Yaratanın yeryüzündeki halifesi olarak kabullenmişlerdir. Savaşta Yavuz kadar heybetli, barışta Yunus kadar ağırbaşlıdır. Mevlana olup gönülleri, Hacı Bektaş olup gönül ötelerini fethetmeyi bilmişlerdir.
        Atatürk diyor ki; “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği, bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en az 7000 senelik Türk beşiğidir! Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı, onların oğlu oldu! Bugün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu! Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir!“
        Sonuç olarak; bu ülke bizim. Kader bu coğrafyada bizi birlikte yaşamaya mecbur etmiş, nimetlerini de külfetlerini de beraber çekeceğiz. Kimsenin huzurumuzu kaçırmasına izin vermemeliyiz. Birlik ve beraberliğimize uzanan elleri emellerine ulaşmadan kırmasını bilmeliyiz. 
     Kara gün kararıp kalmayacaktır. Bu zor günlerin de yüzümüzün akıyla atlatacağımıza inanıyoruz. Türk milleti her zorluğu kıvrak zekası sayesinde aşmasını bilmiştir. “Bu günler gelir geçer düşünme be aslan tertip.” Mevlam neylerse güzel eyler!!!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.