"Tüm izzet Allah'ındır"

"Tüm izzet Allah'ındır" DİN
5,0
19.10.2014 10:01:19
A+ A-

Önce bir anekdot aktarayım: Benim de vaktiyle kendisini gördüğüm ve sohbetinde bulunduğum Allah dostu bir değerli insanın, merhum Mehmed Zâhid Kotku'nun,  'izzet-i nefs'inin birisini bir davranışından dolayı bağışlamasına engel olduğunu söyleyen bir kiye, meâlen "evlâdım izzet Allah'a mahsustur, biz kullar kendimize yani nefsimize 'izzet'i nasıl yakıştırırız!" diye karşılık verdiğini Ekrem Demirli'den bir seminerinde duymuş ve çok etkilenmiştim.

Çocukluğumdan bu yana da 'izzet-i nefs' sözünü hep duymuşumdur. Mehmed Zâhid Efendiye öyle söyleyen insan nâdir biri değildir. Tersine o anlayışta olan insanlar yaygındır. Yani 'izzet-nefs'i gözetmeyi, nefsini / kendini alçaltmamayı, küçük düşürmemeyi, aşağıda kalmasına razı olmamayı insanlar önemserler hep. Zelillik değil de izzet önemsenir; 'nefsin izzeti'nin özenle korunması makbuldür insanlar nezdinde. Oysa bu yaşımda 'izzet'in Allah'a mahsus / özgü olduğunu, insan için 'izzet-i nefs'in boş ve anlamsız bir söz olarak kullanılageldiğini öğrenmiş, anlamış oldum. Olumlu bir anlamı yokmuş o sözün. 

Bu sabah Kur'an okurken Fâtır sûresi 10. âyette, bu yazıya başlık yaptığım sözün geçtiğini gördüm. Merhum Hasan Basri Çantay, Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm adlı eserinde 'izzet'e Türkçe karşılık olarak 'ululuk' demiş. Buna göre söz konusu âyetin meâli (anlam olarak Türkçe çevirisi) adı geçen eserde şöyle ifâde edilmiş: "Kim ululanmak hevesine düşerse (bilin ki) bütün ululuk Allâh'ındır. Güzel kelimeler ancak O'na yükselir. Onu da iyi amel (ve hareket) yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar (a gelince): Onlar için çetin bir azab vardır. Onların (kurdukları) tuzağın bizzât kendisi mahvolur."

Bu âyet meâlinde iki cümleyle ilgili dipnotlar var. İlkinde "Güzel kelimeler"e ait sayfaların O'nun semâsına yahut arşına yükseldiği (El-işâre); kabul ve icabet dergâhına / kapı ulaştığı (Beyzâvî, Medârik) ifade edilir. "Güzel kelimeler", tevhid ve şehâdet kelimeleri veya "Sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illellâhü vallâhü ekber", ya da bütün zikrullah / Allah'ı zikir (Medârik, Hâzin) olarak yorumlanır; zikre, duaya, Kur'an okumaya da şâmil olduğu belirtilir. İkincisinde ise İbn Abbas'a (r.a.) göre bir tefsir / yorum aktarılır, bunu bazı hadislerin de doğruladığı belirtilir. Bu yorum şöyle ifade edilir: " 'Güzel kelimeler' zikrullahtır. 'Sâlih amel' de farzları edâdır. Kim zikrullah ile meşgul olur da farzları yerine getirmezse zikri red olunur. İman temenniden ibaret değildir. onunla bezenmektir. O, kalplerde istikrar bulur, iyi amel ve hareketler de sıdkını / doğruluğunu, gerçekliğini ispat ederse o vakit makbul olur." Hadiste şöyle söylendiği dile getirilir: "Allah bir sözü ancak amel ile, sözü ve ameli de ancak hulûs-i niyyet / niyet temizliği ile kabul buyurur." (Hâzin)



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.